tarik @ politikam.com

İSTERİZ Kİ, siyasetçi milleti gidişatı yorumlasın halk için.

Türk – Amerikan krizini meselâ..

Öyle bir  analiz etsinler ki.. İçinde hiç hamaset olmasın.. “Dış güçler” repliği geçmesin.. Biz ne yaptık da böyle oldu, Amerika ne yaptı da böyle oldu; dürüstçe anlatsınlar işte.

Bu krizin sonu nereye varacak, nasıl sonuçlanacak, eskisi gibi mi devam edeceğiz yoksa Amerika ile savaşa mı gireceğiz, falan filan.

Okumuş görmüş, yalamış yutmuş çocuklar hepsi.

Meselâ iktidarın milletvekilleri, “Reis ne yaparsa doğru yapar, her şeyin iyisini Reis bilir, O’na güvenin” türü klasik kurtuluş cümleleri kurmasınlar.

Bu krizden nasıl çıkar Türkiye, ona dair teori geliştirsinler.. Dinleyelim.. İkna olalım.

Bizim gibi düz mantıkla vaziyeti idare edenler için açılım olsun, bilgi olsun.

Dövizdeki yükselişin sırrı.. Bu yükselişin nereye kadar gideceği.. Bu işten etkilenen üretim sektörlerinin iflastan nasıl kurtulacağı.. Faiz politikaları.. Hükümet’in ekonomik krizden kurtuluş formülleri.. Bankaların durumu.. Millet böyle bir kriz ortamında ne yaparsa en zararla atlatır türü sorulara gerçekçi yanıtlar…

Özetle, iktidar ateşi yükselen Türkiye’de her şey yolundaymış havasında ama.. Aslında Türkiye nereye gidiyor; buna dair bir kuple bilgi işte.

Hepsini geçtik, dosdoğru bir seçim analizi bile dinleyemedik arkadaşlardan.

Hani üstünden zaman geçti, taşlar yerine oturdu; artık neyin ne olduğunu konuşabilirler.

Mevzu seçim olunca en ön safa geçen belediye başkanları var, il – ilçe başkanları var; rol çalmak için kırk takla atıyorlar ya hep.

Parti içi mevzular, adaylık yarışı falan varsa, uykusuz duraksız hepsi.

“Haydi şu ekonomik kriz mevzularına dair bir şeyler söyle” desek..

Yoklar.

Muhalefete bakıyoruz..

Meselâ CHP’nin vekilleri..

İktidarın vekilleri gibi düğün dernek ziyaret paylaşımları yapıyorlar sosyal medyada.

CHP’liler zaten imzayla, kurultayla meşgul.

İmza veren delegelere, imzalarını geri çektirmek için adam adama markaj yapmışlıkları da var.. Meşguller yani.

 

***

AMA daha çok milletvekilleri..

Hani bu kriz ortamında yine ağır yükün büyük bölümünü yüklenecek olan vatandaşın yüreğini ferahlatmak adına yani..

“İlk işimiz, milletvekilleri maaşlarına zam yapmak oldu” deyip, “bu kriz ortamında kendilerinden de az biraz fedakarlık beklendiğinin bilinciyle..

“Bu maaşlar çok fazla” deyiverse meselâ…

Mümkün mü?

Bir milletvekilinin devlete aylık maliyeti ne kadar?

Elli beş bin beş yüz doksan altı lira.

Vekilin aylığı yirmi küsur bin lira.

İletişim, sağlık, seyahat giderleri..

Yanlarında çalışan danışmanların maaşları..

Vesaire giderler.

Toplamda elli beş bin küsur lira.

Altı yüz milletvekili olunca..

Aylık toplam otuz üç milyon küsur lira.

Yıllık toplam..

Dört yüz milyon lira civarında.

Meclis bütçesinin yarısı yani.

E şimdi Meclis’in de, vekillerin de iş yükü azalmış durumda.

Yeni sistem, vekilleri pek çok alanda boşa çıkarıyor.

Yani, eskisi gibi çok çalışma kaygısı yok.

Vekillerin bundan sonraki işlevleri, kendi seçim bölgelerinde vatandaşın arasında olmak.

Ofis açıp gelenin gidenin derdini dinlemek.

Ankara ikinci planda.

