BASKİ’NİN YATIRIMLARI… ATIK SU ARITMA İŞLERİ… EDREMİT KÖRFEZİ’NİN HALİ!

 

BASKİ, ilimizdeki önemli bir yatırım kuruluşu. Vatandaşın talep ettiği su ve kanalizasyon hizmetlerinin yanı sıra, tarımsal sulamada da önemli görevleri var. Çalışanları ve teknik kadrosu da epeyce büyük sayılara ulaştı. Bütçesi de fena değil. Bu hizmet grubunun, belediyelerde il bazında planlama yapması ve uzmanlaşmaya dikkat edilmesi de doğru yöntemler. Fakat daha da önemli olan, yatırımların uygulamaya alınmasında ayırım yapılmaması, adil olunması ve kronik sorunların çözümünün belli bir programa bağlanması elbette. Bu bir zorunluluk. Zira kaynaklar sınırlı nihayetinde ve bunlara özen gösterilmeden tatminkar bir hizmet sunulması da imkansız. Oysa, BASKİ bu çerçevede Balıkesir B. Belediyesi’nin seçilmiş kadrosunun talimatlarına ve tercihlerine uymak zorunda kalıyor. Teknik anlamda bu işlerin uzmanı onlar ama seçilmişler ne derlerse onu yapmak durumundalar.

 

“KRONİKLEŞMİŞ SORUNLAR BASKİ İLE ÇÖZÜME KAVUŞTU” BAŞLIKLARI…

Şimdi artık ülkemiz seçim ortamına da girdiği için, Büyükşehir yine hareketlendi hizmetler konusunda. Meclis’ten yeni bir borçlanma kararı da çıkartıldı. Anlaşılıyor ki, seçmeni etkilemek için öncelik yol yapımına ve devam eden bazı işlerin tamamlanmasına verilecek. Tabii bu dönemde sadece işi  yapmak değil, bunun reklamını da yapmak önemli. Çağımız imaj çağı. Haliyle BASKİ üzerinden de böyle reklam, tanıtım ve övünme işleri yapılıyor. Açılışlar kadar, projelerin halka tanıtımı da öne çıkıyor. Nitekim daha birkaç gün önce, yine böyle bir “tanıtım” metni pek çok gazeteye yollandı ve hemen hepsinde yayımlandı. Başlığı ise “kronikleşmiş sorunlar BASKİ’yle çözüme kavuştu” diye atılmıştı. BASKİ hizmetleri açısından dertli bir bölgede yaşadığım için, ben de ilgileye okudum bu haberi. Sonra da bazı değerlendirmeler yaptım. Sizinle bunları paylaşmak istiyorum.

 

EDREMİT KÖRFEZİ’NDEKİ İLÇELERİN PAYINA NE DÜŞTÜ?

“2019’dan bu yana gerçekleştirdiği alt yapı ve çevre yatırımlarıyla … BASKİ, 20 ilçede 1 milyar 715 milyon 146 bin TL yatırım yaptı… Hayata geçirilen projelerle… Marmara ve Ege Denizi ile su kaynaklarına kontrolsüz atık su deşarjları engellendi…” deniliyordu haberde. Buraya kadar okuyup da “Valla pek böyle olmadı bizde ama..” derken devamına takıldı gözüm. “2019 yılı öncesinde 1 milyon 180 bin kişi kapasiteli 24 adet atık su artıma tesisiyle Balıkesir’e hizmet veren BASKİ; 2019’dan sonra ise 8’i ileri biyolojik arıtma tesisi olmak üzere tesis sayısını 32’ye, kapasitesini ise 1 milyon 317 bin kişiye çıkardı” diye yazılmıştı. Bunu da okuyunca, “Atıksu arıtma işinde sağlanan 137 bin kişilik kapasite artışından Edremit Körfezi’ndeki ilçelere ne düştü?” diye düşündüm haliyle. Bunun cevabı, hepinizin bildiği üzere “sıfır” oldu ne yazık ki. Bize düşen yok, yine avucumuzu yaladık.

