Ekim ayının yaklaşmasıyla beraber, yaz saati uygulamasının bir israf mı, yoksa bir tasarruf mu olduğuna dair tartışma ve görüşler gündemimize yeniden oturmaya başladı. Muhtemelen bu konu, ilerleyen günlerde gündemimizde daha da yer alacaktır.

İlk olarak, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), yeni bir bildiri yayınlayarak konu hakkındaki bildik israf görüşünü yeniden toplumumuzla paylaştı ve zararın 2,8 milyar TL olduğunu belirtti. Bundan kısa bir süre sonra da, hukuksal bir nedenden dolayı, Danıştay’ın uygulama hakkındaki yürütmeyi durdurma kararı geldi. Bu ani gelişme üzerine de Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, uygulamaya devam edileceğini ve uygulamayla yaklaşık 540 milyon TL’lik bir tasarruf sağlandığı bilgisini bizlere açıkladı. Bu süreçte de çeşitli basın kuruluşları, bu haberleri gazete, internet ve televizyonlarda yayınladılar. Sonuç olarak, konu hakkında Bakanlık tasarruf yapıldığını ifade ederken, EMO ise aksine israf söz konusu olduğunu belirtmektedir. Peki, gerçekte olan nedir?

EMO yaptığı açıklamalarda israf sonucuna, ayların birbirini takip eden yıllardaki değişim oranlarına bakarak ulaştığını ifade etmektedir. Örneğin, Ocak 2016’da 23.734.763 MWh (megawatt saat) elektrik tüketimi yapılmışken, Ocak 2017’deki tüketim ise 25.100.648 MWh olarak gerçekleşmiştir. Sonuç olarak da, Ocak 2017’de yaklaşık % 5,75’lik bir artış yaşanmıştır. EMO, aynı şekilde diğer ay değişimlerini de elde etmiş ve genel değerlendirmesi neticesinde, bu artışların ekonomik büyüme ve mevsimsel sıcaklık değişimleriyle açıklanamayacağı yargısına vararak, artışın kaynağı olarak yaz saati uygulamasını göstermektedir. Buradan hareketle de, toplamda yaklaşık 7 milyar kWh (kilowatt saat) fazla tüketim nedeniyle, ülkenin 2,8 milyar TL zarar ettiğini ortaya koymaktadır. (bakınız http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=119779&tipi=3&sube=0). Ancak hesap eksiktir ve kaba bir hesaptır. Bakınız neden?

Yer sıkıntısı nedeniyle, sadece örnek olması maksadıyla, Ocak 2016 ve Ocak 2017 verilerinin karşılaştırmasını içeren aşağıdaki grafiğe dikkatinizi çekmek isterim. Bu grafiğe göre, Ocak 2017’de tüm saatlerde elektrik tüketimi artmıştır. Ancak yaz saati uygulaması tüm saatlerdeki artıştan sorumlu olamaz. Yaz saati uygulamasının etkisinin olabileceği saatleri yaklaşık olarak 06-09 ve 16-19 saatleri olarak alabiliriz. Dolayısıyla, israf ya da tasarruf noktasında incelenmesi gereken saat aralıkları da bu saatler olmalıdır. Tüm saatlerin göz önünde bulundurulması durumunda, yaklaşık % 5,75’lik bir atış varken, belirtilen saatlerin değerlendirilmesindeki artış yaklaşık % 5,17 olmaktadır. Diğer saatler içinse % 6,11 artış değeri elde edilmektedir. Görüldüğü gibi, EMO’nun tüm saatler üzerinden yaptığı değerlendirme, yaz saati uygulamasının etkili olduğu saatlerdeki tüketim artışını yüksek göstermektedir. Ayrıca yapılan hesapların, belirtilen saatlerdeki elektrik tüketimi artışına katkıda bulunabilecek etkilerden arındırılması da gerekmektedir. Tüketime katkısı bulunabilecek etkileri şu şekilde sıralamak mümkündür:

 

  • Sanayinin etkisi: EMO bildirisinde, Ocak 2017 için sanayi büyüme oranı % 2,6 olarak verilmiştir. Yani bu ayda sanayinin elektrik tüketimine artış yönünde katkısı bulunmaktadır.
  • Hava sıcaklığının etkisi: EMO bildirisinde, Ocak 2017’nin mevsim normallerinin altında geçtiği ifade edilmektedir. Yani sıcaklığın mevsim normallerinin altında geçmesi, yine bu aydaki elektrik tüketiminin artışına katkıda bulunmuştur.
  • Tarımsal sulamanın etkisi: Özellikle kuraklık zamanlarında tarımsal sulama için su motorlarının kullanılması nedeniyle, elektrik tüketimi artmaktadır (bakınız http://www.aljazeera.com.tr/haber/yagmur-yagmadi-elektrik-tuketimi-artti). EMO bildirisinde bu konuda bir analiz mevcut değildir.
  • Evliliklerin etkisi: Türkiye’de son yıllarda yaklaşık olarak 600.000 civarında evlenme ve 100.000 civarında da boşanma gerçekleşmektedir. Dolayısıyla her yıl kaba bir hesapla, yaklaşık olarak 500.000 civarında yeni ailenin elektrik tüketimine katkısı söz konusu olmaktadır (bakınız http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=21515). EMO bildirisinde bu etki dikkate alınmamıştır.
  • Şehirleşme etkisi: Gelişen şehirlerin, aydınlatma ihtiyaçlarının artması nedeniyle, elektrik tüketimine katkıları bulunmaktadır. EMO bildirisinde bu etki de göz önünde tutulmamıştır.

Sonuç olarak, yukarıda örnekleri verilen noktaları ve diğer etkileri içeren aylık bazda detaylı analizler yapmadan sunulacak hesaplar, eksik ve yanlış olacaktır. Dolayısıyla da, hiç kimsenin bu şekilde toplumu yanlı, eksik ve yanlış bilgilendirmeye hakkı yoktur.

Bu uygulamanın israf ya da tasarruf noktasındaki yerinin belirlenmesi için zamana ihtiyaç vardır. Eldeki az bir veriyle karar vermek doğru değildir. Oysa uygulamanın hayata geçmesinden hemen 1-2 ay sonrasında, uygulamanın israf getirdiğine dair açıklama içerisine giren EMO, sorumluluk bilincinde olan bir kurum yerine, tamamen siyasi bir kurum gibi hareket etmektedir. Bu da gerçekten çok üzücü bir durum olduğu gibi, bu yaklaşımlarının getirdikleri önerileri de değersiz kıldığının farkında değildir.

İlerleyen zamanlarda, Bakanlık’ın da hesaplamalarında nasıl bir yol izlediğini açıklamasını ümit ediyorum.

Sağlıcakla kalın.