Bir araştırmaya göre, ülkemizde 650 bin civarında üstün zekâlı çocuk olduğu tahmin edilmektedir. Bu çocuklar bu ülkenin önemli değerlerindendir, ancak toplum ve okullarımız olarak onların çok da farkında değiliz.

Dikkat eksikliği var, ilgisiz, hiperaktif, asosyal gibi ifadelerle yaftalıyoruz onları. Anlamak için çaba dahi sarf etmiyoruz.

Devlet olarak da zihinsel engelli çocuklarımıza haklı olarak sunduğumuz imkânları, bu nitelikli bireyler için sağlama noktasında başarılı olduğumuz da söylenemez.

Sonuç olarak onlar, toplumumuzun kanayan bir yarası; yalnızlar, anlaşılmak ve hak ettikleri eğitimi almak istiyorlar.

Üstün nitelikli bireyler, potansiyeli çok yüksek fertlerdir ve bu yüzden kontrol edilmeleri gerekmektedir. Aksi halde bu bireyler, karşımıza tehlikeli fertler olarak da çıkabilirler.

Kaldı ki onlar, bu ülkenin bilim ve sanat alanında parlayan yıldızları olma yolunda, yüksek kapasiteleri olan bireylerdir. Ülke olarak onları kaybetme lüksümüz yok ve olamaz da, fakat uygulamada pek de öyle olduğumuz söylenemez.

Lafımız işini doğru yapanlara değil elbet.

Amacımız da bu alandaki sorunları ortaya koymak.

Eğri oturup doğru konuşalım.

Öğretmenlerimizin geneli, bu çocukları anlama noktasında ve onlara karşı nasıl davranmaları konusunda yeterli donanıma sahip midirler?

Hatta ülkemizin genelindeki Rehberlik Araştırma Merkezleri, ne kadar yetkindirler ve üzerlerine düşen sorumluluğun ne kadar farkındalar acaba?

BİLSEM tarafından bu çocukların teşhisinde, ilk aşama olarak kullanılan sınav sistemi ne kadar doğru çalışıyor?

Öğretmenlerimizi yetiştiren üniversitelerimiz, onlara bu çocuklar hakkında yeterli bir donanım sağlıyorlar mı?

En önemlisi de toplum olarak biz, bunu dert ediyor muyuz?

İlginçtir, hepimiz zeki çocuklara sahip olmak isteriz, ama bu üstün nitelikli fertlerin farkında da değilizdir aynı zamanda.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu derler ya, aynen o misal.

KAYABEYRO ve KARESİ AKIL

Benim bir derdim var. O da ülkemin eğitim sistemi. Bu eğitim sisteminden en fazla olumsuz etkilenenler de bu üstün nitelikli bireylerdir.

Aynı zamanda iki de hayalim var Balıkesir’im ve güzel ülkem için. Çocuklarımızın farkındalığını arttıracak, kendilerine özgüven sağlayacak, zekâ düzeylerini bir kademe daha yükseltecek ve üstün zekâlı çocuklarımızı da fark etmemizi sağlayacak iki hayalim, iki sosyal sorumluluk projesi.

Kayabey Robot Olimpiyatları – KAYABEYRO

Karesi Akıl Oyunları Olimpiyatları – KARESİ AKIL

Sayın Valim,

Sayın Kaymakamlarım,

Sayın Rektörüm,

Sayın Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanlarım,

Sayın İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlerim,

Sayın Sivil Toplum Kuruluşları,

Sayın Balıkesirliler,

Sesim bu satırlardan size ulaşır da karşılık bulur mu acaba? Dedim ya, eğitim sisteminden yana bir derdim ve buna karşın da iki hayalim var. Kaliteli insan ve bilinçli gençler yetiştirmek adına olan bu hayallerime destek verir misiniz? Hayallerim hayallerimiz olabilir mi?

Bakınız, MEB İngilizce Öğretmeni olan Dr. Bengü Türkoğlu’nun “Oyun Temelli Bilişsel Gelişim Programının 60-72 Aylık Çocukların Bilişsel Gelişimine Etkisi” isimli doktora tez çalışmasında nasıl bir sonuç elde edilmiştir?

Oyun temelli zekâ eğitimiyle desteklenen çocukların zekâ seviyelerinde 14 puanlık bir artış yaşanırken, bu eğitim ile desteklenmeyen diğer çocukların ise bir gelişme kaydetmedikleri görülmüştür. Dolayısıyla bu çalışmada, oyun temelli bilişsel eğitimin çocuk ve gençlerimizin tüm eğitim hayatı boyunca müfredatın bir parçası olması önerilmektedir.

Ayrıca UC Berkeley Üniversitesi’nden Dr. Silvia Bunge ve ekibi, çocukları zekâ oyunları ile oynatarak yaptıkları çalışmayla çocukların zekâ seviyelerinde 13 puanlık bir yükselmenin olduğunu ortaya koymuşlardır.

Sonuç olarak KAYABEYRO ve KARESİ AKIL, çocuk ve gençlerimizin zekâ ve farkındalıklarını arttıracak, onları kodlama ve robotik ile tanıştırarak kaliteli bireyler haline gelmelerini sağlayacak potansiyele sahip sosyal sorumluluk projeleridir.

Kaliteli insan ve bilinçli gençler yetiştirmek adına olan bu iki sosyal sorumluluk projesine destek verir misiniz?

Sağlıcakla kalın.