POLİTİKA HABER MERKEZİ / Ömer Kantarlıoğlu

 

Türkiye’deki ve Brezilya’daki hayvancılığı POLİTİKA okurları için değerlendiren HAYKOOP Başkanı Faruk Özen Brezilya’da hayvan kesim ücretlerinin düşük olmasına rağmen et satışının yüksek fiyatta olduğunu kaydetti. Türkiye’de et fiyatlarının pahalı olmadığını da savunan Faruk Özen, Türkiye’de maliyetlerin yüksek olmasından dolayı et fiyatlarının yüksek göründüğüne dikkat çekti.

HAYKOOP Başkanı Faruk Özen Türk çiftçisinin kısıtlı imkanlarla yaptığı üretim ile takdiri hak ettiğini söyledi. Özen Brezilya’nın 50 milyon hektarlık alanda tarım yaptığını ve dünyada lider olduğunu kaydederken, Türkiye’nin ise 14 milyon hektarlık tarım alanı ile dünyada 7’nci sırada olduğunu söyledi. Türkiye’nin tarımdaki başarısının takdiri hak ettiğini belirten Faruk Özen, “Türk çiftçisi mucize yaratıyor” diye konuştu.

MERKEZ BİRLİĞİ ADINA BREZİLYA’YA GİTTİM

HAYKOOP Başkanı Faruk Özen Türkiye Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği adına Brezilya’ya yaptığı ziyareti şu şekilde değerlendirdi;

“Geçtiğimiz hafta Besi Danası Projesi için Brezilya’daydım. Türkiye Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu görevimle ilgili oraya gittim. Doğrudan Balıkesir’deki kooperatif başkanlığı görevim ile ilgili değil Türkiye Hayvancılık Kooperatifleri Genel Merkez adına bu işle görevlendirildim. Bilindiği gibi ülkemiz et açığını kapatmak için dışarıdan besilik hayvan ithal ediyor. Besilik hayvanla beraber az bir miktarda et de geliyor. Ancak daha çok çiftçi de bu pastadan kazansın diye besili hayvana yoğunlaştı hükümet. Avrupa ülkelerinden artık besili hayvan ithalatını azalttık. Dolayısıyla Güney Amerika ülkelerinden hayvancılığın lokomotifi olan bir ülke olan Brezilya’ya da bakanlık ithalat izni verdi.

BAKAN FAKIBABA ÖNERİMİZİ KABUL ETTİ

Et ve Süt Kurumu tek ithalatçı. Geçtiğimiz aylarda Sayın Fakıbaba’dan bizim bir talebimiz vardı. Sayın Fakıbaba’ya dedik ki; dışarıdan gelen Et Süt Kurumu’nun getirdiği besi danalarını 60 baş üzeri alanlara veriyorsunuz, 60 baş altında talep edenlere vermiyorsunuz. Bu şu demek oluyor: Küçük çiftçi bu ırk hayvanları alıp besleyemiyor. Bizde kooperatiflerin bünyesinde yüzde 99’u küçük çiftçi olduğu için bunların da bu hayvanlara sahip olabilmesi için bir teklifte bulunduk ve bu teklifimiz kabul edildi. En az 20 baş olmak üzere bizim kooperatif ortaklarımızın da, küçük çiftçilerimizin de talep ettikleri hayvanları Türkiye HAYKOOP olarak getirebilme imkanı sağlandı. Bununla ilgili yurt içinde bize aracılık edecek olan firmalarla ihale aşamalarını geçirdik. Ve işi verdiğimiz firma yetkilisi tarafından yurt dışına ben de götürüldüm.

5 BİN TALEBİN 2 BİN 35’İ BALIKESİR’İN

Orada Brezilya’daki ihracatçı firmalarla görüştük. İlk 5 bin hayvanlık gemi siparişi verdik ki bu 5 bin kişilik talep bizim elimizde hali hazırda var. Türkiye’de HAYKOOP’un olduğu illerden talepler toplandı. 5 binlik bir talep var. Bu 5 binlik talebin 2 bin 35 tanesi Balıkesir’den. Neredeyse yarıya yakını Balıkesir’den gelen siparişler. İthalatçı firmayla birlikte Brezilya’ya gittik. Brezilya’daki firmalarla konuştuk. Bu firmalar daha önceden kendileriyle mail trafiği yaşadığımız ve randevu aldığımız firmalardı. En ciddi gördüğümüz ve bu işi yapacağına inandığımız firmayla da prensipte anlaştık. Şimdi karşılıklı uluslararası ticaret sözleşmeleri yapılıyor ve bankalar arası akredif işlemleri başladı. Muhtemelen bu süreç Ocak ayının 15’ine kadar sürecektir ve daha sonra da hayvan seçimi yapılıp, gemi yüklenip Türkiye’ye getirilecek. Biz bunu yılda birkaç defa 5 binlik partiler halinde tekrarlamak istiyoruz. Küçük üreticilerimiz de bu hayvanları alıp, çiftliğine koyup, besleyip para kazanabilsin diye düşünüyoruz.

