Havadan sudan işlerin yeterince önemsenmediği ülkemde, bazen güzel gelişmeler de yaşanıyor.

Bakınız Türkiye Kayak Federasyonu (TKF), Sayın Erol Yarar’ın 2014 yılında başkanlığa gelmesiyle birlikte, 12 yıllık bir plan dâhilinde, kayak sporu ve turizmi vasıtasıyla, ülkemizin dağlarının kalkındırılmasını hedefe koymuş ve bugün de bu yolda emin adımlarla yürümektedir. Kayak sporunun ve kayak turizminin yapıldığı 80 ülke içerisinde, son sıralarda yer alan Türkiye, çıktığı bu yolda hem sporcu sayısını arttırmayı hem de yılda 9,5 milyonu yabancı olmak üzere, toplam 13,5 milyon turisti kurulacak kayak merkezlerine çekmeyi hedeflemiş durumdadır. Ayrıca olimpiyatların yarısını oluşturan kış olimpiyatlarının da, 2026 yılında ülkemizde yapılmasını sağlamak diğer önemli bir hedeftir. Bu hedefler doğrultusunda, toplam 48 milyar avroluk bir yatırım ile 2026 yılına kadar, kayak yapılabilecek 100 bölge faaliyete geçirilecektir. Bu bölgeler üzerinde de yaklaşık 5 bin otel kurulacaktır. Böylelikle ilk etapta ülkemizin yıllık 11 milyar avroluk bir gelire sahip olması sağlanacak ve sonrasında da bu gelirin önemli ölçüde yıldan yıla artması için çaba sarfedilecektir. Eğer bugün bu alanda lider konumda olan Avusturya’nın yılda 44 milyar avro gelir elde ettiği düşünülecek olursa, kayak sporu ve kayak turizmini altın yumurtlayan bir tavuk olarak görmemek için hiçbir neden bulunmamaktadır.

 

Peki, havadan sudan işler, böylesine iddialı ve ülkemize itibar sağlayacak bu projenin neresinde yer almaktadır derseniz, onu da şöyle açıklayalım.

 

Bu proje sadece bir alt yapı ve üst yapı projesi değildir. Projenin hayata geçebilmesi için öncelikle, uygun alanların tespit edilmesi gerekmektedir. Bu uygun alanlar da sadece topografik özellikler ile belirlenemez. Topografik uygunluğun yanında meteorolojik yönden de uygunluğa bakılması elzemdir. Seçilecek bölgelerin kar, rüzgâr, sis, sıcaklık, güneşlenme miktarı ve süresi bakımından da uygun olması gerekmektedir. Ayrıca iklim değişikliği etkilerinin de dikkate alınması durumunda bu bölgeler, gelecekte de faaliyet gösterebilecek yerler olmalıdırlar. Tüm bu değerlendirmelerin yapılabilmesi için meteorolojik ve klimatolojik analizlerin eksiksiz olarak yapılması önem arz etmektedir. Bunun yanında, seçilen bölgelerde kurulacak yaşam alanlarının da, Şehircilik Meteorolojisi’nin ilmiyle ortaya çıkarılması dikkat edilmesi gereken diğer bir noktadır.

 

Daha işin başında, havadan sudan işlerin önemine vakıf olarak doğru adımlar atan TKF’yi ayakta alkışlıyorum. Ayrıca bir spor dalını sadece bir spor olmaktan çıkarıp, aynı zamanda büyük bir ekonomi çarkına dönüştürme becerisini ortaya koyan TKF’yi tekrar tekrar alkışlıyorum.

 

Bilimin sonuçlarından faydalanabilme yeteneğine ve liyakate dair güzel bir örnek olan bu projenin başarısını canı gönülden diliyorum. TKF’nin ve sahip olduğu bu anlayışın diğer kurumlarımıza da örnek olması dileğiyle ve proje kapsamında kurulacak tesislerde buz pateni imkânlarının da düşünülmesi ümidiyle sağlıcakla kalın.