ABD Başkanı Trump, 18 Aralık 2017 günü bütün dünyada büyük bir ilgi ile izlenen yeni ulusal güvenlik stratejisini açıkladı.

Dünyada yeni bir ekonomik ve siyasi rekabet döneminin başladığını ifade eden Trump ekonomik güvenliğin ulusal güvenliğin bir parçası olduğunu vurgulamış, “Barışı ben güçle tesis ederim” sözleri dikkat çekmiştir.

Trump, Rusya ve Çin’i rakip olarak gördüğünü, bu iki ülke ile işbirliği fırsatlarını değerlendireceğini ancak önceliğin her zaman Amerikan halkının çıkarları olacağını belirtmiştir.

Kuzey Kore tehdidinin ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyen Trump konuşmasının bu bölümünü “başka seçeneğimiz yok” sözleriyle tamamlamıştır.

Trump’a göre ABD’nin yeni güvenlik stratejisi dört temel prensipten oluşmaktadır. Birinci temel prensipte öncelik güvenliğe verilecektir. İkinci temel prensip Amerika’nın refah ve güvenliğini korumak olacaktır. Üçüncü temel prensip “Barışı güçle korumaktır. Dördüncü prensip tüm dünyada Amerika’nın gücünü arttırmaktır.

70 sayfalık belgede Trump NATO ülkelerini savunmaya daha fazla katkıda bulunmaya çağırırken ABD’nin ancak adil ve karşılıklı ittifakları destekleyebileceğinin altını çiziyor.

Trump’ın belgede yer alan “Bugün radikal cihatçı örgütler ve İran kaynaklı tehdit, bölgenin problemlerinin İsrail olmadığını ortaya koyuyor” şeklindeki sözleri de dikkat çekçidir. Özetlemek gerekirse Trump Rusya’yı ABD çıkarlarına tehdit olarak görmektedir. Trump’ın açıklamaları tüm dünyada gerilimin yeniden yükselmesine neden olacaktır. Nitekim New York Times gazetesinin “Trump, dünyayı soğuk savaş günlerine götürüyor” şeklindeki yorumu da çok anlamlıdır.

Dünyaya egemen olmak isteyen Trump’ın “Barışı ben güçle tesis ederim” şeklindeki sözleri tehlikeli bir sürecin başlangıcı olarak yorumlanabilir. Ancak en dikkat çekici olan 70 sayfalık belgede Türkiye’den hiç söz edilmemesidir. Bu tutum Türkiye ile ABD arasında, beklenilmeyen bir gelişme olmadığı takdirde ABD’nin Türkiye karşıtı “tırmandırma” politikasının devam edeceğini göstermektedir.