Eylül ayından bu yana, vakit bulup da fikrimi paylaşmak istediğim bir konu var.

O da, TEOG denilen Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş Sınavı.

TEOG’un öğrencileri baskı altına sokan ve psikolojilerini olumsuz etkileyen bir sistem olduğunu düşünmüşümdür hep, ama ülkemizin eğitim sistemini ve imkânlarını düşünürseniz de, bu tür bir sınav gereklidir ne yazık ki.

Nihayet, bu sınavın kaldırılacağı, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından eylül ayı başında ilan edildi ve kaldırıldı da; ancak yerine isteyenlerin gireceği, başka bir sınav sistemi olan Liseye Giriş Sınavı (LGS) çok gecikmeden geldi.

İyi oldu ya da kötü oldu, bunları sizlere bırakıyorum ve ben olaya başka bir açıdan yaklaşıp, başarılı öğrencinin suçu nedir diye soruyorum.

Sınava girmeyecek öğrenciler, hayatlarını olumsuz etkileyen bir sınavdan kendilerini kurtardılar; ama başarılı ve hedefleri olan öğrenciler, yine bir sınava girmek durumundalar.

Okul dışı kendilerine ayırabilecekleri ve sosyalleşebilecekleri zamanlardan yine fedakârlıklar yaparak sınava çalışmak, kurslar almak, sınavın olumsuzlukları ile baş etmek ve kendilerini bir yarış atı gibi hissetmek zorundalar.

Hâlbuki TEOG’un kaldırılmasındaki önemli sebepler arasında bu saydıklarım da yok muydu?

O zaman başarılı öğrencilerin suçu nedir ki, başarılarını cezalandırıyoruz?

Galiba hiçbir başarı cezasız kalmıyor anlaşılan.

Yapılan son açıklamalara göre, LGS ile ilk %10 içerisine giren öğrencilerin seçilmesi hedeflenmekte ve bu yüzden sınavın zorluk derecesinin yüksek olduğu ifade edilmektedir.

Peki, neden %10? İlk %11’e, %15’e, %20’ye ya da %30’a giren öğrenciler yetersiz çocuklar mıdır?

Elbette değil.

Bu çocukların nitelikli okullara gitme hakkı yok mudur?

Yoktur, çünkü nitelikli okul sayımız çok fazla değildir.

Yaklaşık 11000 liseden, sadece 500-600 tanesi nitelikli lise statüsündedir.

O zaman sormak gerekmez mi?

Onca senedir sınav sistemleri üzerine kafa yormak yerine, neden nitelikli okullarımızın sayısını ülke genelinde arttırmaya kafa yormadık?

Ve sormaktan korkuyorum.

Acaba bugünden itibaren nitelikli okul sayımızı, örneğin 5-10 sene de kat ve kat arttırmaya dair plan ve programlar yapmaya başladık mı?

İşte bu sorunun cevabını da zamanla göreceğiz.

Sağlıcakla kalın.