Şubat ayı başında, “Galiba Hiçbir Başarı Cezasız Kalmıyor” başlığındaki makalemde, bakınız ne demiştim?

“Onca senedir sınav sistemleri üzerine kafa yormak yerine, neden nitelikli okullarımızın sayısını ülke genelinde arttırmaya kafa yormadık? Ve sormaktan korkuyorum. Acaba bugünden itibaren nitelikli okul sayımızı, örneğin 5-10 senede kat ve kat arttırmaya dair plan ve programlar yapmaya başladık mı?”

Çok uzun sürmedi. Nisan’ın 10’unda, “Sınavla Öğrenci Alacak Ortaöğretim Kurumlarına İlişkin Yapılacak 2018 Yılı Merkezî Sınav Başvuru ve Uygulama Kılavuzu” adında bir kitapçık yayınlandı. Bu kitapçığa göre, tercih edilebilecek okul sayısı, yani başka bir deyişle nitelikli okul sayısı, 600’lerden 1300’lere yükseldi. Bu güzel bir gelişmeydi. Ancak görüldü ki, bu artış Meslek Liseleri ve İmam Hatip Liseleri’nin de devreye sokulmasıyla sağlanmıştı. Tercihin neden bu okullardan yana kullanıldığına dair bir açıklama da yoktu ortalıkta. Acaba, başarılı ve hedefi nitelikli okullara gitmek olan öğrencilerimizin ve onların velilerinin, Meslek Liseleri ve İmam Hatip Liseleri’ne gidebilmek konusunda bir talepleri mi oldu? Ben zannetmiyorum. Zaten başarılı öğrencilerimizin tercihleri hiçbir zaman bu tür okullar olmamıştır. Ayrıca, bu okullara gidebilmek konusunda kontenjan sorunu olduğunu da düşünmüyorum. Böyle bir ortamda, artışın asıl talep edilen ve ihtiyaç duyulan diğer okullarımız arasından sağlanması gerekirdi. Ne yazık ki, yapılan bu uygulamayla yine başarılı öğrencilerimiz cezalandırılıyor.

Maalesef hiçbir başarı cezasız kalmıyor.

Bu konudaki diğer bir sorun da, nitelikli okul tanımında. Nedense, nitelikli okullar konusunda hangi kriterlerin kullanıldığına dair cumhura (halka) yapılan bir bilgi paylaşımı da bulunmamaktadır. Aslında cumhurun genelinin, çoğu konuda olduğu gibi eğitim alanında da böyle bir derdinin olmaması, üzücü bir durum olarak karşımızda durmaktadır.

Ayrıca, pek çok kez olduğu gibi bu sene de, sınava girecek öğrencilerimizi birer kobay haline getirdik. Yerine gelecek sistemi hazırlamadan, alelacele TEOG’u kaldırdık. Öğrencilerimizi, velilerimizi ve eğitim kurumlarımızı aylarca belirsizlikler içerisinde bıraktık.

Ülkemizin başarıyı cezalandırıcı değil, destekleyici ve ödüllendirici bir anlayışa ihtiyacı var.

Bu uğurda, nesilleri bir kobay olarak görmeyecek liyakatli ve idealist idarecilerin görevde olması ümidiyle sağlıcakla kalın.