ÖMÜR BOYUER

Uzun süredir özellikle yazmıyorum ve yazmama kararı almıştım.

Ama gel de yazma…

CHP Tüzük Kurultayı yapıyor. Değişiklik yapılacak olan Tüzük meselesine girmeyeceğim.

 Kurultay açılış konuşmasında Kılıçdaroğlu “Lümpen” ifadesini kullandı.

Lümpen, ağır bir hakaret…

 Birine “Birader Sen, görgüsüzsün, bilgisizsin ve dolayısıyla toplum içinde aşağı durumdasın. Sınıfsız bir ayaktakımısın” dersen ki; Lümpenin karşılığı budur.

Valla adam çeker vurur seni. Üstelik ağır tahrikten büyük ceza indirimi alır.

Diyor ki Kılıçdaroğlu;

“ CHP’de 1980 sonrası lümpenleşen bir yapı vardı. O yapıyı yok edinceye kadar mücadele edeceğim. Her partili bir dava insanı olacak”

Yani kendinden önceki CHP’nin yapısını görgüsüz, bilgisiz, toplum içinde aşağı durumda olan sınıfsız bir ayaktakımı olarak; bir başka deyişle Lümpen olarak görüyor.

Kişinin kendi bakış açısıyla başkasının bakış açısı arasındaki farkı kavrayamamasına benmerkezcilik (Egosantrizm) deniyormuş.

Egosantrik olan benim ha yanlış anlaşılmasın.

Bu gerçeği görmemde ve kendi kendime teşhisini koymamda yardımcı olan Kılıçdaroğlu’na sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu konuda ciddiyim. Billur falan geçmiyorum.

Zira kendi bakış açımla Kılıçdaroğlu’nun bakış açısındaki farkı kavrayabilmiş değilim.

Biri bana “ Bak şu masada görgüsüz, bilgisiz, sınıfsız bir ayaktakımı lümpenler oturuyor. Çaylarını içip iki laf edelim” dese;

“Hastır oradan, ne çayı ne lafı ne işim olur onlarla” der terslerim.

Hele hele yapısı lümpen olan partiye adımı mı bile atmam.

Allahtan Egosantrikim ama Eksantrik değilim…

Öyle ya görgüsüzlüğe, bilgisizliğe, ayak takımı anlayışına karşı vereceğim mücadeleyi lümpenler ile yapmak Eksantriklik değil de nedir?

Emeğin En Yüce Değer olduğuna inanan her bir CHP üyesi (ki inanmak zorundadır) gelmiş geçmiş yönetimleri, yönetim anlayışını, yönetim biçimlerini tamamen beğenmiyor ve dolayısıyla eleştiriyor olabilir.

Bunda hiçbir sıkıntı yok…

Amma velakin bu inancının gereği sokağın tozunu yutan, ailesinin zamanından çalan, bedeller ödeyen ve dahi her şeyi ile yanlışta olsa Emeğini ortaya koyan; gelmiş geçmiş hiçbir partiliye, yöneticiye Lümpen deme hakkı yoktur.

Atatürk’ün koltuğunda oturan Kılıçdaroğlu’nun kendinden önceki dönemin parti yapısını (“büyük oranda” deyip hadi biraz yumuşatayım) lümpen olarak görmesi, göstermesi ve adlandırması büyük bir talihsizliktir.

***

Kılıçdaroğlu konuşmada dedi ki “Disiplinli, özgüveni yüksek bir örgüt kuracağız”

Rahmetli dedem;

“Ölme Eşeğim ölme Yaza Yonca Bitecek” dediğinde güler geçerdim şimdi gülemiyorum.

Ne diyeyim kuramayanlar utansın.

Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmada parti içerisine verdiği mesajların neredeyse tamamı kapının önüne koyarım üslubuyla tehditkâr bir içerikteydi.

En çokta altına imzamı atacağım şu söze güldüm…

“CHP'de olanların bireysel çıkar peşinde koşanların bu partide yeri yoktur. Senin yerin CHP'nin kapısının dışarısıdır.”

Harika…

İyide; partide bireysel çıkar peşinde koşmayan milletvekilleri olmasa, bireysel çıkar peşinde koşmayan Belediye Başkanları olmasa, bireysel çıkar peşinden koşmayan İlçe başkanları, İl Başkanları, parti yöneticileri olmasa, bireysel çıkar peşinden koşmayan parti meclis üyeleri, kurultay delegeleri olmasa ve bunlardan bireysel çıkar beklentisi olmayan parti üyeleri olmasa şu anda partiyi yönetenler kim olurdu bilemiyorum?

Boş laflar…

            Olmaması gerekir ama mümkün değil. Bireysel çıkar peşinde koşmak her zaman her partide olan ve olmaya devam edecek şeydir. Hangi ülkede, hangi parti bu hayalî düşünceyi hayata geçirebilmiş ki?

            Kaldı ki parti üst yönetimleri varlığını maalesef bu şekilde korur.

           

Son olarak…

            “Her partili dava insanı olacak” mış…

            Eyvallah doğru söze ne denebilir ki?

            Ancak önce ideolojiye sahip olacaksın ki bir inancın olsun. İnancın olmadığı yerde mücadele edeceğin ve her ne pahasına olursa olsun savunacağın bir davan olamaz.

            Kusura bakma ama Sayın Kılıçdaroğlu böyle hamasi sözlerle kuru kuruya olmuyor bu işler. Bu partinin ideolojisi yok diyen siz değil misiniz? Bu partinin üyeleri ideolojik bağla birbirine bağlı mı?

            Kaldı ki;

            Siz ve ben de dâhil tüm parti üyelerinin,  Uğruna mücadele ettiğimiz tüm değerlere sırtımızı dönerek Ekmelettin İhsanoğlu (adını da doğru mu yazıyorum hala emin değilim) gibi adaylara tıpış tıpış gidip oy verdiğimiz gün dava adamlığımız bitti maalesef.

            Eh en azından kendi çapımda yanlışlardan dönülmesi uğruna verdiğim mücadeleden dolayı kendime “dava adamcığı” diyebiliyorum.

            Diyemeyenler çatlasın…