BREZİLYA’NIN İKLİMİ TARIM V E HAYVANCILIĞA ÇOK UYGUN

Brezilya’ya benim ilk gidişimdi. Tabi Brezilya dünyanın en büyük tarım ülkelerinden biri olarak duyuyorduk sadece. Tropikal bir iklime sahip, ekvatora yakın bir ülke. Kışları en soğuk 10 dereceye düşüyormuş. Dolayısıyla her daim topraklarında ürün yetiştirme imkanı olan bir ülke. Çok büyük meraları var. Hayvanları otla besliyorlar: bunun avantajına sahipler. Bizim ülkemiz bu konuda dezavantajlı durumda. Bizde meralardan yararlanma yılda toplamda bir ay kadar sürüyor. Mayıs ayında bahar yağmurları bittiğinde meralarımız da maalesef bitmiş oluyor. Ülkemiz yağış alan bir ülke değil. Haziran ile Ekim arasında ülkemizde yağış olmuyor; en azından ihtiyaç olan yerlerde yağış olmuyor. Dolayısıyla biz hayvanlarımızı onlara göre daha pahalıya yetiştiriyoruz. İşte hazır yem kullandığımız için daha pahalıya besliyoruz. Onlarda böyle bir maliyet yok. Ayrıca 350 milyon hektar tarım arazisi var. Ama bunun sadece 50 milyon hektarını ekip dikebiliyorlar. 300 milyon hektarı öyle mera olarak boş duruyor. Bizim Türkiye 14 milyon hektar tarım arazisiyle dünyada tarım hasılası yönünden Brezilya’nın hemen ardından 7’nci sırada geliyor. İnanın bizim çiftçimiz mucize yaratıyor. Bu anlamda ben Türk çiftçisini kutluyorum. Ben Almanya, Fransa, Hollanda’yı da gördüm, buralarda bire bir inceleme ve temaslarda bulunduk. Almanya, Hollanda, Fransa’da yağış alan, iklim avantajları olan ve büyük meraları olan, yeşil otu hiç bitmeyen ülkeler. Dolayısıyla bizde meradan yararlanma bu kadar az iken ve kişi başına düşen arazi ortalamamız 7 dekar iken, biz yine de bu ülkelerin hemen arkasından sıralamaya girebiliyorsak bu da bizim çiftçimizin üstün başarısıdır.