 

İLERİ BİYOLOJİK ARITMA TESİSİ VE AKVARYUM BALIKLARI…

Şimdi biraz daha detaylı bakalım bu konuya. Geçen haftaki yazımda, Kepsut’ta son kısmı da açılan ve akvaryumlu gösterilerle kamuoyuna yansıtılan “ileri biyolojik arıtma tesisi” konusuna değinmiştim. BASKİ’nin bu kez yayımlanan haberinde ise “Sındırgı, Savaştepe ve Susurluk’ta yapılan arıtma tesislerinin açılışlarını önümüzdeki günlerde gerçekleştirecek olan Büyükşehir Belediyesi, bunların yanı sıra Bandırma’da 173 bin kişi kapasiteli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi ile Erdek’te 62 bin 750 kişi kapasiteli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi yapımını da sürdürüyor” diye devam edilmiş.

Karasal alanlardaki arıtma tesisi işleri, tarımsal üretim sahalarının korunması çerçevesinde elbette çok önemli. Fakat deniz kıyısında olan ve oraya deşarj yapan alanların arıtma işini de önemsemek gerekiyor. Mesela, Marmara tarafında çok uzun yıllar boyunca mega kentler de dahil bütün şehirlerin ve bölgedeki sanayi kuruluşlarının kirli sıvı atıklarının doğru dürüst bir ön arıtmaya bile tabi tutulmadan denize verildiğini biliyoruz. Ergene Nehri’nin pisliği de borular vasıtasıyla taşınıp Marmara’ya boşaltıldı yetmezmiş gibi. Fakat tüm uyarıları dinlemediler. Aksine ne kadar uyanık olduklarını, nasıl da  pratik çözümler ürettiklerini ifade ettiler. Ancak sonunda korkulan oldu ve Marmara’da “müsilaj” belası gelip çattı. Kafayı duvara vurunca da, anında gözü açıldı o şehirleri yönetenlerin. Düne kadar “canım ters akıntıya veriyoruz pisliği, gidiyor başka tarafa” diyerek övünenler, bu sefer ağız değiştirdiler. Hemen müsilaja karşı en keskin mücadeleyi kendilerinin verdiğini ispatlamaya koştular. Musibet nasihatten evla oldu.

 

YAPILIYOR YAPILMAKTA OLAN!.. GELİYOR GELMEKTE OLAN!..

Düne kadar Erdek ve Bandırma’da atıksuları denize vermekte hiç bir sakınca görmeyen yöneticilerimiz de aynen böyle davrandılar. “Derin deşarj” ile denize vererek atıksulardan kurtulduklarını söyleyenler, bu sefer şartlar değişince, 2017’den beri planladıkları yatırımların nasıl hızla hayata geçirileceğinden dem vurmaya başladılar.

Fakat işin doğrusu yine çok farklıydı her zamanki gibi. Aslında bu işlere müsilaj belası ortaya çıkmadan önce başlanmıştı. Mesela  şimdi “Erdek İlçesi Kanalizasyon Şebeke Hattı ve İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi ve Erdek İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi çalışmaları kapsamında Erdek’e, 77 milyon 894 bin lira yatırım yapılıyor” diyor ya BASKİ; mesela “Bandırma Entegre Su Projesi Paket 1 Atık Su Arıtma Tesisi ve Bandırma Entegre Su Projesi Paket 2 İçme Suyu ve Atık Su Hatları çalışmaları için  toplam 356 milyon 452 bin liralık yatırım yapılıyor” diyor ya yine; bunlara gerekçe olarak da Marmara kirliliği ifade ediliyor ya; asıl neden bu değil.

Bölgeye yapılacak sanayi yatırımlarından önce, kamu adına üstlenilmiş olan pek çok hizmetin tamamlanması asıl gerekçe. Sanayici  gelecek, yatırım yapacak diye yıllardır yollar, viyadükler, köprüler yapıldı kamu adına; belediyenin payına da bu işler düştü. Bu gerçek bilindiği halde, 434 milyon lirayı bulan yatırımı deniz kirliliğine bağlamak ne kadar inandırıcı olur şimdi? Her neyse, yapılıyor zaten yapılmakta olan yatırımlar, gelmekte olan sanayiciler için ama yapılan işler de reklam faslından “müsilaja karşı istikrarlı mücadelenin bir tezahürü olarak” sunuluyor yine de. Reklamın iyisi kötüsü mü olur? Fakat kirletenin kimler olduğu da ısrarla söylenmiyor tabii.

