Ahilik değerlerinin yaşatılması, gençlere bu kültürün anlatılması amacıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Ahilik Panellerinin beşincisi dün gerçekleştirildi. Necatibey Eğitim Fakültesi’ndeki panelde Ahilik Kültürünün geçmişten günümüze etkileri tartışıldı.

Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Duymaz’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde Doç. Dr. Ahmet Köç ve Dr. Öğr. Üyesi Satı Kumartaşlıoğlu sırasıyla ‘Osmanlı Dini ve Ahlaki Hayatında Ahilik’ ile ‘Ahilik ve Kültürümüzdeki Yeri’ konularında bilgiler verdi.

Paneli ardından yer alan söyleşi kısmında ise Yırcalı Holding Onursal Başkanı Rona Yırcalı ticari hayata ilişkin tecrübelerini katılımcılarla paylaştı.

AHİLİK KAMİL İNSAN ÜZERİNE KURULMUŞTUR

Panelin açılışında konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürü Necmettin Erkan Ahilik Kültürünün toplumdaki önemine değindi. Erkan şunları söyledi:

“Ahilik Anadolu’nun Türk-İslam senteziyle yoğurulmasında önemli bir yere sahiptir. Ahiliğin mimarı Ahi Evran-ı Veli’nin öğretileri ve kurduğu Ahilik sistemi çağlar atlayarak ve tabi ki gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Ahilik kâmil insan üzerine kurulmuştur. Ahilik ticari ve sosyal ilişkilerde dürüstlüğü, mesleki yeterliliğe saygıyı, hak ve hukuka riayet etmeyi, saygılı ve güler yüzlü olmayı temel ilke edinmiştir. Bu değerler bireylerin ve toplumun sağlığı, huzuru ve refahı için esas alınması gereken değerlerdir. Kardeşlik, cömertlik gibi anlamları olan Ahiliğin temeli yardımlaşmaya, milli birliğe ve beraberliğe, karşılıklı saygı ve sevgiye dayanmaktadır.

13’ÜNCÜ YÜZYILDAN İTİBAREN ESNAF TEŞKİLATI OLMUŞTUR

Bugün hep birlikte başarılı olmak için çabaladığımız kaliteli mal ve hizmet üretimi, haksız ticari uygulamaların engellenmesi, tüketici haklarının korunması, mesleki dayanışma ve yardımlaşma, adil paylaşım ve gelir dağılımı, sosyal adalet gibi değerler 13’üncü yüzyıldan itibaren Ahilerin ve Ahilik Teşkilatının yaşam biçimini oluşturmuştur. Bu yaşama biçiminin arkasında paylaşmanın ve dayanışmanın yanı sıra çok çalışma yetisi vardır. Ahilik Kültürü tarihte ecdadımızın yaşadığı zenginlikten ibaret görmek büyük bir yanılgıdır. Bir milletin bekası, kendi kültürünü doğru yaşamasına, yansıtmasına ve bir miras olarak gelecek nesillere başarıyla aktarmasına bağlıdır. Atalarımız bir medeniyet kolyesi olarak Ahilik kültürünü tanıtma ve yaşatmayı, Ahilik değerlerinin insanlığın temel değerlerinden birisi olarak gelecek nesillere aktarmayı hedeflemektedir.”

AHİLİK EN ESKİ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN BİRİDİR

Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kerim Özdemir ise Ahilik kültürünün, toplum hayatına kattığı değerler üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. Özdemir şunları ifade etti:

