CHP Milletvekili Ahmet Akın SEKA’yı gündeme taşımış.

İthal kağıt kullanmak zorunda bırakılan basın sektörünün kur artışı nedeniyle zor günler yaşadığına dikkat çekiyor.

..ve konuyu haklı olarak “Yerli kağıt fabrikalarını sattınız, kapattınız, sektörü ithal kağıda mahkum ettiniz” demeye getiriyor.

SEKA, iki binlerin başında üretim dışı bırakıldı. Sonra Albayraklar’a satıldı.

O gün bugündür kağıt üretilmiyor.

Sektör, dışarıdan gelen kağıda muhtaç.

Kağıt tacirlerinin elinde oyuncak.

Sadece basın sektörü değil.. Yayınevleri, matbaalar, kağıtla iş yapan diğer sektörler.. Hepsi kur artışından muzdarip şimdi.

 

***

KAĞIT ve SEKA mevzularını ilk dillendiren Ahmet Akın değil.

O henüz Milletvekili değilken, dönemin milletvekilleri, siyasileri, demokratik kitle örgütleri, sendikalar falan çok şey söyledi, 1.1 milyon Dolar’a satılan SEKA’ya dair.

Hepsi arşivlerde.

Mahkemeler, yargılamalar, kararlar, iptaller, itirazlar falan derken..

Özelleştirmelerle ilgili nihai kararı Bakanlar Kurulu’na devrettiler.

Yani, mahkeme kararı ne olursa olsun, Bakanlar Kurulu yargı gücünün üstünde söz söyleme hakkına sahipti artık.

Bu durum, özelleştirmelerde yargı engeline takılan herkese rahat bir nefes aldırıyordu.

 

***

BALIKESİR’de yayımlanan gazeteler, uzun yıllar SEKA’dan karşıladı kağıt ihtiyacını.

Bizim fabrika gazete kağıdı üretiyordu. Sadece Balıkesir gazeteleri değil, holding medyasından gelen siparişlere de yanıt veriyordu SEKA.

Satışa çıkarıldığı dönemde, “SEKA Balıkesir’in, Balıkesirliler sahip çıksın” diye yazmıştık.

Balıkesir’deki sermaye sahiplerinin bir konsorsiyum oluşturup SEKA’yı almalarını istemiştik.

Her işten anlayan sermaye ıssı, “biz kağıt işinden anlamayız” dediydi!

Hem zaten adrese teslimdi satış.. SEKA, Albayraklar’ın olacaktı.

Oldu.

 

***

SATILDIĞI günden bu tarafa üretim yok.

Oysa bu fabrika, kağıt üretiminin yanı sıra, Balıkesir’in sosyal yaşamında da önemli bir yer tutuyordu.

Sosyal tesisleri ve fabrikanın diğer olanakları, Balıkesir halkının kullanımına sunuluyordu.

Geniş yeşillik ve ağaçlık arazisiyle Balıkesir için küçük ölçekte bir oksijen kaynağıydı.

Tek sıkıntı, dışarıya verilen selüloz atıklarından çıkan kötü kokuydu ve çevredeki köyleri etkiliyordu.

SEKA’nın nizamiyesinde Albayraklar’ın tabelası var yıllardır.

İçeride tesisi yenileme çalışmaları falan sürüyor ama, ne zaman faaliyete geçeceği bilinmiyor.

Üretime geçmediği her yıl için bilmem kaç bin Dolar ceza ödeme koşulu vardı; o rakam da devede kulaktır.

En önemlisi, fabrikanın enerji ihtiyacını karşılamak için yapımına başlanan santralın çevreye vereceği zarar olasılığı. Günlük bin tona yakın kömür kullanımı söz konusu. Santralın soğutma işlemleri için kullanılacak su miktarı da öyle görmezden gelinecek bir rakam değil.

 

***

İTHAL kağıda bağımlı haldeki basın sektörü, kur artışı yüzünden çok sıkıntılı günler yaşıyor. Neredeyse ikiye katlanan rakamlar yüzünden bazı günlük gazeteler haftada iki gün çıkma hazırlıkları yapıyor.

Sadece kağıdı konuşuyoruz da.. Aslında iş kağıtla bitmiyor.

Matbaa maliyetleri de ikiye üçe katlanmış durumda.

Kullanılan kimyasallardan kalıplara kadar hepsi dışarıdan geliyor. Kur artışı, direkt ya da dolaylı olarak sektörü her yönden etkiliyor. Tedarikçiler de eskisi gibi ödeme kolaylığı sağlamıyor artık.

Yani bu süreçte tüm sektörler gibi basın sektörü de zor günlerden geçiyor.

 

***

GELELİM SEKA işine.

Yargı süreciydi falan tamam da..  Sonuçta, yargı kararlarının Bakanlar Kurulu kararlarına takıldığı bir ortam var, özelleştirme işlerinde.

Yani yürütme erki, özel sektörden yana.

Bu durumda, fabrikanın sahipleri bugüne kadar çoktan üretime geçmiş olmalıydı.

Zaman zaman sipariş haberler görüyoruz basında.. İşte efendim çok yakında üretime geçiliyor, bilmem kaç milyon ton kağıt üretilecek, bilmem şu kadar istihdam sağlanacak falan.

Gelip geçerken görüyoruz, içeride inşaat faaliyeti var.

Peki üretime geçmek bu kadar uzun sürer mi? Satıldığı gün doğan çocuklar liseye gidecek; bizim SEKA hala kağıt üretimine başlamış değil.

Bu konuda fabrika yönetiminden de tek satır açıklama yapılmıyor. Zaten her ne hikmetse Balıkesir’deki yatırımcılar kamuoyuyla hiçbir şekilde diyalog kurmuyor. Bu sadece Albayraklar için değil, Balıkesir’de yatırım yapan diğer şirketler için de geçerli.

 

***

AHMET AKIN’ın diyor ki: “Yıllardır  yatırım yaptık üretime geçiyoruz diye halkı kandırıyorlar. Fabrikayı iade etsinler, Balıkesirliler nasıl işletip üretim yapacağını bilir.”

Yani, “SEKA’yı olduğu gibi bırakıp gidin, gerisini Balıkesir halleder” diyor Ahmet Akın.

Ahmet Akın da farkında; Balıkesir’de SEKA konusunda ortak bir tavır yok. Ne siyasi partilerde, ne demokratik kitle örgütlerinde, ne sokaktaki adamda.

Doğrudan ya da dolaylı olarak SEKA’nın varlığından yararlanmış olanların da sesi çıkmıyor.

Santral konusundaki çevreci çıkışın ötesinde bir hareket yok.

Devletin, “fabrikayı iade edin, özelleştirmeyi iptal ediyoruz, yeniden KİT statüsünde biz işleteceğiz” demesi de mümkün değil.

 

***

SON kertede, basın sektörünün daha çooook uzun süre ithal kağıda mahkum olarak yaşamak zorunda kalacağını söyleyelim.