tarik @ politikam.com

ATALAR Caddesi’ni araç ve yaya trafiğine kapayıp bayram kutlamak diye bir şey var.

Balıkesir bunu da gördü.

Kim yaptı?

AK Parti.

Muhalefet partileri zaten yapamazdı.

Valilik, Emniyet, Belediye buna asla izin vermezdi.

İktidar partisi olunca, “buyur cadde senin…”

Bu da bir nevi siyaseten haksız rekabet.

 

***

CADDE kapatıp saatlerce bayramlaşmak nedir yani?

AK Parti İl binasının bulunduğu Atalar Caddesi’ni, Kızılay girişinden Yeşilli çıkışına kadar kapatıyorsun.

Caddenin girişine boydan boya platform kuruyorsun.

Ses sistemleri, parti bayrakları, balonlar, süslemeler, halılar, kokteyl sehpaları eşliğinde saatlerce bayramlaşıyorsun.

Organizasyon hazırlıkları bir gece önceden başlıyor.

Bu ne demek?

Sadece bayram günü birkaç saatliğine değil, iki gün boyunca caddeyi kapatmak demek.

 

***

ATALAR Caddesi, AK Parti’nin geniş kullanım imtiyazına sahip bir caddemiz!

Normal günlerde partinin otoparkıdır, caddenin kaldırımları.

Minibüsler, otomobiller, yarısı kaldırımda, yarısı asfaltta park etmiş halde saatlerce kalır.

Tek bir polis, zabıta gidip uyarmaz.

Plakalarda ‘AK’ yazıyorsa, zaten dokunulmazlığı vardır.

Kızılay Caddesi’nde, BALPARK’ın sarı şeritleri içine ücretli park eden araca bile ceza kesilen bu şehirde, iktidar partisi şehrin en işlek caddesini bilâbedel tepe tepe kullanır.

(Sarı şerit içindeki ücretli park alanında ceza yiyen vatandaş benim bu arada…)

 

***

BU kadar gösterişçi olmamak lazım.

Seçim derdine partili kabalığı toplayıp bayramlaşma yaparak vatandaşın gözünü boyamaya iktidar partisine ne kazandırır sizce?

O vatandaş, “bak, yüzlerce partili toplanmış, ne güzel bayramlaşıyorlar” demez.

“Şu görgüsüzlüğe bakar mısın” diye başlar atarlanmaya..

 

***

PARTİ binası caddede olduğu için önüne arkasına, sağına soluna parti bayrakları, seçim materyalları asmak serbest.

Atalar Caddesi baştan sona AK Parti’nin seçim materyalleriyle kaplı.

Bu sadece seçime özel değil, normal zamanda da böyle.

“Burası bizim” diyorlar yani.

O halde adını değiştirelim caddenin..

AK Parti Caddesi olsun.

(Bu arada, partilerin seçim materyalleri şehrin her yerinde iç içe geçmiş halde. En ironik görüntüyse, İzmir Caddesi’nde. Refüjlerdeki direklerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın resimleri asılı. Direkler arasına çekilen hatlarda ise CHP bayrakları sallanıyor. Sanırsınız, Erdoğan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı…)

 

***

BAYRAMLAŞMA için caddeyi kapatacağınıza, Gala’da, Balkonuk’ta falan yapsanıza bu işi.

Ya da Avlu’da.. Hem açık alan var kocaman, hem kapalı salonlar.

Bayram günü, şehrin orta yerindeki cadde kapanır mı?

Ayrıca, bakıyoruz fotoğraf karelerine.. Normal vatandaş yok pek.. Yüzde doksanı partili.

Yani, şehrin ortasında bayramlaşma kokteyli yapıyorsun ama, vatandaşı çekemiyorsun içine.

 

 

 

***************** 

 

Demiraslan son kurşunu kime atacak?

 

AK Parti İl Başkanı Hasan Demiraslan, bayramlaşma kokteylinde şu mesajı veriyor:

“Vatanın onurunu korumak için Ayvalık’ta ilk kurşunu atarak milli mücadeleyi başlatan Balıkesirliler, bugün ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenlere karşı son kurşunu 24 Haziran’da sandıkta atacaktır.”

24 Haziran’da sandıkta kim yarışıyor?

Bu ülkenin yasal siyasi partileri.

Hepsinin görüşü. Bakış açısı, programı birbirinden farklı.

Hepsinin az ya da çok sempatizanı var, destekçisi var, üyesi var.

Hepsi Anayasal zeminde kurulmuş ve faaliyet gösteren partiler.

