Gazetemize Uğur Eğitim Kurumları’nın eğitim anlayışı ile ilgili açıklamalarda bulunan Mustafa Kuvancı, ezberci eğitimin yerine öğrencilere kalıcı ve uygulamaya yönelik eğitim verdiklerini belirtti. Uğur Okulları’nda rehberlik hizmetleriyle öğrencilerin akademik başarısının yanında ADSF Programıyla öğrencilerin gelişimlerini de takip ettiklerini kaydetti.

ANADOLU LİSESİ VE FEN LİSESİNİ DE AÇTIK

Uğur Eğitim Kurumları Müdürü Mustafa Kuvancı şunları söyledi:

“Uğur Eğitim Kurumları olarak Balıkesir’de bu yıl Uğur Anadolu Lisesi ve Uğur Fen Lisesi okullarını da açmış bulunuyoruz. Biz Balıkesir’de 2004 yılında ‘Bir Öğretmenler Kuruluşudur’ sloganıyla eğitim faaliyetine başladık. Dershane olarak başlamıştık, dershanelerin kapatılma sürecinde Uğur Temel Lisesi olarak yolumuza devam ettik, okullaştık. Geçen yıl okullaşma sürecinde ilkokul ve ortaokul açmıştık. Bu yıl da Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi olarak devam ediyoruz. Önümüzdeki yıl da anaokulundan Anadolu Lisesi’ne kadar bütün grupların bir kampüs çatısı altında şekillenmiş haliyle eğitime devam edeceğiz.

50 YILLIK EĞİTİM KURUMUNUN BİR PARÇASIYIZ

Buradaki amacımız Balıkesir’in eğitim hayatına hizmet etmek. Biz Uğur Okulları olarak 50 yıllık eğitim kurumunun parçasıyız. Bahçeşehir Uğur Eğitim kurumuyuz. Merkezi İstanbul’da bulunan, Bahçeşehir Üniversitesi’nin Beşiktaş Kampüsünde bulunan bir genel müdürlüğe sahibiz. Türkiye genelindeki tüm Uğur Okulları’nda aynı gün aynı program uygulanır. Velimiz bugün buradan Diyarbakır’a ya da İzmir’e, Ankara’ya, İstanbul’a, Trabzon’a tayini çıktığında oralardaki Uğur Okulları’nda öğrencimiz hiçbir eğitim kesintisine uğramadan aynı şekilde devam etmeye sahip. Böyle bir kurumuz.

STEM EĞİTİMİYLE ÖĞRENCİLERİ GELECEĞE HAZIRLIYORUZ

Uğur Okulları’nın en önemli özelliği STEM Eğitimi’ni ön plana çıkarmış olması. STEM eğitimi de Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Fen Bilimleri dersinde öğrencinin görmüş olduğu konuları hayata ne işe yaradığını görüyor ve uyguluyor olmasıdır. Örnek verecek olursak; biz bu yıl okulumuzda öğrencilerimizin matematikteki OBEB, OKEK konusuyla ses yalıtımının yapıldığını bu sene öğrenmiş oldum. Çocuklar da işlemiş olduğu konunun hangi işe yaramış olduğunu görüyor. Hayatta uygulayarak görüyor ve eğitim kalıcı oluyor. Zaten amaç da artık ezberci eğitimden çocukları kurtarmak ve kalıcı, uygulamaya yönelik eğitim olmasını sağlamak. Bu amaçla Uğur Okulları’nda STEM eğitimiyle bunun öncülüğünü Balıkesir ve Türkiye’de yapıyoruz.

ADSF İLE ÖĞRENCİLERİN GELİŞİMLERİNİ DE TAKİP EDİYORUZ

Bunun yanında proje tabanlı eğitimle çalışıyoruz, rehberliğe çok önem veriyoruz. Öğrencilerimizle bire bir ilgilenmeye önem veriyoruz. Bizim ADSF dediğimiz bir programımız var. Bu Akademik, Duygusal, Sosyal ve Fiziksel Gelişimin takibi. Öğrencilerimi hem akademik olarak, hem duygusal hem fiziksel ve sosyal olarak gelişimini bire bir olarak danışman öğretmenle takibine devam ediyoruz. Bu da çocuklarımızın başarısını ileride çok daha iyi yönde etkiliyor. Biz şunu iddia ediyoruz: Çocuğu artık sınav odaklı hazırlamaktan ziyade geleceğe hazırlamak istiyoruz. Fakat sınav da Türkiye’nin bir gerçeği.  ‘testle tost arasına sıkışmış çocuklar diye eskiden bir tabir vardı. Bundan çocuklarımızı kurtarmaya çalışıyoruz. Yine sınav yönümüz mutlaka devam ediyor. Ama biz bunu çocuğa sadece testlerle ve formül ezberleterek değil, hayatta uygulatarak bunu yapmaya çalışıyoruz.

YAZILIM KODLAMA VE ROBOTİK DERSLERİNE ÖNEM VERİYORUZ

Yine yazılım, kodlama ve robotik derslerine çok önem veriyoruz. Bizim Bahçeşehir Eğitim Kurumlarının Genel Başkanı olan Enver Yücel bize her toplantıda yazılım ve kodlamaya önem verdiğini söyler. Der ki: “55 çalışanı olan whatsup’un yıllık cirosu 32 milyar dolar, 215 bin çalışanı olan Türk Hava Yolları’nın yıllık cirosu 17 milyar dolar. Demek ki çok insanla çalışmanız değil, az insanla çok iş yapmak önemli.” Biz de yazılım, kodlama ve robotik derslerine çok önem veriyoruz. Okulumuzda bunu birinci sınıftan başlamak üzere tüm gruplarda uyguluyoruz.

ÖĞRENCİLERİ ÖDEV YÜKÜYLE BOĞMUYORUZ

Okulumuzda tam gün eğitim yaparak öğrencilerimizi ödev yüküyle boğmuyoruz. Bizim son derslerimiz; 9’uncu saatlerimiz ödev ve çalışma saatlerimiz oluyor. Burada öğrencilerimiz o gün verilen ödevlerini yaparak öyle evlerine gitmelerini istiyoruz. Çocuğa evde zaman kalmasını, ailesiyle zaman geçirmesini istiyoruz. Anne-baba öğretmenlik yapmasın, sadece anne ve baba olsun istiyoruz. Mutlaka öğrencilerimize evde tekrar yapmaları için yarım saatlik, 40 dakikalık süre içinde çalışmasını istiyoruz. Onun dışında ödev yoğunluğu yapmıyoruz.”