“En eski sivil toplum örgütlerinden biri olan Ahilik geleneği Anadolu’nun birliğine katkı vermiş, refah ve toplum düzenini sağlamayı benimsemiş ve halkın maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda teşkilatlanarak günümüze kadar ulaşmıştır. Ahilik yüzyıllar boyunca Anadolu’da yaşayan halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi yaşamın bütün alanlarında olgunlaşmasını sağlayan; onları ahlaki yönden yetiştiren, çalışma hayatını iyi insan olma meziyeti üzerine oturtan bir model uygulaması olmuştur. Ve sosyo ekonomik bir düzendir. Ahilik tarihimizden feyiz aldığımız en nadide miraslarımızdandır. Bu yapıda insan, meta, mal üretiminde bir araç değil, bir makine değil, işlenen, geliştirilen bir varlık olarak görülür. Kişiyi insan olarak ele alır, ona değer katar. Kazanmayı ahlak kurallarından bağımsız tutmaz ve böylece kazancı kardeşler ve komşularla paylaşmayı öngörür. Bu nedenle millet olarak yaşadığımız zorlukları her zaman içerimizdeki kardeşlik ruhu ve dayanışma azminde aştık ve yeniden daha güçlü olarak var olduk.

AHİLİĞİN SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU AHLAKLA İLGİLİDİR

Ahiliğin sosyal ve kültürel boyutu ahlak ile ilgilidir. Ahilik prensipleri bireysel değil, sosyaldir. Çekememezlik ve dedikodudan kaçınmak, cömert şefkatli ve merhametli olmak, herkese iyilik yapmak ve herkesin iyiliğini istemek gibi temel prensipler toplumun hayatını tanzim edici nitelikteki unsurlardır. Kişi topluma ezdirilmez, kişi toplumda var olur. Nitekim büyük Mütefekkir Osman Turhan “devletin hiçbir etkisi ve baskısı olmadan şehir esnafı ve halkın kendi kendini idare etmesi; en küçük bir suistimal, yolsuzluk ve geleneğe aykırı harekete fırsat vermemesi” şeklinde tanımlamaktadır. İbn Baltuta ise meşhur seyahatnamesinde Ahilerden söz ederken, memleketlerine gelen yabancıları karşılama, onlarla ilgilenme, yiyeceklerini, içeceklerini ve yatacakları yerlerini sağlama, ihtiyaçlarını gidermek, onları ahlaksızların elinden kurtarma ve koruma, şu veya bu sebeplerle bu yaramazları yeryüzünden temizleme gibi konularda bu uygulamaların dünyanın hiçbir yerinde rastlanmadığını söylemiştir. Dünyayı düzeltme ve nizam verme gibi iddiası olan Ahilik, büyük bir misyon üstlenmiş bulunmaktadır. Böyle bir misyon ve idare sahip bulunan Ahilik sadece kişiyi kemale erdirmenin ötesinde, toplumsal barışın sağlanmasından önemli bir misyona da sahip bulunmaktadır.

BUGÜN AHİLİĞE YENİDEN İHTİYAÇ VARDIR

Ahiliği tarihin belli bir döneminde yaşamış, misyonunu tamamlamış sosyal bir kurum olarak kabul etmemek gerekir. Bugün de modernize olarak Ahiliğe ihtiyaç vardır. Ahiliğin her dönemde, her insana, her millete, her sisteme söyleyeceği çok şey vardır. Ahilik adam olma sanatıdır çünkü. Günümüz dünyasında toplumsal hayatta barış ve huzur içinde yaşamak, iktisadi hayat boyutunda ise dayanışma, rekabet etme, kalite kontrolü, standardizasyon ve benzeri gibi değerlerle ticari ahlak prensiplerini kapsayan değerler bütünü olmaktadır. Sonuç olarak örnek bireysel ahlak ve iş ahlakı bütünü olarak karşımıza çıkan Ahiliğin, günümüz iş dünyasına, onların kuruluşları olan oda ve derneklerine, devlete söyleyeceği çok şey vardır. İlkeleri ve ahlakı terk etmeyiniz demektedir.”