TÜRKİYE’DEKİ ET FİYATLARI ÜZERİNDE SPEKÜLASYONLAR VAR

Ayrıca, ülkemizdeki et konusu bildiğiniz gibi hiç gündemden düşmez oldu. Bu bizi çok ciddi bir biçimde rahatsız ediyor. Ulusal basın ve televizyon kanalları büyük illerde bir kasapla konuşuyorlar ya da oraların tabelasına bakarak vay efendim et pahalı diye haber yapıyorlar. Tamam ama çekimi yaptığın yer İstanbul’un en lüks semtleri. Oranın sadece kirası 30-40 bin liradır. Adam sadece kiraya çalışıyor. Burada bir kasıt var. Türkiye’de bir lobi faaliyeti var. Türkiye’de birileri özellikle etin pahalı olduğunu öne sürerek et ithalatının önünü açmak istiyorlar. Et pahalı olabilir. Peki, çiftçi bu eti ucuza mal edipte mi pahalıya satıyor? Algı bu tarafa doğru gidiyor, sıkıntı burada. Evet, Türkiye’nin hayat standartları belli. Bugün bir çiftçi yetiştirdiği danası 26 liranın altında kestirirse, yedirdiği yemle, arpayla maliyetlendirdiğinde, elektriğini, suyunu, kendi yevmiyesini koyduğunda 26’nın altı para kazanmaz. Çiftçi para kazanmayınca ne yapacak? O işi yapmayacak. Gidecek kendine bir fabrikada, sanayide, inşaatta, bir yerde kendine iş bulacak, faaliyetten bir daha dönmemek üzere terk edecek. Peki, bu ne anlama geliyor? Bu göç anlamına geliyor. Türkiye’de 15 yıl önce kırsalda çiftçilik yapan oranı yüzde 34 iken bugün bu rakam yüzde 22’lere düştü. İnsanlar para kazanamayınca, zaten hayvancılığında sosyal hayatı yok. Hayvancılık 7 gün 24 saat, 365 gün yapılan bir iş. Cenazen olsa dahi cenaze bekler ama hayvan beklemez. O hayvanı sabah-akşam sağacaksın, günde üç öğün besleyeceksin. Dolayısıyla sosyal hayat yönünden de sıkıntılı olan bir meslekte para da kazandırtmazsanız bu çiftçiye, o da köyünü terk eder, ahırını, tarlasını bırakır gelir şehir hayatında kendine yer açmaya çalışır. Bu defa onun her beslemekten vaz geçtiği hayvan kadar senin yurt dışından hayvan veya et getirmen demektir. Hayvanı getireceksin besleyen insan olmayınca canlı hayvanın da bir kıymeti kalmıyor. Sonra iş et ithalatına dönecek ve bu haberleri yapanlar amacına ulaşmış olacak. Bakanlığımızı ciddi bir şekilde algı operasyonlarıyla yanlış yönlendiriyorlar. Biz bunları sürekli bakanlığımıza da söylüyoruz. 8-12 Ocak’ta yine davet edildik Hayvancılık 2018 Politikaları Çalıştayı’na katılacağız. Orası için yine raporlarımızı hazırlıyoruz.

ET ÜRETİMİ 10 YILDA 400 BİN TON ARTTI

Bizim ülkemizde et üretimi günden güne artıyor. Bundan 10 yıl önce 700 bin tonlardaydık. Şu anda 1 milyon 100 bin ton üretime çıktık. 400 bin ton üretimi artırmışız. Yani 10 yıl önceye göre üretimimizi yüzde 50 artırmışız. Fakat tüketimimiz de aynı oranda artıyor. İşte bu terör hadiseleri biraz ayyuka çıktığı dönem turist sayısındaki azalmayı hepimiz hissettik. Oteller, gıda sektörü krize girdi. Ama geçen yaz gerek Rusya ile ilişkilerin düzelmesi gerek bu terör faaliyetlerinin azalması turist sayısını yine 40 milyonlara taşıdı. 80 milyon da kendi nüfusumuz var. 120 milyon tüketiyoruz. Sanayi günden güne gelişiyor. Sanayide işçilere kalori hesabı yapılır. 2000 kaloriyi tutturmak zorundasınız. Dolayısıyla da bunu mutlaka hayvansal gıdalarla yapabilirsiniz. Dolayısıyla biz bunu tüketiyoruz. Ama bir yandan da Brezilya gibi Almanya gibi hayvan popülasyonunu artıracak meralarımız, alanlarımız az. Zaten dar alanda bu işi yapıyoruz. Diğer yandan da hali hazırda yapanları da vay efendim işte et pahalı diyoruz. Peki, mazot, elektrik, yem, gübre ucuz mu? Yani Türkiye’de bütün fiyat hareketleri eşit gidiyor. Arpa fiyatları 10 yıl önce neyse, et fiyatı 10 yıl önce neyse bugün yan yana koyduğunuzda gerek dolar bazında gerek enflasyon bazında gerek başka bir endeks alalım hepsi birbirine denk gidiyor. Etin 10 lira olduğu dönemde yemin çuvalı 12-13 liraymış. Bugün etin 27 lira olduğu dönemde yemin çuvalı 45-50 liraya çıkmış. Yani yemdeki artış aslında daha fazla. O da kurdan dolayı. Son dönemde kur biraz haddinden fazla yükseldi.

