ENGİN ARICAN

Geçtiğimiz günlerde Balıkesir’de bir kafede meslektaşlarımızla güncel gelişmeler ve olaylar üzerine söyleşiyoruz. Sohbetimize Balıkesir Birlik gazetesinin kurucusu ve sahibi Sıtkı Şeremetli de katılıyor. Uzun bir zamandır görüşemediğimiz Şeremetli ile karşılıklı dertleşip, hasretlik gideriyoruz. Son kitap çalışmalarımız üzerine de konuşuyoruz. 12 Eylül 80 darbesi döneminde açılmış davaların iddianamelerini arşivleyip, kitap haline getirmiş ve baskısı ile uğraşıyordu…

Sonraki günlerde Balıkesir Politika gazetesinde Sürmelioğlu’nun yanına uğruyorum. Kitaplığının müdavimiyimdir ve ilgimi çeken kitabı kitaplığıma taşırım. O da bunu bilir, sesini çıkartmaz. Şeremetli’nin “Balıkesir’den 1980 İhtilali ve 12 Eylül Anıları” isimli kitabını çekip, dönüşte araçta okumak üzere yanıma alıyorum.

Bu Şeremetli’nin ilk kitabı değil.

BALIKESİR’İN TARİHİNİ BİR DE BU YÖNÜYLE OKUMAK

“Balıkesir’den 1944 Anıları Tabutlukların Hikayesi”,”1946- 1980 İktidardan-İhtilale Balıkesir’de Demokrat Parti Hareketi”, ”Şehit Aileleri Anlatıyor Vatan Sağolsun”  isimli bir çok kitabın yazarı…

Balıkesir’de acaba kaç kişi Şeremetli’nin birbiri ardına yazarak çıkarttığı bu kitapları okuma şansına sahip olabildi? Kaç kişinin kitaplığında Şeremetli’nin kitapları yer bulabildi? Bu sorum sadece Şeremetli ile ilgili değil. Balıkesirli bir çok yazarın farklı alanlarda ve konularda bir çok kitabının olduğunu biliyoruz. Bence hepsi birbirinden değerli ve kentin kültürel yaşamında hepsi vazgeçilmez bir öneme ve yere sahipler.

Şeremetli’nin “ 12 Eylül Anıları” isimli kitabı,  80 öncesi bir ülkücünün, bir milliyetçinin, Balıkesir ÜGD başkanlığı yapmış ve MHP üyesi olan bir kişinin kişisel tanıklıkları olarak yorumlanıp, siyasal açıdan ön yargılı bir anlayışla kimileri tarafından önemsenmeyebilir, küçümsenebilir. Oysa ki, 12 Eylül darbesi ve darbe yıllarında Balıkesir’de nelerin yaşandığı ve nerede, neler yapıldığının bizzat yaşayanların tanıklıklarından, mağdurların ağzından öğrenilmesi açısından Şeremetli’nin kitabının karanlık, kanlı ve kirli bir dönemin daha somut anlaşılması yönüyle o günlere ve tarihe tanıklık ettiğine inanıyorum.

SAHTE DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK NUTUKLARINA KANMAYIN

Konu günümüzde ülke ve Balıkesir, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, millet, bayrak, askeri darbeler, darbeciler, işkenceler, hak hukuk olduğunda mangalda kül bırakmayanları biliyoruz. Atıp tutarlar…

Oysa ki, böylesi darbe dönemlerine tanıklık etmiş ve mağduru kılınmış onlarca insanımızın ister sağcı olarak ister solcu olarak bilinsin içine gömüldükleri suskunluğun ağırlığının altında yatan gerçek bambaşka ve yaşanan hemen her şey şaşkınlık vericidir.

Oysa ki ülkenin, zorbaca susturulanların, sindirilmeye çalışılanların konuşmasına, anlatmalarına ve tanık oldukları, yaşadıkları konusunda kelimenin tam anlamıyla çığlık atmalarına ihtiyacı var.

TÜRKİYE DE BALIKESİR DE DAHA DARBECİLERLE LAYIKIYLA HESAPLAŞAMADI

Şeremetli, kitabında, bir ülkücü ve MHP’li olarak, yazdıkları ile adeta çığlık atıyor. Ben de bir başka pencereden yıllar önce bu dönemi ve yaşanan vahşeti anlatmak için “ÇIĞLIK” isimli kitabımı yazıp, yayınlayarak okurla paylaşmıştım. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül,28 Şubat süreci ve 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi ile ilgili bugüne kadar birçok kitap yazıldı. Bu konularda yazılmış tüm kitapları önemsiyorum. Ancak, özellikle Balıkesir ve ilçeleri nezdinde darbeler döneminde nelerin yaşandığı ve mağduriyetler konusunda düşünsel ve edebi açıdan çok zengin bir çalışmanın yapılmadığını da biliyoruz.