AHİLİK TARİHSEL BİR KURUM

Panelin moderatörlüğünü üstlenen Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Duymaz Ahilik teşkilatı ile ilgili yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

“Ahilik öncelikle tarihsel bir kurum, bir kültürel miras. Ama bu kültürel mirası bizim yeterince değerlendirdiğimiz, bundan istifade ettiğimiz söylenemez. Biz tarihsel ve kültürel mirasımızı koruma anlamında belki yeterli duyarlılığa sahibiz ama onu güncelleme, yeni hayata adapte etme, ondan istifade etme, onu günümüz şartlarına yeniden uyarlama konusunda yeterince hassas değiliz. Dolayısıyla Ahiliğin güncellenmesi gereken bir kurum olduğunu, güncel hayatta muhakkak istifade etmemiz, faydalanmamız gereken kurum olduğunu, aynı zamanda kültürel miras olarak da üzerinde araştırılmaların yapılması gereken bir kurum olduğunu vurgulamak isterim.

AHİLİĞİN MACERASI 12’NCİ YÜZYILDA BAŞLIYOR

Aslında Ahiliğin macerası 12’nci yüzyılda başlıyor. Anadolu’ya Türklerin gelişi fetih maksatlıdır ve bu maksatla gelişte bir insan modeli akıncı tipidir. Yani at üzerinde, elinde silahlarıyla Anadolu’yu fethe gelmiş, en önemli gayeleri de Anadolu’yu İslamlaştırmak ve Türkleştirmek olan bir akıncılar grubunun gelişi olarak düşünebiliriz. Anadolu ancak bu şekilde fethedilmiştir. Fetih kolaydır ama fetihten sonra kalıcı olabilmek için kurumlara ihtiyaç vardır. Bu bakımdan Anadolu’ya gelindiğinde Horasan Erenleri dediğimiz Ahmet Yesevi’nin talebeleri dediğimiz veliler; Anadolu’da önce toprağın işlenmesini insanlara önermişlerdir. Yunus Emre bir toprak şairidir, çiftçiliği, ziraatı teşvik eden bir şairdir, velidir, erendir. Yunus Anadolu toprağının işlenmesini isteyen bir kişidir. Ama tarım arkasından ticareti getirmesidir. Kalıcı olmanın yolu tarım ürünlerini ticaretle pazarlamaktır. Dolayısıyla Yunus’la eş zamanlı olarak Anadolu’da Kırşehir’de Ahi Evran’ın önderliğinde ilk meslek örgütlenmesi gerek duymuştur.

BALIKESİR’DE HASAN BABA ÖNCÜLÜĞÜNDE ESNAF TEŞKİLATI KURULDU

Dolayısıyla Balıkesir’e gelirsek; Balıkesir’de bugün Hasan Baba Çarşısı dediğimiz, eski arastanın ortasında iken sonra Esnaf ve Sanatkarların devasa binasının ortasında varlığını sürdürmeye devam eden ve Bursa’ya entegre olan Emir Sultan’ın talebesi olan Hasan Baba’nın öncülüğünde esnaf teşekkülleri oluşmuştur. Yani Balıkesir ticaret evliyası, esnaf evliyası Hasan Baba’dır. Balıkesir’in iki merkezi vardır. Birincisi Fatih zamanına kadar olan merkez ve bunun merkezinde Yıldırım Camii yer alır ve onun etrafındaki arastalar yer alır. İkinci merkezi ise Balıkesir’in Zağnos Paşa Camii’dir ve etrafındaki arastalardır. Bu arastalarda bugün ayakta duran 1950 yılındaki yangından sonra yapılan Yeni Çarşı’dır. İki tarafta meslek erbabı halen işlerini yapmaya devam etmektedirler. Ama camii merkezinde, etrafında esnaf haleleri örülüdür. Bu yapının hemen konutlar diyebileceğimiz binaların içinde muhakkak bir Ahilik örgütü veya bir tekke; yani ticaretin ahlaki boyutunu tamamlayan tekke vardır. Bu tekkeler ibadet yeri olmanın ötesinde ahlaki anlamda insanları eğitmenin mekanı özelliğini taşırlar.”