 

ERDEK VE BANDIRMA’YA HAYIRLI OLSUN…

Buraya kadar öne çıkan iki husus var bence. Birincisi, çevreciler söylerken hiç dikkate alınmayan ama müsilaj belasından sonra mucizevi bir çare olarak bütün yöneticilerin diline yapışan “ileri biyolojik arıtma” kavramına dikkatinizi çekmek isterim. Hatta bu tesisleri inşa etmek adına nerelerden hibeler bulunup alınıyor bir bilseniz. Üstelik “Biyolojik Koku Giderim Sistemiyle de çevreye yayılarak insanı rahatsız eden kötü kokular ortadan kaldırılacak” diye övülüyor. Fakat bu sefer “Edremit’te Altınkum sakinleri bunu duymasın” demeyeceğim. Aksine özellikle onlar duysun bu durumu. Fakat tıpkı Kepsut’ta olduğu gibi, bu sefer de Erdek ve Bandırma’ya “hayırlı olsun” diyeceğim elbette. Tarım topraklarına insafsızca çöken sanayiciden çok daha fazla oradaki vatandaşların hakkı var bu yatırımlara, temiz suya, kokusuz arıtmaya, temiz denize. Hayırlı olsun, hatta çok daha iyileri olsun.

 

ATIKSUYU TEMİZLEYECEK BİR TESİS YOKSA…

İkincisi ise Edremit Körfezi’ndeki duruma bakılması elbette. Tamam bizde müsilaj belası yok ama madem denizlerin kirlenmemesi çok önemliymiş yöneticilerimiz için, acaba BASKİ’nin 2019’dan bu yana yaptığı 1 milyar 715 milyon 146 bin TL yatırımdan ne kadarı düştü Körfez bölgesine? Altınoluk ve Güre’de yaşanan su krizi nedeniyle yapılan yatırımlar ile Cennetayağı’na yapılan kısa kanalizasyon hattı dışında ne yapıldı ki? Atıksu yatırımı ise hiç yapılmadı. Bizde de müsilaj olsun diye mi bekliyorlar acaba? “BASKİ, son 3 yılda toplamda 601 bin metre kanalizasyon şebeke hattı yapımını tamamladı” deniliyor ama Körfez’de pek çok sitede hala “Kanalizasyon İstiyoruz” pankartları asıyor vatandaşlar. Tek başına çözüm değil elbette kanalizasyon. Bunun terfi istasyonu var, kolektörü var ve nihayet bir de arıtma tesisine bağlanmak zorunda. Mesele sadece foseptik ve vidanjörden kurtulmakla bitmiyor ki. Atıksuyu  temizleyecek bir tesis olmadıktan sonra, temiz deniz de hayal olur yine.

 

O PARALARLA BİR ARITMA TESİSİ YAPILAMAZ MIYDI?

Peki Edremit’te arıtma tesisi ve kanalizasyon hattı yapmayan BASKİ ne yapıyor? Taş döşetiyor. Evet yanlış okumadınız, Edremit Çayı’nın yamaçlarına taş tahkimat yaptırıyor. İhaleyi yapmış. Yer teslimini de Ekim 2022’de gerçekleştirmiş. İş 17 ay sürecek ve Şubat 2024’de, yani yerel seçimlerden önce bitmiş olacak. Arada iki tane de yıl sonu atlanacak ve bu da müteahhitin iki defa fiyat farkı alacağı anlamına geliyor. Üstün bir zeka ürünü olmuş bu ihale yine.

