Sınırlarımızda ülkemizin ulusal güvenliğini ve bütünlüğünü yakından ilgilendiren önemli gelişmeler olurken Kıbrıs sorununa ilişkin olarak Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’in Rum Fileftheros gazetesine yaptığı açıklama anlamlı olduğu kadar dikkat çekicidir.

Geçen yıl (2017) İsviçre’de başarısızlıkla sonuçlanan Kıbrıs müzakerelerinin kaldığı yerden devam etmesini isteyen Rum lider Anastasiadis, Türk askerlerinin adada olmayacağı ve Türkiye’nin de garantörlüğünün kalkacağı bir çözümden yana ısrar edeceklerini söylemiştir.

Anastasiadis’in İsviçre’de yapılan görüşmelerin çöküşüne ilişkin iddiası şöyledir:

“Ada’da bir süreliğine 2 bin kişilik çok uluslu bir polis gücü kalmasını, eğer taraflar arasında çatışmalar engellenemez seviyesine gelirse taraflardan birinin çağrısıyla BM Güvenlik Konseyi’ne gidilmesini istedim. Bu noktada müzakereler çöktü” (Ömer Bilge, Lefkoşa, Hürriyet, 29 Mart 2018)

Rum liderin bu iddiasına karşın KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay “müzakerelerin kaldığı yer, müzakerelerin çöktüğü yerdir” (Cumhuriyet, 1 Mayıs 2018) sözleriyle Anastasiadis’e gereken yanıtı vermiştir.

Rum liderin Kıbrıs’ta Türk askerlerini istememesi, Türkiyesiz bir çözümden yana tavır alması kaygı verici bir gelişmedir. Anastasiadis, Annan Planı’ndan daha kötüsünü istediğini cüretkâr ifadelerle söylemekten çekinmemiştir. Gücünü ABD ve Batı’dan alan Kıbrıs Rum kesiminin KKTC’ye yönelik bakış açısı ve önyargısı hiçbir zaman değişmemiştir.

ABD’nin, Batı’nın, Rumların ve özellikle İngiltere’nin istekleri doğrultusunda hareket eden Anastasiadis’in KKTC’ye yönelik yanlı tutumunu değiştirmeyeceği anlaşılmaktadır.

İleriye dönük olası görüşmelerde Türk tarafının çok dikkatli ve hazırlıklı olması gerekiyor. ABD, Batı ve Kıbrıs Rum Kesimi hazırlanan planın uygulanması için fırsat kollamaktadır.