Merhaba.  İzmir'den, yaşadığım şehirden maçı analiz etmek bu mağlubiyetten sonra zor oluyor. Hani bir olumsuzluk yaşarız da ‘ben dediydim’ deriz ya işte ben demiştim. Lütfen bir önceki maç yazımı okuyun. Orada çok koşan, çok dinamik, birbirini çok iyi tanıyan, çok yetenekli, disiplinli, asla oyunu bırakmayan bir Altınordu'dan bahsetmiştim. Bunu yıllardır İzmir futbolunun içinde oluşumdan cesaret alarak yazmıştım. Sonuç ortada 2-1 skorla umutlarımızı önümüzdeki Ankaragücü maçına taşıdık. Üzgünüm stattaki taraftarlarımıza teşekkür ediyorum ve onların benden bir kat daha fazla üzüldüklerini biliyorum.

 

Maç öyle bir başladı ki adeta Altınordu fırtınası vardı. Rakip takımın en etkili ayaklarından Erdoğan daha dakika 6’yı gösterirken soldan bizim sağ bek oyuncumuzu sollayıp geçti, kademeye giren oyuncumuz da olmayınca ceza alanına girdiği gibi vurdu gol oldu 1-0. Bu golde ve sonrasında sağımızı  adeta koridor yapan  Erdoğan enteresan, bir o kadarda kalecimiz Atilla’yı bir süre kafaya aldıracak bir gol attı. Adeta kalecimiz bana kızmasın yumurtladı bacak arasından golü yedi.

 

Benim gördüğümü Giray Hocamda gördü. Sağımızı Metrobüs hattına çeviren rakip ataklarını  durdurmak adına sağ bek mevkiine göbekten oyuncumuzu yakın oynatmaya onun hatalarını kademe anlayışı ile kapatmaya çalıştı. Ama mübarek Erdoğan Arap atı gibi geldi, geldi geçti eh kademeye giren oyuncumuzu da akabinde geçince yandı gülüm keten helva. Onun boşalttığı göbekten yine rakibin çok genç bir o kadar başarılı oyuncusu Barış, Erdoğan abisinin servis ettiği yan topu tek vuruşla ağlarımıza bıraktı 2-0 oldu ve dakika 11’di. 

 

Erken yediğimiz iki golle şaşkın bir şekilde oyuna asılmaya çalıştığımız anlarda hani derler ya Allah korudu 3’üncü golü kalemizin  adeta çizgi üstünden çıkardık. Buda fileleri bulsaydı sanıyorum tamamen groki durumdan nakavt olurduk. Bence işte durum nasıl birader dendiğinde “Çanakkale’nin aynısı”' esprisindeki gibi rakibin ataklarını savuşturmaya, savunma yaptığımız anlar kritik değişiklikle biraz olsun bitti sağa Okan’ı ileriye Burak’ı alınca o metrobüs hattı kapandı.  Burak ileride oyuna hareketlilik getirdi, rakibi defans oynamaya skoru korumaya yönelttik ve tehlike yaratacak pozisyonlar adına güzel işler yapmaya başlayınca ikinci yarı BALKESLER aldı sazı eline.

 

Otoo ile zaman zaman Burak ile Apo ile gol pozisyonları bulduk hele hele Otoo maç 2-1 iken rakip kalenin hemen önünde bir gol kaçırdı ki maçın 2-2 olmaması işten bile değildi. Ama olmadı mı olmuyor. İşte bu oyundaki ağırlığımızı koyduğumuz dakikalarda kazanılan frikik atışını şahane bir vuruşla Apo füze gibi köşeden ağlara bıraktı 2-1 oldu. Bu gole şapka çıkarılırdı. İkinci yarıdaki BALKESLERİMİZ bana bir şarkıyı mırıldandırdı “DAHA ÖNCELERİ NEREDEYDİNİZ” dedim. Evet, ilk yarı rakibimiz ikinci yarı BALKESLER esti sahada. Fakat maç 90 dakika yetmedi. 3 puan veya en azından 1 puan gitti. 

 

Şimdi baktım yanılmıyorsam bu mağlubiyete rağmen sıralamadaki yerimiz aynı 7’nciyiz ve önümüzde Ankara gücü maçı var bence rakibimizde 3 puan için gelecek şiddetle puana ihtiyaçları var. Son 3 haftadır istedikleri puanları alamıyorlar ve ateşli taraftarı mutlaka gelecektir. Hem TARAFTARIMIZ hem FUTBOLCU kardeşlerim bu maça çok iyi hazırlanmalı, motive olmalıyız inanıyorum ki 3 puan bizim olacaktır. Hani bir tezahürat vardır ondaki gibi “BU MAÇI ALACAĞIZ BAŞKA YOLU YOKK” Sevgimle ..