 

 

KENDİMİZİ DÖVMEYİ SEVERİZ

Düzenlenen panelin ardından Yırcalı Holding Onursal Başkanı Rona Yırcalı ticari hayata ilişkin tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. Yırcalı şunları söyledi:

“1962 yılından bu tarafa ekonomik hareketlerin, yaptırımların tecrübelerin içindeyim. Dolayısıyla o günden bu güne kadar aktif olarak ülkenin sorunlarıyla, ekonominin gidişatıyla ve bir kısımda yurt dışında ki kuruluşlarda vazife yaparak Türkiye’yi ekonomik ağırlıklı olarak çeşitli uluslar arası birimlerde hem temsil etmek hem tanıtmak hem de belki de Türkiye’nin konumuna azda olsa katkı bulunmak imkanı buldum. Bunun içinde tabi iftihar ediyorum. Bunları niçin söylüyorum? Biz Balıkesir olarak da ülke olarak da yaptıklarımızı ve ilerlememizi değerlendirmeyi kıymetini bilmeyi pek sevmeyiz ve sevmediğimiz kanaatindeyim. Bir nevi biz kendimizi dövmeyi severiz biraz. Başkalarının bizi dövmesine pek fazla fırsat vermeden geçmişimizle ilgili olan gelişmeleri görmekte biraz acemiyiz.

AHİLİĞİN BUGÜNKÜ TEMSİLCİLERİ BAKANLIKLARDIR

Biraz önce hocalarımızın söylediği Selçuklulardan Anadolu’ya ilk yerleşmesinden bu yana gelen gelişmeleri Ahiliğin önemli temel taşlarını hep birlikte gördük. Bu gün o konu biraz geride kalmakla beraber, onun toplumumuz için o ihtiyaçları gidermekte olan birçok bakanlıklarımız var. Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız gibi, Sağlık Bakanlığımız gibi diğer konularda ki bakanlıklarımız gibi odalarımız, odalar birliğimiz gibi, esnaf derneği esnaf birliğimiz gibi kuruluşların hepsi ülkemizin başta ekonomi olmak üzere birçok konuda daha düzenli çalışmalarını, üreticiyle tüketici arasındaki bugünkü deyimiyle ilişkinin dürüst sağlıklı güvenilir, iki tarafı da kazandırıcı bu günkü tabirle win win olacak şekilde olmasını sağlayan bu günkü kuruluşlardır. O günkü ihtiyaçla bu günkü ihtiyaçlar çok fazla değişmiş değil. Ana yaklaşımlar olarak bunun böyle olduğunu görüyoruz.

Bir kaç mütevazı kuruluşun başında vazife yapıyorum, uzun senelerden beri çalışıyoruz. Aşağı yukarı dört bine yakın bir çalışanı olan bir gurubun başındayız. Bunlarda çok önemli iş sahibi olmak iş yeri açabilmek, ekonomik hayata katkıda bulunmak bir ekonomik kalkınmanın ancak işyeri açmak yoluyla olabileceğine inanmış bir insanım. Tecrübelerinde böyle söylemesinin yanı sıra bununda ben hayatımda örneğini gördüm hep beraberde bunu yaşıyoruz. Ve ekonomik kalkınmanın da yalnız bu yolla olduğunu, enflasyonun düşürülmesini, işsizliğin azaltılmasını, gelirin adil bir şekilde gene ahiliğe işaret edersek adil bir şekilde dağıtılmasını ancak ve ancak hatta sosyal konuların belli bir yüzeye gelmesi ve eşit olarak bölünmesinin de bütün bunların iş yeri açılmasını orada insanların çalışmasını ve çalışan insanlarında daha da çoğalmasını her seviyede insanların maddi konuda olduğu kadar manevi olarak da tatmin olmasıyla sağlanabildiğini ve toplumların bütün kanallarının ancak bu şekilde doğru ve uzun vadede sağlıklı bir biçimde işleyeceğine inanmış bir insanım. Bunu da bir çok yerde görüyoruz.