PAHALI ET SATANA VATANDAŞ CEZAYI KESER

Burada özellikle şunu söylemek istiyorum: et konusunda anlamsız bir algı operasyonu yapılıyor. İşte Türkiye’de her şey ucuz bir tek et pahalı algısı var. Bir defa bunu kırmamız lazım. Evet, bazı kasaplarda, şarküterilerde personelin maliyetinden dolayı veya kirasından dolayı 3 lira 5 lira 10 lira fiyat farklılıkları olabilir. Çeşitli illerde, o ilin özelliklerine göre fiyatlar mutlaka değişebilir. Ancak Balıkesir’i konuşacak olursak; Balıkesir’deki fiyatların çok fahiş olmadığını düşünüyorum. Eğer çok fahiş fiyata et satan kasap varsa zaten müşteri onu cezalandırır. Onların kendi içinde alternatifini müşteri üretir. Ama hayvancılık sektöründen milyonlarca kişi karnını doyuruyor, sadece çiftçi değil. Bir çiftçinin hayvan bakmasıyla beraber oluşturduğu yan sektörler var. Ona hayvan temin eden celepler, cambazlar var, onunla ilgili kamyonlar çalışıyor, yek taşıyan, buğday taşıyan kamyonlar var, bunların yan sanayisi var. Bunun yanında veteriner hizmetleri, ilaç hizmetleri, sağlık teknisyenleri var. Hayvancılık kendi içerisinden en az 5-6 tane daha kuvvetli sektörü ayakta tutuyor. Sadece bir dana beslemek değil. Bunun mezbaha ayağı, kasap ayağı dediğinizde son tüketiciye ulaşana kadar birçok sektör olumlu veya olumsuz etkileniyor. Diğer tarafta sütü de düşünürsek orada da birçok sektör girift olarak iç içe geçmiş durumda.

BREZİLYA’DA KİŞİ BAŞINA 1 TÜRKİYE’DE 5,5 KİŞİYE 1 HAYVAN DÜŞÜYOR

Mesela Brezilya’da et kesimi çok ucuz. Kişi başına 1 hayvan var. Brezilya’nın 200 milyon nüfusu var, 200 milyon da hayvanı var. Türkiye’de 14 milyon hayvan var ve 80 milyon nüfusu var. Yani Türkiye’de neredeyse 5,5 kişiye 1 hayvan düşüyor. Orada fiyatları sordum: Mezbahada hayvan kesimi 13 lira. Orada Türkiye’de de bulunan bir market zincirine gittim fiyatlara baktım onların para birimine göre 30’a çıkıyor. Real para birimi ile Türk para birimi arasında 0,85 fark var, oradaki et fiyatı bize göre 32-33 lira oluyor. Yani 13 liraya kesilen hayvanın marketteki fiyatı 33 liraya denk geliyor. Lokantalarda fiyat üç kat daha artıyor. Bir et yemeği yemek lokantada çok lüks. Düşünün hayvanın o kadar çok bol olduğu bir ülkede lokantalarda daha fahiş fiyata eti satıyorlar. Dolayısıyla bu ülkede hizmet sektörü pahalı.

KÖYLÜYÜ KÖYÜNDE DOYURMAK ZORUNDAYIZ

Yani işçi maliyetleri veya başka maliyetleri var, vergileri var, pahalı demektir. Bizde de aynı şekilde. Vergiler var, dolaylı vergiler var, direkt vergiler var. İşçi çalıştırıyorsun İşçi Sağlığı İş Güvenliği kuralları geldi, onların maliyetleri var. Saygı gösterilmesi lazım. Ama burada en dikkat edilmesi gereken konu; köylünün karnını köyde doyurmamız lazım. Eğer köylüyü kendi köyünde besleyemezsek o köylü şehirlere gelip, hem şehir hayatını tahrip edecek, hem buradaki sosyal hayat dengesini bozacak, hem kendi aile dengesini bozacak. Kimse alışmadık bir ortama gelmek istemez. Herkes doyduğu yerde kalmak ister. Bizim köylüyü köyünde doyurmamız için onun para kazanmasını sağlamamız gerekiyor. Bu tür ucuz politikalarla et pahalı, falanca ülkede ucuz demememiz gerekiyor. Evet Brezilya’da ucuz gerçekten. Ama burası Brezilya değil ki orasıyla kıyaslama yapmamamız gerekir. Brezilya da baktım ben araba fiyatları da çok ucuz. Biz bunu söyleyebiliyor muyuz? Türkiye’de 200 bin liraya alınan araba Brezilya’da 100-120 bin lira. O o ülkenin dengesi, bizim ülkemizin dengesi farklı. Bizim ülkemizde besleme maliyetleri yüksek olduğu için tüketiciye de et yüksek fiyattan satılıyor. Bunda kimsenin suçu yok. Ama şu anda köylü bu konuda suçluymuş gibi bazı taarruzlarda bulunuluyor.”