Eveeeet; tam da futbolu yazacak, tartışacakken yin patlayan bomba, yine ölümler, yine kaos, yine korku. En enterasan olanı da yurt dışında da terör eylemleri adeta azdı. İşte Belçika'nın göbeğinde patlayan bombalar, terörün, dil, din, renk, ırk ve millet ayırmadığını bir kez daha acı bir olayla gözler önüne serdi. Elbette bundan futbolda etkilendi.

Dünya derbileri arasında olan Fenerbahçe - Galatasaray derbisi ilk kez hava şartlarından değil terör bağlamında acılar yaşanmaması şartından ertelendi. Artık bir futbol maçını dahi sabote edecek kadar alçalan bir terörist düşüncenin kaos ortamını yaşıyoruz ve tüm dünya yaşıyor. Artık hergün şehit haberlerine alıştığımız günümüz Türkiye'sinde tek tesellimiz, skorundan mutluluk duyduğumuz, en acılı günlerde taraftarı olduğumuz takımın galibiyetiyle biraz olsun yüreğimizin ferahladığı, avunduğumuz, bir nebze sevindiğimiz bu kitlesel spor eylemide maalesef terörün acı yüzünü göstermesi ile tam bir çıkmaza girmiş durumda.

Düşünün durumun vehametini; ulusal takımımız bile bu terörden korunmak adına Antalya'da yüzlerce güvenlik görevlisi eşliğinde idman yapıyor. Kamp yapılan otele yaklaşmayı bırakın futbolcuya o eskilerde alıştığımız ''abi bir selfie yapalım mı, bir imza atar mısınız formaya" güzellikleri günümüzde mazi oldu maalesef.

Şartlar bu kadar ağır ama bizim işimiz futbolu yazmak. ''Futbolu o dünyanın en keyif veren en popüler spor dalını konuşmak.''  Allah tüm şehitlerimize terörist saldırılarda can veren milliyeti , dini, düşüncesi ne olursa tüm insanlara rahmet eylesin. Ve bu son olsun diyorum dua ediyorum.

Gelelim maça.  

Şanlıurfa takımı bu maça bir puan için gelmiş. Ama olur ya bir tane atar üstüne yatar, bunu üç puan yaparsak ne ala düşüncesinde maça başladı.  BALKESLER ise geçtiğimiz hafta alınan üç puanın ardından alınacak bir üç puanın kendilerini nerelere taşıyacağını bilerek ve atak bir futbol anlayışla başladı maça. Ama karşınızdaki rakip sizi oynatmak istemeyince BALKESLER'in de futbolu vasata dönüştü.  Hani bir tabir vardır; kalecilere bir sandalye versek yeriydi. Futbol orta sahada her iki takımın oyuncuları arasında sıkıştı kaldı. Zaman zaman saman alevi misali ataklar oldu, olmadı değil. Ama bunlar sonuçsuz kalan ve cılız olan ataklardı.

Balkesler'de kim ne derse desin bir santrafor sıkıntısı var. Zefuik beklentilerin altında kalıyor. Form düzeyi düşük. Bu da onun alternatifsiz olmasından kaynaklanıyor. Yani iyi de olsa kötü de olsa banko oynarım havasında. Tadiç sakatlıklardan kurtulamadı ve tarz olarakta yırtıcı ve defansı zorlayan bir yapısı olmadığından etkisiz bir forvet görünümünde. Evet ceza alanı içinde duracağı yeri biliyor ve rahat pozisyon bulursa golü yapıyor. Ama PTT Ligi burası, resmen bir arena. Güçlü olan, hırslı olan kazanıyor. İşte bu olumsuzluklara rağmen Allah'tan elimizde oyunu çevirecek bir, iki klas ayak var.

 

İşte  o bir, iki dediğim isimlerden Kerim; adeta soyadını çağrıştıran AVCI'lığını konuşturdu ve ceza alanı dışından çok güzel ve kalecin ters ayakla yakalandığı bir pozisyonda golü buldu 1-0. Bu gol rakibimizi de mecburen uyandırdı. Artık giden puanın hesabını yapan Urfa takımı daha ileriye çıkmaya ceza alanımızda pozisyonlara girmeye başladı ki burada noktayı koyup;  -Belki de takımın en iyisi Kaleci VUKOVİÇ- bu ataklardan tehlikeli olanlarını bir bir geçiştirdi bence atanımız iyiydi ama tutanımız çok daha iyi Maaşallah.

Tugay Kerimoğlu tüm riskleri aldı. Hatta defanstan oyuncu çıkarıp forveti güçlendirdi. Ama buna ne zaman ne de BALKESLER izin vermedi, üç puanı hanemize yazdırdık. Şimdi önümüze daha net bakabiliyoruz, hedefimizi ilk altı artık ve bu lig arasını iyi değerlendirip Malatya'dan puanla dönmek amacımız. İnşallah o da olur. Her zaman söylüyorum yazıyorum; "bir takım futbolcusuyla, yönetimiyle, taraftarıyla ve kentin tümüyle kenetlendiğinde başarı gelecektir." Sevgilerimle ....