HAYATIMIN YÜZDE 70’İNİ VAKIFLARDA ÇALIŞIYORUM

Bilhassa genç arkadaşlar bize düşen vazife ki ben bunu kendi hayatımda bir yere kadar yapmış vaziyetteyim. Ekonomik hadiselerin dışında kendi yaptığınız işin dışında o şehrin, o ülkenin sosyal bakımdan ve genel manada olan ihtiyaçlarına cevap verecek hareketler yapmanızı kuruluşlarda vazife almanız ve ona katkıda bulunmanızda büyük fayda olduğunu ifade ediyorum. Bu fotoğrafçılık kursuna katılmak ve orada yer olmak olduğu gibi odalarda esnaf birliklerinde vazife almak, Kızılay’ın yaptığı işlere katkıda bulunmaktan tutunda vakıflarda hizmet etmekte faydalı olur. Ben hayatımın yüzde 70’ni vakıflara kamuya dönük vazifelerle dolduruyorum. Bu bugün benim yaşımdan dolayı değil biz 1980 yılında Balıkesir Sanayi Odası’nı kurduğumuz zamandan bu yana bu şekilde olmuştur. Bunun son derece önemli olduğunu ve günün sonunda kalıcı olanında bu olduğunu ifade etmek istiyorum. Aile sahibi olmak, iyi bir gelir sahibi olmak hepimizin yapmak istediği ve yapmaya mecbur olduğu şey ama ben onun paralelinde yapılmasında fayda gördüğümü ve burada sizlerle paylaşmak istediğim bir konu.

BALIKESİR BÜYÜK BİR KÖY SEYLEMİNE KATILMIYORUM

İçinde bulunduğumuz toplumun cemiyetin iyi taraflarını da görmeye çalışalım. Tenkit etmek kolay ama bunun bir yerinden tutmak ufakta olsa katkıda bulunmanın bu gün imtihan heyecanıyla diğer maddi durumlardan dolayı bunu görmek biraz zor olur ama bunun yapılmasının büyük faydası olduğunu düşüyorum. Mesela Balıkesirli arkadaşlar bilirler ki biz Balıkesir’in büyük bir köy, bunu hiç sevmem ama her toplantıda cevap vermeye çalışıyorum Balıkesir büyük bir köy diye nedense eskiden kalmış bir tabir vardır. Ben hiç öyle olduğunu düşünmüyorum. Tabi ki neresiyle mukayese ettiğinize bağlı, Balıkesir’i artık bu gün büyük bir hale gelmiş İstanbul, Yalova, Bursa ile diğer tarafta İzmir ile mukayese ederseniz belki onlara göre böyle. Ama çeşitli sebeplerden dolayı parlamış Gaziantep ile veya tek sektörde parlamış olan Denizli ile mukayese ederseniz belki bu bir yerde doğru ama diğer yakın yerlerle mukayese ettiğimizde kuzeyde Edirne, Tekirdağ, Çanakkale ile Uşak ile mukayese edin. Bunların hiç birinden Balıkesir’in geri kalmış olduğu kanaatinde değilim. Bilhassa son zamanlarda yapılan atılımlarla sanayi, sosyal ve diğer alanlarda da çok önemli atılımlar yapmış ve yapmaya kabiliyeti olan bir ilde olduğumuzu ve önümüzün açık olduğunu artık sanayi yatırımlarının İstanbul İzmir ile kalmamak mecburiyetinde olduğunu ve bugün OSB’de diğer yerlerde birçok yatırımları görmemiz ve bunların hazzını duymamız, kendimize Balıkesirli ve Balıkesir’de okuyan insanlar olarak bundan da haz duymamız lazım.

BALIKESİR’DE  NE OLMALI?

Ülke olarak da birçok zorluklarımız var ama ülke olarak da bunların yapmanın bilhassa genç arkadaşlarımız için ilerisi için çok önemli olması lazım geldiğini ifade etmek isterim. Bir münakaşa daha vardır Balıkesir’de burası bir sanayi şehrimi olmalı? Kültür şehrimi olmalı? Turizm bölgesi mi olmalı? Üniversite şehrimi olmalı? Bunların hepsi olmalı. Üniversitemiz çok önemli büyüdü, çok daha büyüsün, turizme dönüğüz ama bunu da yalnız başına yapamayız."