Sosyal Güvenlik Haftası’nda sosyal güvenlikten bahsetmenin gerçekçi olmayacağını dile getiren BES Şube Başkanı Özgül Erdem Coşar, “SGK’nın 2017 istatistiklerinde, toplam nüfusun yüzde 86,8 inin sosyal güvenlik kapsamında olduğu, nüfusun 13,2’sinin ise kapsam dışı olduğu kaydedilmektedir” diye konuştu.

SOSYAL GÜVENLİKTEN BAHSETMEK GERÇEKÇİ DEĞİL

BES Şube Başkanı Özgül Erdem Coşar yaptığı açıklamada şunları söyledi:“Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2009 yılından bu yana her yıl 16 Mayısı kapsayan hafta “Sosyal Güvenlik Haftası” olarak kutlanmaktadır. Haftanın amacı sosyal güvenlik bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması olarak ifade edilse de haftaya ilişkin kurum tarafından yürütülen faaliyetler göstermelik olmaktan öte gitmemektedir.

Sosyal güvenliğin en temel tanımı toplumu hastalık, meslek hastalığı, işsizlik ve yaşlılık gibi sosyal ve ekonomik risklere karşı koruma altına alan sistemler bütünüdür. Bu tanımdan hareketle ülkemizin içinde bulunduğu sağlık ve sosyal güvenlik siteminin her geçen gün piyasaya açıldığı, emekliliğin özellikle 01.10.2008 sonrasında çalışma hayatına girenler için fiilen ortadan kaldırıldığı bir süreçte, bırakın sosyal güvenlik haftası kutlamayı sosyal güvenlikten bahsetmek bile gerçekçi değildir. Sosyal güvenlik haftasına ilişkin kurum tarafından yürütülen faaliyetlere mesafeli duran sendikamız, haftayı alternatif etkinliklerle gerek ülkemizdeki sağlık ve sosyal güvenlik sitemine ilişkin değerlendirmelerimizi gerekse de SGK emekçilerinin sorun ve taleplerini kamuoyu ile paylaşıldığı bir platform olarak değerlendirmektedir.

Sosyal güvenlik sisteminin iki temel unsuru sağlık ve emeklilik hizmetleridir. Sağlık alanında yaşanan piyasalaşma sağlık kurumlarını ticarethaneye yurttaşlarımızı da müşteriye dönüştürmüştür. Siyasi iktidarın övünerek ifade ettiği “Her Yurttaş Genel Sağlık Sigortası Şemsiyesi Altında” ifadesi içi boş bir slogandan ibarettir. Her yurttaşın Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hizmeti alabilmesi için ya sosyal güvencesi olacak ya da genel sağlık sigortası primini yatırması zorunlu hale getirilmiştir.

SGK’nın 2017 istatistiklerinde, toplam nüfusun % 86,8 inin sosyal güvenlik kapsamında olduğu, nüfusun 13,2’sinin ise kapsam dışı olduğu kaydedilmektedir. Herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’dan gelir ve aylık almayan 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan 8 milyon yurttaş tespit edilmiştir. 6,4 milyon yurttaşın ise aylık gelirinin asgari ücretin 1/3 ünden fazla olması nedeniyle GSS primi ödemesi gerektiği halde prim borcunu ödeyemediği görülmektedir. Yani sosyo-ekonomik durumu iyi olmayan ve muhtaç durumda olan toplam yurttaş sayısının 14,4 milyona ulaştığı SGK istatistiklerinden de anlaşılmaktadır. Öve öve bitiremedikleri sağlık sisteminde yurttaşlarımızın payına sağlıkta daha önce olmayan 11 kalem yeni ödeme zorunluluğu olmuştur. Reçete yazılmasa bile her muayenede 5 TL’den başlayıp 15 TL’ye kadar muayene ücreti; reçete bedeli; eşdeğer ilaç farkı; miktarı milyarları bulan istisnai sağlık hizmeti ücreti ve en çok can yakan da özel hastanelerde ilave ücret adı altında alınan bıçak parası ile paran kadar sağlık hizmeti anlayışı getirilmiştir.

ZORUNLU BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ İPTAL EDİLMELİ

Şehir Hastaneleri ile sağlıkta dönüşüm projesinde son aşamaya gelinmektedir. Kamu hastaneleri, hazinenin finansal riski üstlendiği ‘yap/ kirala/devret’ modeli ile şehir hastanesi adı altında özelleştirilmektedir. Bu uygulama ile 4 yıllık kira bedeli ile yapılacak hastanelere 20 yıl kira bedeli ödenecektir. Arazi, alt yapı ve finansman garantisini kamu üstlenmektedir. Eğer yeterince ‘müşteri’ hasta bulunamayıp zarar edilirse (%70 doluluk garantisi), aradaki fark otoyol ve köprülerde olduğu gibi vergilerimizden oluşan genel bütçeden karşılanacaktır.