Oysa ki yapılmalı..!

Hem bu yılların ve günlerin bilinmesi açısından yapılmalı hem de sorgusuz sualsiz  mağdur kılınmış, eziyet görmüş, çile çekmiş, katledilmiş insanlarımızın darbecilerle layıkıyla  hesaplaşması adına bu yapılmalı..!

BİR GÜNDE 217 İNSAN SORGUYA VE İŞKENCEYE ALINDI

Şeremetli’nin “12 Eylül Anıları” isimli kitabını okuduğumda darbe günü Balıkesir’de yaşananlarla Bandırma’da yaşananların benzerliğine tanık oldum.12 Eylül günü evinden, sorgusuz sualsiz polis ve asker tarafından elleri kelepçelenerek bir askeri araca bindirilip, o yıllarda Hükümet binasının yanındaki bulunan jandarma karakoluna götürülen ve daha sonra Hava Üssü’ne taşınanlar… Buradan da insanların alınıp Emniyet Müdürlüğü binasında sorgulanmaları ve işkence altında alınan ifadeler. Kızpınar Askeri Disiplin-Tutukevi’nde işkenceli sorgular. Emniyette alınan savcılık ifadeleri ve tutuklamalar… Balıkesir Kapalı Ceza ve Tevkif Evi’nden Ankara “meşhur” Mamak askeri toplama kampına yani işkencehanesine taşınma…

Sadece 12 Eylül günü Balıkesir’de sağcı ve solcu olarak bilinen 217 insan darbeciler tarafından gözaltına alınarak, sorgu evlerine taşındı, işkence altında sorguları yapıldı..!

HESAPLAŞMAK KAÇINILMAZ..!

Doğal olarak yaşadıklarından ve tanık olduklarından hareketle Şeremetli, kitabında şöyle soruyor:

“Peki bu zalimler kimdir?”

İnsana bu denli büyük zulümler yapabilecek kadar yürekleri kararmış sapık ruhlu insanlar kimdir?

Bu işkenceciler kim olursa olsunlar ama, asla İNSAN OLAMAZLAR!

Ve bu işkenceler göstermiştir ki ’12 EYLÜL İHTİLALİ TÜRK TARİHİNE GEÇEN İNSANLIK DIŞI KARA BİR LEKEDİR.’

Bu arada şu gerçeği de ifade etmeden geçemeyeceğim. Aynı dönemde ülkücüler kadar solcu gençlere de aynı işkenceler yapılmıştır. Bu da göstermektedir ki: ’İşkencecinin dini, imanı, milliyeti, ideolojisi yoktur. Çünkü işkenceci de insani olan hiçbir değer yoktur.”

Evet, Balıkesir, Cumhuriyet tarihimizde gerçekleşmiş tüm darbelere hem tanık oldu hem de ama ülkücü ama devrimci ve solcu ama İslamcı gençleriyle darbelerden her yönüyle mağdur kılındı, işkencelerden geçirildi, kumpaslar kuruldu ve darbe mahkemelerinde  süründürülüp, idam sehpalarının gölgesinde zindanlarda çürütüldü…

ZULMÜN MAĞDURLARI DA CELLATLAR DA HALA ARAMIZDA

Bu insanlar bugün aramızda ve genellikle ya yılgın ya da bir köşede suskun bir şekilde yaşama tutunmaya çalışıyorlar. Onların çileleri hiç mi hiç bitmedi… Bir yandan da bu karmaşık ve zorlu dönemde yitirdikleri yol arkadaşlarının acısını dindirmeye çalışıyorlar.

Darbeciler de Mars’tan  gelip de ülkenin yönetimine çöreklenmediler ya… Onlar da hala aramızda.. Onlar da yaptıklarının bilincinde her an bir mağdur ya da dönemin bir tanığının kendilerini tanıma ve hesap sorulma korkusuyla aradan geçen on yıllara karşın sinmiş ama bir şekilde bir yerlere yamanmış şekilde yaşamlarını sürdürüyor…

Şeremetli’nin kitabını hala okumamış olanlar var ise mutlaka bulup okumalı. İnsanlarımız pek dile getirilmeyen hatta dile getirilmekten ısrarla imtina edilen Balıkesir ve darbe gerçeğini her yönüyle öğrenip, tanımalı ve en azından insanlarının çektiği acılara bir nebze ortak olmalı diye düşünüyorum.

Sevgiyle, esen kalın…