Yani, 24 Haziran’da sandıkta seçime girmeye hak kazanan partiler yarışıyor.

Bazıları ittifak yaparak sandığa gidiyor.

Peki, Ayvalık’ta ilk kurşunu kime attık?

İngiliz’in tetikçisi Yunan’a.

Yani, emperyalistlerin maşalarına, düşmana, gâvura attık ilk kurşunu.

Son kurşunu kime attık?

Sürükleye sürükleye deniz kıyısına kadar kovaladığımız düşmana.

Hepsini denize döktük, vatanı kurtardık.

Demiraslan son kurşunu kime atıyor?

24 Haziran’daki yarışa katılan siyasi partilere.

Düşman mı onlar?

Gâvur mu?

İşgalci mi?

“Ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenlere karşı” diyor.

Seçime giden siyasi partilerin tek hedefi, bu ülkeyi kaosa sürüklemek anlamında yani.

Böyle mi gerçekten?

“Muhalefetin tek derdi bizi iktidardan indirmek” dediydi geçen.

Demokratik düzende zaten kural budur; muhalefet iktidara gelmek için çalışır.

Şimdi de, “son kurşun” muhabbeti.

Kendinden olmayanı dışlayan, kutuplaştıran, yok sayan, hâttâ düşman gibi gören bir bakış açısı.

Bu ülkeye diz çökertmek isteyen, Lozan’ın öcünü almak için fırsat kollayan, siyasi ve ekonomik anlamda kaos yaratmak için proje üstüne proje üreten dış güçler, dış mihraklar var elbet.

Onlar her yerde var.

Önce, bunların ne ya da kim olduklarını açık açık söylemek lazım.

Afaki konuşmamak lazım.

Seçim yarışına giren siyasi partileri ve onları tercih eden seçmenleri, “bu ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenler” gibi görmemek lazım.

 

 

 

*************** 

 

Babalar Günü hediyesi!

 

ANNELER Günü’nde Güzide’ye bir demet papatya vermiştim.

Bizim köyün tarlalarından topladım papatyaları.

Çok şey istemez; papatya yeter.

O çiçekleri masasındaki vazoya koyar, kuruyuncaya kadar atmaz.

Yirmi beş yıldır, “Anneler Günü’nde bana ne alacaksın” demedi meselâ.

Biz zaten böyle günlere çok anlam yüklemeyiz.

“Kapitalizmin dayatması” der geçeriz.

Ama insanoğlu nefis sahibi.. Doğum gününde bekler, özel günlerde bekler, bayramda seyranda bekler.

Hep ödüllendirilmek ister yani.

Kapitalizm, insanın nefsini nasıl şişireceğini bilir çünkü.

İster istemez, bu para düzeninin parçası olursunuz.

Tabi, Anneler Günü’nden bir hafta önce, Güzide’nin doğum günüdür.

Ondan iki hafta önce, evlilik yıldönümümüz.

Küçük tefek hediyelerle durumu idare ettik bunca zaman.

Bazen unuttuğumuz da oldu.

Bir keresinde, iki erkek arkadaş akşam yemeğine çıktık.. Her zaman gittiğimiz bir restorana girdik; boş masa arıyoruz. Hepsi dolu.

Hepsinin üstünde mumlar yanıyor.. Kırmızı güller falan serpmişler.

“Ne iş” diye sorduk işletmeciye?

“Bugün Sevgililer Günü.. Her yer dolu” dedi.

Biz arkadaşla birbirimize baktık, şaşkın gözlerle…

Utandık!

Unutmuşuz yani.

Dün bizim günümüzdü. Yani babaların günü.

Bu da sonradan düştü kapitalist düzenin para tezgahına.

Ama dedik ya, nefis gani.. Alçakgönüllü gibi dursak da, nefis için için tırmalıyor.

2007 model bir pick-up bulduk; pazarlık yaptık, aldık.

Sonra boyası, süslemesi, bakımı, aksesuarlarıyla off road arazi aracına benzettik.

Binek otomobil çok kullandık, ama 4x4 ilk kez girdi hayatımıza.

Mutlu olduk elbet.

“Babalar Günü hediyen” dedi Güzide.

Daha ne olsun.

Üstüne bir de gümüş tesbih verdi, “vites  koluna takarsın” diye.

Oğlum aradı Kıbrıs’tan Pazar sabahı..

“Babalar Gününü kutlarım” dedi sağolsun.

Kızımdan ayakkabı geldi.

Babalar Günüm kutlu oldu yani.

Teşekkür ederim.