Sağlık alanında piyasalaşma tüm hızıyla sürerken sosyal güvenliğin sisteminin diğer temel unsuru olan emeklilik sisteminde de durum farklı değildir. 5510 sayılı yasa ile 2008 yılı sonrasında çalışma hayatına girenler için emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e yükseltilmiştir. Türkiye koşullarında emekçiler için emeklilik fiilen son bulmuştur.  Emekçiler kamu emeklilik sisteminin tasfiyesi anlamına gelen “Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi” saldırısı ile karşı karşıyadır. Gönüllü BES, BES’e otomatik katılım derken, sıra zorunlu BES uygulamasına gelmiştir.  Kamusal, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti ve kamu emeklilik sistemi emekçilere bir lütuf değil emekçilerin mücadele ile kazandığı haklardır. Kazanımlarımıza sahip çıkmaya dün olduğu gibi bugünde devam edeceğiz. Kamusal, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti ve kamusal emeklilik hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. BES olarak bireysel emeklilik sistemi dayatmasına karşı, emeklilik yaşının düşürülmesi, emekli ayılık bağlanma oranlarının yükseltilmesi ve her türlü ek ödemenin emekli aylığına yansıtılması taleplerimiz için mücadelemizi yükselterek sürdüreceğiz.

 

KHK’LERLE BÜRO EMEKÇİLERİ HAK KAYIPLARI YAŞADI

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını ve Siyasi İktidara sağlık ve sosyal güvenlikle ilgili taleplerimizi hatırlatırken SGK emekçilerinin sorun ve talepleri için de adım atmaya davet ediyoruz. Özellikle 2011 yılında çıkarılan 666 sayılı KHK ile diğer büro emekçilerinde olduğu gibi SGK emekçilerinde de ciddi hak kayıpları yaşanmıştır. İkramiyeler, ek ödemeler, fazla mesai ücreti, havuz parası, vekâlet ücreti, fatura inceleme ücreti vb. kaldırılması ile SGK emekçileri ciddi gelir kaybına uğratılmıştır. SGK emekçilerinin ikramiyelerinin ödenmeye devam edilmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı olmasına karşın yeni bir düzenleme yapılmayarak emekçiler mağdur edilmeye devam edilirken, yönetici kadrolara ve teftiş elemanlarına ikramiye ödemesi devam etmektedir. SGK emekçilerinin eşitlik ve adalet talepleri canlılığını korumaktadır. Kurumda istihdam eksikliğine rağmen ağır iş yükü altında çalışan emekçiler siyasi iktidar tarafından rutin hale getirilen prim afları ile ilave iş yüküne katlanmak zorunda kalmakta ve çalışmanın ekonomik karşılığını alamamaktadırlar. OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerle keyfi ve mesnetsiz olarak üyelerimizin işine son verilmiş, kimi üyelerimiz ise açığa alınmıştır. Açığa alınan üyelerimizin neredeyse tamamı görevlerine geri başlatılmış olmakla birlikte ihraç edilen üyelerimiz OHAL komisyonu tarafından oyalanmaktadır. OHAL komisyonu marifetiyle ihraç olan üyelerimizin yargı süreçleri tıkanmaktadır. Yaşanan bu hukuksuzluklar toplam çalışanlar üzerinde de huzursuzluk yaratmış, yaratmaya da devam etmektedir.

TALEPLERİMİZ

Büro Emekçileri Sendikası olarak taleplerimizi bugün burada bir kez daha ifade ediyor, tüm SGK emekçilerini taleplerimiz için ortak mücadeleye davet ediyoruz.

OHAL KHK’leri ile işine son verilen ve açığa alınan üyelerimiz derhal görevlerine başlatılmalıdır. 666 KHK nedeniyle gasp edilen ikramiyeler derhal ödenmelidir. Aynı kadro dereceler arasında yaratılan ücret adaletsizliği ortadan kaldırılmalıdır. SGK GYS Yönetmeliğinin sendikamızın açmış olduğu davalar dikkate alınarak değiştirilmeli ve sınavlarda uygulanan mülakat kaldırılmalıdır. Uzman, Denetmen v.b tüm kadrolar için kurum içinden sınav açılmalı, sınavlarda yaş şartı kaldırılmalı ve sınav sonuçları 2 yıl geçerli olmalıdır. Yeni ve kadrolu personel istihdam edilmeli, Sosyal Güvenlik Merkezlerine yeni kadro tahsis edilmelidir. Geçici görevlendirme adı altındaki sürgün uygulamasından vazgeçilmelidir. Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan kamu emekçileri(hizmetli, dağıtıcı v.b) sınavsız olarak memur kadrolarına atanmalıdır.  Kurum denetim elemanları başta olmak üzere icra, işveren, tahsis ve gerçekleştirme görevlileri ile muhasebe personeli için iş-görev tazminatı, bankoda çalışan personel için yıpranma tazminatı ödenmelidir. Mobbing uygulamalarının tespiti ve önlenmesi için her ilde Mobbing İzleme Kurulları oluşturulmalıdır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları oluşturulmalı, yönetmeliğe uygun olarak işyerlerinde işyeri hekimi ile işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı istihdam edilmelidir. 50 çalışanın olduğu işyerlerinde kreş açılmalıdır. Rotasyon uygulamaları durdurulmalıdır.”