Bu ortamda.. Hem de Türk – Amerikan krizi, beraberinde gelen ekonomik kriz, iflasını isteyen yüzlerce şirket, işsiz kalma korkusu yaşayan milyonlarca insan, çocuğunun eğitim masraflarını karşılayamaz hale gelen anne babalar, ay sonunu getirmek için yine kemer sıkma zorunda kalacak emekliler, falan filan.

O vekillerden biri ikisi, bu gerçekleri göz önüne alıp, “bu maaşlar bize fazla, bugünkü koşullarda vekil maaşını öğretmen maaşıyla eşitleyin” dese.

Hani vekillik iş değil, sanat değil, para kazanmak için yapılan bir şey değil.

Siyaseti sevenin gönüllü yapacağı bir iş.

Paradan önce, ülke sevgisi, insan sevgisi, bu ülkeye karınca kaderince hizmet etme isteği..

Yani, maddiyattan önce bunlar öncelikli olmalı.

 

***

ŞİMDİKİ işlevleri nedir vekillerin?

Facebook’ta, Twitter’da fotoğraf paylaşmak.. Kimi ziyaret ettiklerini yazmak.. Nereye gittiklerini belirtmek.. Kiminin düğünü, kiminin cenazesi, kiminin çay daveti falan filan.

Gülücüklü selfiler, bol tebessümlü kareler.

Düğün varsa gülücük, cenaze varsa hüzün.

Hani o sözdeki gibi:

Düğün evinin tefçisi, ölü evinin yasçısı.

Lay lay lom yani.

 

 

******************  

 

Sındırgı’daki kazanın

perde arkası

 

GEÇEN gece Sındırgı Emendere yolunda bir kaza yaşandı.

Emendere yakınlarında virajda kontrolden çıkan otomobil, karşı yönden gelen otobüse çarptı.

Kazada bir kadın ve bir çocuk hayatını kaybetti. Otomobildeki iki kişi yaralı olarak kurtuldu.

Kazada iki can kaybı yaşandı.

Sıradan bir trafik kazası gibi anlatıldı olay.

Oysa işin içinde siyasi trafik de vardı.

AK Partililer, vekiller, başkanlar, parti yöneticileri, gençler, kadınlar, danışmanlar falan, cümbür cemaat teşekkür ziyaretindeydiler. İlçe turlarına çıkıyorlardı. Sırada Sındırgı vardı.

Ziyaret, teşekkür faslı bitmiş, ekip Emendere Termal’e yemeğe gidiyordu.

Ramazan Komaç’ın kullandığı otomobilin, virajı alamayıp otobüse çarptığı, sonra sürüklenip devrildiği söylendi.

Altı yaşındaki Yiğit Miraç ve 32 yaşındaki Ayşe kaçmaz olay yerinde hayatlarını kaybetti.

Kazada ölenlere Allah’tan rahmet diliyoruz.

Kaza, ajansların bildirdiği kadarıyla, virajı alamayan otomobil sürücüsünün kontrolünü kaybetmesi sonucu yaşanıyor.

Otobüste kusur var mı, yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkacaktır.

Burada neyi ima ediyoruz? Ya da ne demeye çalışıyoruz?

AK Partililerin Sındırgı ziyareti sırasında yaşanmış bir kaza..

Haydi vekiller, başkanlar kendi araçlarıyla önden gitmiş Emendere’ye.. Otobüstekiler kazaya tanık olmuş.

..Ki, vekillerin danışmanları, bir iki gazeteci, sosyal medyada dakka geçirmeden bir şeyler paylaşan arkadaşlar var aralarında.

Kazadan tek görüntü yok!

Sosyal medya hesaplarında olay anından çekilmiş tek bir kare yok.

Her dakika bir şeyler paylaşmadan duramayan arkadaşlar, “böyle bir olaya tanık olduk, çok üzüldük” bile demiyorlar; tuhaf değil mi?

Ertesi günü kazada ölenlerin cenazeleri Sındırgı’da toprağa veriliyor.

Bu olaya bizzat tanık olan, çoook sonra Facebook hesaplarından “başsağlığı” mesajları yayınlayan arkadaşların hiç birisi cenaze törenlerinde yok.

Bir tek Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş’ı gördük cenaze resimlerinde.

Vekiller, başkanlar, parti yöneticileri, şunlar bunlar.

Cenaze törenine katılıp ölenlerin yakınlarına başsağlığı dilemeye zaman bulamamışlar.

İlginç.