Yıllar geçti;

Deve Kuşu Kabare’de, Yasaklar, Beyoğlu Beyoğlu, Deliler, Aşk Olsun gibi oyunların sahnelenmesinin üzerinden.

Güldürdüğü kadar düşündüren, dönemin siyasilerinin tiye alındığı, siyasi mesajları bünyesinde taşıyan müthiş komedilerdi ve hala yerleri doldurulamadı.

40 yaş altındakilerin bu oyunları hatırlayacaklarını sanmıyorum. İnternette bulabilirler izlesinler tavsiye ederim.

Aşk Olsun ’da, Metin Akpınar “Ana Kuzusu” rolünde Balayı gecesinin sabahında karısına çarşafın nasıl katlanacağını gösterir ve lafı da çakar;

“Çarşaf böyle devşirilir” diye…

Bir de;

“… çarşafa dolamak” sözü de çok kullanılan deyimdir.

Devşirmek ile dolamak arasında ki fark Yöneten ile Yönetilen arasındaki fark ile eş değerdir.

Hak, Hukuk ve Adalet terazisini hassas tartabilmek Yönetenin Meziyetidir…

Hak, Hukuk ve Adalet terazisini hassas tartmayı kişisel duygu ve düşüncelerine, kişilerin şahsi taleplerine feda etmek ise bir zaaftır ve Yönetilen Olmak artık Kaderidir…

İnsanların zekasını hafife alarak, yanlışları doğruymuş gibi göstermeye çalışmak ise; hadsizlik ve saygısızlıktır.

Her kim olursa olsun, ister özel yaşantımda, ister iş hayatımda, isterse siyasi alanda hadsizlik ve saygısızlık karşısında kendimi tutamıyorum. Huyum kurusun hiç de faydasını görmedim.

Mevzuyu kişisel görenler olacaktır. Gören görür umurumda değil.

Ancak kaleme aldığım bu yazının gerek şahsımla gerekse başka şahıslarla, kişisel hiçbir ilişkisi yoktur.

Siyasi Ahlak ve Siyasi Etiğin ne gerektirdiğini ortaya koymaya çalışacağım.

Lafım ortaya, isteyen ders alır; yarası olanda gocunur.

24 Haziran seçimleri için Aday Adaylık süreçleri yaşandı. Partiler adaylarını belirlediler. Balıkesir yerelinde bölgesel dengelerinde sağlandığı en doğru şablonu, aday listesinde CHP hayata geçirdi.

Partiler, adaylarını kendilerinin belirlediği metot ve kriterlere göre listelerine taşıdılar. Aday belirleyici kurullar ve bu aday belirleyicileri yönlendiren yönetim kademeleri vardı.

Aday belirleyici ve bunları yönlendiren yönetici olmak büyük bir Vebal, büyük bir sorumluluk ve zor bir görevdir. Hak, Hukuk ve Adaleti sağlamak kolay değil. Vicdan Sahibi olmak gerekiyor.

Kişisel duygularınızdan arınmış, ön yargısız, objektif ve tarafsız bir vicdanla doğru soruları sorup, doğru cevapları almak zorundasınız.

Ahlak ve Etik kurallara bağlı kalarak şaşmaz ve tartışmasız doğruları hayatın pratiğine taşıyabilme becerisine ve iradesine sahipsen yöneticisindir.

Hep karıştırılır, yöneticilik ve idarecilik farklı şeylerdir.

Yönetme gücünü elinde bulunduran kimseye yönetici deniyor.

Siyasettin yöneticileri, bu yönetme gücünü nereden alır sorusunun karşılığı kesinlikle onu o göreve getiren seçmenler değildir. Seçmenler araçtır. Siyasetçi yönetme gücünü kullanma yetkisini, seçmenden talep eder ve seçmende ikna olur onu layık görürse Yönetme Gücü yetkisini o siyasiye verir.

Siyasi yöneticinin, yönetme gücünü eline aldığı tek şey; Siyasi Ahlak ve Siyasi Etiğin kurallarıdır ve bunları uygulayabilme becerisi ile cesaretidir.

İdarecilik ise İdare eden, hoşgörülü olarak adlandırılır…

Yani, siyasi ahlak ve siyasi etik kuralları ile çelişse dahi bunlara tepki göstermeme, anlayışla karşılama tutumu.

Siyasetin gerçeği, algısı ve kuralları farklıdır…

Siyasette yönetici, ya Yönetendir; ya da Yönetilen. İdarecilik falan yoktur.

Durumu idare ettiğini sanan ve yanlışı doğru göstermeye çalışan yönetici büyük yanılgı içerisindedir. Zira parti üyesi yöneten ile yönetileni çok iyi ayırt eder.

24 Haziran seçim öncesi her parti koydukları kriterlere göre adaylarını belirlediler.

CHP Genel Merkezinin koyduğu kriterleri biliyorum.

Tüm aday adaylarına mülakatta; Parti üyesi misin? Başka partide üyeliğin oldu mu? Kaç yıldır parti üyesisin? Partide aldığın görevler? Partide adaylıkların oldu mu? Meslek odası, STK’lara üye misin ve aldığın görevler nelerdir? Seçim çevrende kaç yıldır oturuyorsun? Sorularını sordu ve özgeçmişlerini aldı.

Sonra İl örgütünden, ilçelerin de görüşlerini alarak “Milletvekili aday listesinde yer almasını önerdiğiniz isimleri kapalı zarf içerisinde Bülent Tezcan’a teslim edilmesini” istedi ki; bu ilk defa hayata geçirilen büyük bir yanlıştı.

