Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile yaptıkları görüşmede çiftçilerin son günlerde yaşadığı sorunların en başında gelen yem ve gübre fiyatlarının artışının ele alındığını söyleyen HAYKOOP Başkanı Faruk Özen, ayrıca süt fiyatları konusunda da görüş alışverişinde bulunulduğunu kaydetti.

Türkiye gündemindeki yerini koruyan şarbon hastalığıyla ilgili açıklamalarda da bulunan HAYKOOP Başkanı Faruk Özen, Balıkesir’de hastalıkla ilgili herhangi bir tehdidin bulunmadığını ifade etti. Şarbon konusunda ilgili yada ilgisiz herkesin bir şeyler söylediğine de dikkat çeken Faruk Özen, yalan yanlış yapılan açıklamaların üreticiye büyük zarar verdiğini de ifade etti.

BAKANIMIZA SORUNLARI ANLATTIK

HAYKOOP Başkanı Faruk Özen gazetemize yaptığı acıkmalarda Ankara’da Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile yaptığı görüşmeler hakkında şunları söyledi:

“Geçtiğimiz hafta Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli’yi HAYKOOP Merkez Birliği olarak ziyaret ettik. Ziyaretimiz hem yeni atanması sebebiyle hayırlı olsun demekti, hem de içinde bulunduğumuz tarım sektöründe çiftçinin sorunlarını kendisine aktarmaktı. Taşradan Ankara’ya en taze, en doğru bilgileri götürdük. Öncelikle kendisi bizi çok iyi karşıladı. Görüşmemiz usulen olmadı. Toplantıda Bakan Yardımcısını, Genel Müdürlerini hazır tutarak görüştüğümüz konuları not aldılar. Bu Sayın Bakanın toplantıya verdiği önemi gösterdi bize. Biz de bundan memnun kaldık ve kendisine teşekkür ettik.

GÜBRE VE YEM FİYATLARININ DÖVİZE ENDEKSLENMESİ BİZİ SIKINTIYA SOKTU

Bizim gibi sektörün çerisindeki temsilciler son günlerde çiftçinin baş başa kaldığı korunları sürekli kamuoyunda paylaşıyorlar. Biz de çok farklı şeylerle gitmedik. Şu anda tarım ve hayvancılık sektöründe hammadde noktasında birincisi gübre, ikincisi de yem fiyatlarının dövize endekslenmesi bizi sıkıntıya soktu. Gübre fiyatlarının dövize endekslenmesini bir nebze anlayabiliriz. Bunların hammaddeleri ülkemizde bulunmuyor, tamamı ithal ediliyor. Ancak yem fiyatlarının da döviz artışıyla doğru orantılı artıyor olması bizleri fazlasıyla üzüyor. Çünkü bizim ürettiğimiz; çiftçinin ürettiği arpayı, buğdayı birkaç ay öncesinde kilosunu 90 kuruşa alan firmalar, bugün aynı arpayı çiftçimize 1,5 liraya yemlik olarak satıyorlar. Firmaların burada yaptıkları tek şey arpayı ezmek. Böyle yaparak bu artışı da dövize endeksliyorlar. Sen bunu Türk Lirasıyla aldın, 90 kuruşa aldın. Sadece ezdin, çuvalladın ve tekrar çiftçiye yemlik olarak satıyorsun. Bunun dövizle ne alakası var.