Peki niye taş tahkimat yaptırıyor dereye BASKİ? Çünkü Yücel bey, derenin yanına iki şeritli yol yapmak istiyor. Tabii ki burada yola da ihtiyaç var ama BASKİ neden arıtma tesisi yapmıyor da taş tahkimat işine giriyor? Önceliğe kim karar veriyor? Kaça yaptırıyor peki bu işi? İhale bedeli olan 37 milyon lira, 2024 Şubat’ında kaça çıkar sizce? Bu miktarda bir parayla arıtma tesisi pekala yapılmaz mıydı? Üstelik herkes de biliyor ki, bu yol Edremitlilerin zorunlu ihtiyacı olduğu için değil, Dalyan’da satılmak istenen Hazine arazilerinin muhtemel alıcıları için yapılıyor. Yani Yücel bey, bu yolu o zengin alıcılara çok daha fazla layık görüyor herhalde. Aksini söylerse, “niye 2019’da başlamadın işe o zaman?” diye sormaz mı vatandaş?

 

YENİ İMAR PLANI.. YÜCEL YILMAZ’IN PRATİK ÇÖZÜMLERİ… DERİN DEŞARJ İŞLERİ…

İyi de yol yapılıp bitirilse bile, o zengin alıcıların da burnunun direği kırılmayacak mı Zeytinli Atıksu Arıtma Tesisi’nin yaydığı kokudan? Kırılacak tabii ki. Ancak Yücel bey’in ona da bir çözümü var. Tesisi oradan alıp yerel yönetimin Çıkrıkçı’daki bir tarım arazisinde yeniden inşa etmeyi çok istiyor. Bu nedenle de imar planı değiştirme girişimleri yaptı. “Onay alır mı Çevre Bakanlığı’ndan?”, “hukuka giderse vatandaşlar, ne olur sonuç?” gibi durumlar da var haliyle.

Peki, bütün bunlar istediği gibi çözümlense bile, o koca arıtma tesisi  oyuncak gibi taşınır mı oradan? Yenisi inşa edilecek ki, eskisi de boşaltılıp yıkılsın, plana göre yeşil alan yapılsın değil mi? Kaç sene sürer inşaat  acaba? Bu kadar acelesi vardıysa, yol için para harcayacağına yeni arıtma tesisine başlasaydı daha iyi olmaz mıydı? Fakat Yücel bey’in buna da “pratik” bir çözümü var. Yenisi yapılıp bitene kadar eskisinin orada kalmasına da tahammülü yok. Eskisini yıkacak ve yenisi yapılana kadar Edremit’in bütün atıksuyunu derin deşarjla doğrudan Körfez’e verecek.

 

BİLİMSEL OLMASA DA… “BEN YAPINCA OLUR!..”

“Arıtılmış veya arıtılmamış” diyor üstelik, “çok derin deşarj” yapacakmış. Bilimsel değil ama “ben yapınca olur” diye düşünüyor muhtemelen. 2018’de denemişti BASKİ olmadı, hukuk ve bilim kabul etmedi. Bırakılsa yeniden denemekte sakınca görmeyecek. Oysa Edremit Körfezi kapalı bir su havzası. Üstelik çok dar iki geçitle açık denize bağlanan bir hassas su alanı. Denizin karşı tarafında da başka bir ülkenin adası var. Diyelim kendi kıyısını kirletmekte sakınca görmüyor, diğer ülkeye nasıl yapabilecek bunu acaba? Hangi bilim insanı, hangi diplomat bu işe onay verir ki? Yücel bey arazi satacak diye bunca garip işlere, bunca ekolojik kırıma gerek var mı?  Neyin bedeli bu acaba? Yücel bey’in siyasi geleceği bu arazi satışına mı bağlı? 

Sonuçta, beklendiği gibi BASKİ’nin Edremit Körfezi’ne dair yine “müjdeli” bir haberi yok. Seçim öncesi olmasına rağmen yok. 2014’ten beri sürdürülen bu tarz bir alışkanlık haline geldi. Zaten Körfez’deki vatandaşların da bu saatten sonra göstermelik bir temel atma işlerine inanacakları yok. Yirmi yıllık varlığını maden, inşaat, enerji ve kentsel rant üzerine kurmuş olan bir anlayışa, artık sandıkta yanıt verecek vatandaşlar. Gerisini yeni gelenlerle konuşacaklar artık.

 

Exit mobile version