İşte bundan sonrası muamma…

Yöneten kişi iki şey yapar;

YA; Siyasi ahlak ve siyasi etiğe uymadığı gerekçesiyle isim vermeyen bazı ilçe yönetimleri gibi ki onları bu dik duruşlarından dolayı kutluyorum isim vermez. Doğru olan da budur.

YA DA; Genel merkezin sorularla çizdiği çerçeve içerisinde kalan tüm kişileri ki ister 5, ister 10, isterse 30 kişi olsun ayırım ve ötekileştirme yapmadan isimleri genel merkeze bildirir. Sonrasında ikili görüşmelerde sözlü olarak kanaatini sunar.

Ve Çarşaf böyle devşirilir…

Genel merkez sayı sınırlaması koymadığı halde 9 kişiyi yazılı olarak bildirmek; …çarşafa dolamaktır.

Zira…

 “Örgütte karşılığı var mı?” sorusunu; İl/İlçe başkanlığı yapmış, Belediye başkanı veya adayı olmuş, Milletvekili veya adayı olmuş bu ve benzeri görevlerde bulunmuş kişilere yöneltmek, Emeği Yücelten ve Emeği Kutsayan anlayışın vicdanıyla bağdaşmaz.

Hiç kimse haysiyet ve onur kırıcı bu muameleyi hak etmiyor. Ayrıca bu görevleri o şahıslara veren parti tabanına ve iradesine karşı aynı zamanda hadsizlik ve saygısızlıktır.

Kaldı ki bu bir bayrak yarışıdır. Geçmişin parti emekçilerinde “Örgütte karşılığı var mı?” sorusunun cevabını arayan günümüz yöneticileri de gelecekte aynı yanlış muameleye tabii tutulabilirler.

Madalyon ikiyüzlüdür…

Görmek istediklerini yazılı verdin ve birkaç kişiyi mutlu ettin. Bildirmediğin her kişi görmek istemediğindir. Görmek istemediklerinden bir kişi bile listeye yazıldıysa bunu sorgulamak zorundasındır ve mutlaka sorgulanır.

Onlarca kişi Aday Adayı olarak ortak talepte bulunmuş. Milletvekili olmak istediklerini ortaya koymuşlar.

Siyaset iddia işidir, istisnasız tüm aday adayları “Bu işi en iyi ben yaparım” der.

Burada bir anormallik yok.

Anormal olan adayları belirleyecek yönetim kademelerindeki yöneticilerin(!) anlayışı.

Dediğim gibi onlarca kişi milletvekili olmak için müracaat etmiş ve her bir şahıs kendine münhasır. Her birinin kendine göre özellikleri var. Kısacası hiç biri bir birine benzemiyor.

Buna rağmen aday belirleyici bir yönetici, bir aday adayına “canım sizin gibi 33 kişi daha vardı aday adayı” mantığıyla, savunmaya geçip haklılığını ortaya koyma adına, haddini aşıyorsa;

“O kadar da değil. Orada dur bakalım kardeşim” denir.

Ne yani; 34 aday adayı arasında hiçbir fark göremedin de; yazılı olarak sunduğun o dokuz ismi tombala çekerek mi belirledin?

Tabii ki hayır…

Bu durumda;

 Siyasi Ahlak ve Siyasi Etiğin bir gereği olan, “Emek En Yüce Değerdir” ilkesi göz ardı edilmiş sonucu ortaya çıkıyor.

Nasıl çıkmasın ki; sanki herkes aynı tornadan çıkmış gibi bir anlayışı ortaya koyan, özrü kabahatinden büyük bir gerekçeden çıkan tek sonuç budur.

Kişisel ilişkiler, dostluklar, şahsi duygular, menfaatler, yapılan pazarlıklar, aday isimlerinin bazılarını belirlemiş durumda.

Örgütlerden ve örgütlenmeden sorumlu İl Başkan yardımcısı genç arkadaşımı severim, parti emekçisidir, donanımlı ve üretken bir kardeşimdir. Milletvekili Danışmanlığı görevinin altından kalkacağından en ufak şüphem yok. Sokağın tozunu yutan, partinin başarısı için gecesini gündüzüne katan genç biri olarak bu görevi sonuna kadar da hak ettiğine inanıyorum.

Ama bu başka bir şey…

Olayın sık sık tekrarladığım Ahlaki ve Siyasi Etik boyutu var.

İl yönetim kurulu üyesi olmak ve üstelik Örgüt ve Örgütlenmeden sorumlu İl Başkan Yardımcısı olmak, sorumluluğu büyük önemli bir görevdir.

Her partide olduğu gibi bu tür görevler gurur ve onur duyularak yapılır. Önemli olan ise bu tür görevleri onurunu zedelemeden tamamlayabilmektir.

Etkili, Yetkili, belirleyici, yönlendirici, görev ve makamda olanlar; bu gücünü kendi kişisel çıkarı ve ikbaline kullanıyorsa işin çivisi çıkmış demektir. 

Sözü dolaştırmaya gerek yok…

Bu ayıptır, bu insanların hayallerini çalmaktır, bu emek hırsızlığıdır ve skandaldır.

Bu çirkin pazarlığı normal karşılayanlara “Etik ve Ahlak nedir?” konusunda biraz kafa yormalarını tavsiye ederim.

İl Başkanının ve yönetim kurulu üyelerinin bu pazarlıktan haberlerinin olmadığına kişisel olarak inanırım ki; bu benim kişisel kanaatimin ötesinde bir anlam ifade etmez. Siyasetin mantığı ve aritmetiği kişi kanaatlerin ötesinde bir şeydir.

Zira…

İl Başkanı, seçtiği, görev ve yetki verdiği çalışma arkadaşlarının kefilidir.