90 KURUŞA ALDIKLARI ÜRÜNÜ 1,5 LİRAYA ÇİFTÇİYE SATIYORLAR

Birinci sıkıntı burada. Yine aynı şekilde ülke olarak 19 milyon ton buğday ürettik. Yemlik buğdayın alım ortalaması yine 90 kuruşlar seviyesinde. Devlet 1 lira 5 kuruş olarak açıkladı ancak bu ekmeklik buğday fiyatı. Bizim ürettiğimiz buğdayın bir çoğu da yemlik buğday olarak 90 kuruşa işlem gördü. Firmalar da buğdayı 90 kuruşa alıyor, bundan yaptığı yemi de dövize endeksliyor. Yemin içerisinde ithal ürün var mı tabi ki var. Ama ne kadarı? 50 kiloluk bir çuval yemin içerisinde ne kadar ithal ürün var? Döviz arttığından dolayı bunun içerisindeki birim miktar kadar zam yapmaları mantıklı kabul edilebilir. Ama 50 kilogramlık yemin tamamını döviz artışına endekslersen burada bir haksız kazanç ve fırsatçılık olduğu anlaşılıyor. Biz bunları belgeleriyle, faturalarıyla, yılbaşından bu yana yem fiyatlarının seyrini ve dövizin seyrini Sayın Bakanın önüne koyduk. Bu konuyla ilgili Ticaret Bakanlığıyla ortaklaşa bu konunun üzerine gidilmesini talep ettik. Nasıl ki son günlerde gördüğümüz üzere bir çok sektörde haksız kazançla ilgili ihbarları değerlendiriyorlar bunu da bir ihbar kabul edip, çiftçinin menfaatine işlem yapılmasını istedik. Biz yem fabrikalarına düşman değiliz, aksine sektörde onlarla paydaşız. Onların ürettikleriyle hayvanlarımızı doyurup, onlardan elde ettiğimiz ürünlerle biz kendi karnımızı doyuruyoruz. Ancak burada bu yapılan ticaretten çiftçiye bir şey kalmıyor. Süt fiyatlarını 15 Ağustos itibarıyla 15 kuruşluk zam geldi. Ama bu zam çiftçinin eline geçmeden gitti. Orada süt-yem paritesinden bahsedildi, şu anda ise bu altüst oldu. Pariteden bahsetmek bu fiyatlara göre mümkün değil.

HAKSIZ KAZANÇ ELDE EDENLERLE MÜCADELE EDİLMELİ

Tarım Bakanımızla görüşmemizin ana konusu süt ve yem fiyatı oldu. İşte yem fiyatlarının denetlenmesini, mercek altına alınmasını, ithal oranının ne olduğunu ve döviz arttığında zam gelecekse yemin içerisindeki kullanılan ithal ürün kadar zam gelmesini istedik. Bu hesaplar, bu hamleler yanlış. Bu hamleler çiftçiyi hayvancılıktan soğutur. Bir daha dönmemek üzere hayvanını sattırır, sektörden çıkarır ve önümüzdeki yıllarda bugün kapatamadığımız et açığının üzerine bir de süt açığı olur. Dolayısıyla çiftçimizi sektörde tutmak için, çiftçimizin üzerinden haksız kazanç elde edenler kendilerini gözden geçirmeli ve devletin de gözü bunların üzerinde olmalıdır. Biz bunu talep ettik. Biz her türlü zor şartta üretiyoruz zaten. Yıllardır birçok kriz geçirdik. Bunları da aştık, bu krizi de aşarız. Ama burada özellikle döviz artışını bahane edip buradan kazanç ve rant elde etmek isteyenleri de hem biz kendimiz izole ediyoruz hem de devletin bunlara karşı tedbir almasını istiyoruz.

 

BAKANIMIZIN ULUSAL SÜT KONSEYİNİ TOPLAMASINI BEKLİYORUZ

Süt fiyatlarıyla ilgili önümüzdeki süreçte kısa bir zaman içinde Bakanımızın Ulusal Süt Konseyi’ni toplamasını bekliyoruz. Bununla ilgili kendisinden ışık gördük. Tekrardan konseyi toplayıp, piyasa gerçekleri doğrultusunda, tüketiciyi de düşünerek çiftçinin ürettiği süte bir kez daha ayarlama ihtiyacı var. Bakan Beyden de bu ışığı gördük. Önümüzdeki günlerde böyle bir toplantı gerçekleşip, süt fiyatlarının tekrar çiftçi lehine ayarlanmasını bekliyoruz. Tarım ve Orman Bakanından bunu talep ettik. Talebimizin de olumlu karşılanacağımızı tahmin ediyoruz. Yapılacak ayarlama ile ilgili şu an için bir fiyat vermem uygun olmayabilir. Sonuçta masada üretenlerle beraber sütü işleyen firmaların karşılıklı görüşmesi olacak. Şu anda benim elbette kafamdan geçen bir rakam var ancak bunu kamuoyuyla paylaşmak kendimize zarar vermek adına olabilir. Ama çiftçimizin de tüketicinin de makul karşılayacağı bir fiyat artışını bekliyoruz. Bu fiyat artışının olacağına inancımız da tam. Böyle olunca çiftçimiz biraz vicdanen rahatlayacak, kendisine karşı bir adım atıldığını görecek ve şartlar ne kadar zor olsa da üretmeye devam edecek.

1,5 LİRAYA ÜRETİCİDEN ALINAN SÜT MARKETTE 6 LİRADANSATILIYOR

Tabi bunun yanında marketlerin de denetlenmesi gerekir. Kamuoyunda son günlerde sıkça görmeye başladık. İşte çiftçiden 1,5 liraya alınan sütün marketlerde 6 liralara kadar satıldığıyla ilgili çeşitli televizyon kanallarında haberler çıktı. Bununla ilgili kurullar, kurumlar var. Araştırılsın, üretenin kazanamadığı parayı arada aracılar kazanıyorsa, haksız kazanç varsa veya yüksek kârlar varsa bunlara da tedbirler yasal mevzuat çerçevesinde alınsın. Vatandaşımıza da süt zammını bahane edip market fiyatlarını da aşırı bir zam yaparak tüketimin azaltılmasını da kabul etmiyoruz. Çünkü bizim ürettiğimiz ürün piyasada satıldığı takdirde değerli olacaktır. Bugün sütü iki misli artırırsak, ama yarın marketlerde satılmasa, ürün bize geri kalsa, ürünümüz elimizde kalsa, satacak yer bulamasak bu defa fiyatın da artmasının da bir anlamı yok. Dolayısıyla fiyatlar ham üreticiyi, hem tüketiciyi hem de arada bu işi pazarlayan kişileri tatmin edebilmeli. Böyle bir stabil piyasa istiyoruz. Arada bir kişinin aşırı kazanıp da bir kişinin de bu işten zarar etmesi mümkün olmamalı.”

ET YEMEYİN SÜT İÇMEYİN ÇAĞRISI ÜRETİCİYE ZARAR VERİR

Türkiye’nin gündeminde yer alan şarbon hastalığı ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan HAYKOOP Başkanı Faruk Özen şunları söyledi:
“Bizim sektörün önünü tıkayan, bize zarar verdiğini düşündüğümüz bir vaka var. Türkiye’de bir şarbon hadisesi yaşandı. Ben en son ayrı ayrı üç lokasyonda hastalığın görüldüğünü duydum. Bunu suistimal edip, bu konuyu siyasi malzeme yapan, bu konuyu ekonomik malzeme yapan mihraklar olduğunu söylemek isterim. Gerek sosyal medya üzerinden gerek çeşitli iletişim araçlarıyla insanlara et yemeyin, süt içmeyin, dondurma yemeyin, yoğurt yemeyin diyerek bizim sektöre bir darbe vurma gayreti görüyorum. Et yemeyin derken tam et fiyatlarının arttığı bir ortamda bu tür spekülasyonlar ortaya çıktı. Et fiyatları 31-32 lira bandına geldiğinde şarbon olayını ortaya çıkardılar. Bununla birlikte et fiyatları tekrar 30 lira seviyelerine geri geldi. En azından çıkış durdu. Psikolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. İnsanlar etkileniyorlar, tam olarak konuyu bilmiyorlar, anlamıyorlar, anlayana kadar da belli bir refleks gösteriyorlar. Bu refleksler sektöre zarar veriyor. Bu hayvanı yetiştiren, büyüten, besleyen ve buradan kendine bir gelir düşünen çiftçi maalesef bazı politikalara kurban gidiyor. Dolayısıyla Eylül ayındayız, kış yaklaşıyor. Çiftçimiz odununu, kömürünü alacak, çocuğunun okul ihtiyaçlarını karşılayacak, üniversitede okuyan çocuğu varsa ona yurt bulacak. Yani tam masraflı bir dönemdeyiz. Eliyle büyüttüğü, beslediği hayvanını bazı insanların tatmin duygularına feda etmekle burun buruna. Bunlar üzücü konular.

YETKİLİLER HASTALIKLA İLGİLİ GEREKLİ TEDBİRLERİ ALIYOR

Herkes şarbon hastalığının ne olduğunu açıp bakabilir veya ehil kişilere; Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine, Veterinerler Odası’na sorabilirler. Şarbon bir işletmeye, bir hayvana geldiğinde üç gün içerisinde bu hayvanı öldürür ve o işletme ilgililer tarafından karantinaya alınır, hayvanlar da dezenfekte edilerek gömülür. Bu hastalık bu tedbirlerle insanlara zarar vermeyecek şekilde kontrol altında tutulur. Geçtiğimiz yıllarda ilçemizin birinde bir işletmede şarbon vakası görüldü ve 80 tane hayvan bu hastalık nedeniyle öldü. Fakat o köyde başka bir işletmeye şarbon hastalığı sıçramadı, o işletmede çalışan bakıcılara, o hayvanlara temas eden kişilere dahi bulaşmadı. Hiçbir insanda şarbondan dolayı bir sıkıntı yaşanmadı. Ancak hayvanlar telef oldu ve telef olan bu hayvanları da usulüne uygun, insanlara ve doğaya zarar vermeyecek şekilde gömülerek konu kontrol altında tutuldu.

İTHAL HAYVANLARDA ŞARBON OLSAYDI HEPSİ YOLDA ÖLÜRDÜ

Şarbon hastalığının yurt dışından gelen hayvanlarda görüldüğü söylenerek konu farklı boyutlara çekilmek isteniyor. Bu hayvanlar 1 ay boyunca gemide seyahat ediyorlar, ülkemize geldiklerinde bir karantinaya tabi tutuluyorlar. Eğer yurt dışından gelen hayvanlar şarbonlu yola çıksa Türkiye’ye gelene kadar gemideki bütün hayvanların ölmesi gerekiyor. Çünkü hastalığın kuluçka süresi o kadar uzun değil.

HAYVNLARDA HASTALIK DÖNEM DÖNEM OLUYOR

Bugün bizim marketlerde, kasaplarda, vitrinlerde satışa sunulan etler mutlaka mezbahada kesilirken hem hayvan görsel olarak hem de kesildikten sonra oradaki veteriner hekim tarafından hastalık olup olmadığı incelenmiş, sağlık raporunu almış ve akabinde müşterilere sunulmak üzere satışa gitmiştir. Kesinlikle o hayvanlarda şarbon tehdidi olması mümkün değildir. Buradan bu konuyla ilgili çok fazla ilgili, ilgisiz veya bilgili, bilgisiz insanların yazdığı yazılardan da kamuoyunun olumsuz etkilendiğini ve sektöre zarar verdiği düşüncesindeyim. Hayvansal hatalıklar çeşit çeşit, dönem dönem geliyor. Bunların içerisinde bulaşıcı olanlar var, bulaşıcı olmayanlar var. Sadece bir hayvana hastalık geldiğinde yanındaki hayvana bulaşmayan hastalıklar var. Ama bir de işletme bazında geldiğinde kırıp döken, işletmeye çok ciddi maddi zarar veren hastalıklar var. Bu hastalıkların her biri İl Tarım Müdürlüğü tarafından aşılamak suretiyle kontrol altında tutuluyor. Ancak yine de vaka görüldüğünde karantinaya alınmak suretiyle insanlara zarar vermeyecek şekilde bu kriz yönetiliyor.

BALIKESİR’DE ŞARBON VAKASI YOK

Mandıralarda dahi şarbona rastlanıldığı ile ilgili spekülatif haberleri okuyoruz ve bunları da esefle kınıyoruz. Asla böyle bir şey yapmasınlar. Bunlar bizim üreten köylüye, emeğe darbe demektir. Umudunu hayvanına bağlamış insanların umutlarını kırmak, yok etmek demektir. Bazılarının keyfi için bazılarının umutları kırılmamalı. Bu şarbona karşı devletimizin duyarlı olduğunu, böyle bir vaka olduğunda ki şu an için böyle bir vaka yok, ama olduğunda da derhal o yerin karantina altında tutularak o bölgenin eti, sütü ticari olarak değerlendirilmiyor. Vatandaşımız gönül rahatlığıyla etini, sütünü tüketmeye devam etsinler, böyle bir faydalı besinden kimse bu tür asparagas haberler yüzünden mahrum kalmasın.”