“Devrimci propaganda yapmaya geldiğim için çok mutluyum. Konuşulması gerekenler şeyler çok az konuşuluyor ve konuşulanlar da dinlenmiyor. Bilim hayatı da pek kale alınmıyor. İnsanların içi kararıyor ben konuşunca ama ben aldırmamayı öğrendim” diyerek konuşmasına başlayan Dr. Ömer Madra, iklim değişikliği ve olası sonuçlarıyla ilgili son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar da ortaya konulan verileri paylaştı. Madra, "Hastanedeki odasından ağaç gören hastalar görmeyen hastalara göre daha çabuk taburcu oluyor. Dokunmak ve doğa meselesi önemli" dedi. 23 Haziran tarihinin çok önemli bir olayın 30'ncu yıldönümü olduğunu belirten, 1988’de ABD başkenti Washington’da senato komitesi önündeki James Hanson’un tanıklığını anlatan Madra, “Uzay araştırmaları enstitüsü başında olan Hanson, konuşmasında, ‘sera gazı etkisi diye bir şeyi tespit ettik. Bu o an itibariyle iklimimizi ebediyen değiştirmektedir. İçinde bulunduğumuz an itibariyle dünya, ölçüm aletlerinin yapıldığı tarihten bu yana en sıcak anını yaşamaktadır. Küresel ısınma kadar arttı ki bunun sera gazı etkisine bağlı olduğu konusunda hiç tereddüt kalmamıştır. Sera gazı etkisinin o kadar büyük bir noktaya ulaştığı görülüyor ki, sıcak dalgaları artacak ve bunun bin bir türlü sonucu olacaktır' dedi ve çalışmalarına devam etti. New Yorker da çıkan yazıda, ‘Hanson’un senatoda tanıklığının 30'ncu yıldönümü. Bundan daha hazin ve acı verici bir km taşı düşünülemez. Aradan geçen 30 yılda Kuzey kutbunda buz kütlesinin yarısı eridi. Kuzey kutbundan yakın ir zamanda vazgeçeceğimiz kesindir. Belki gelecek yaz, belki sonraki yaz tamamen eriyerek. Yarısı eridi okyanuslarda asitlenme arttı. Beslenmenin en önemli kaynağı olan okyanuslarda planktonların yapısı değişti’ diyor. Her Allah'ın günü bunları okumak ve zavallı dinleyiciler ile bunları paylaşmak zorundayım. Bilim, vaziyet kötü dediği zaman kötü olduğuna kanaat getiren biriyim. Dünyada milyonlarca hektar orman yanıyor ve bu küresel iklim değişikliğinden dolayı oluyor. Piknikçilerin attığı ateş ya da sabotaj üzerinde duruluyor ama bunun üzerinde durulmuyor. Kasırgalar ve seller yaşanıyor. Geri dönülmez olaylar yaşanıyor. Ortalama sıcaklık artışları yükseldi ve yükselmeye devam ediyor. Güney kutbunda buzların erime hızı 10 yıl içinde 3 katına çıkıyorsa kutuplardaki erime çok ciddi sorun var, başımız büyük dertte demektir. 61.5 metre daha yüksek olacak denizler o sırada bir hayat olacağını düşünmüyoruz değil mi? Yarım metrelik yükselme alt yapı sisteminin çökmesi demek. 2 hafta önce Afrika'daki ve dünyadaki en eski ağacı olan Baubab ağaçlarının büyük bir kısmının öldüğü tespit edildi. Bilim insanları bunun nedeninin büyük ihtimalle küresel ısınma olduğunu düşünüyor. Muhtemelen dünyanın en yaygın besin kaynağı olan pirincin besin değeri azalıyor. Bu muazzam bir sorun” dedi.  

 “İKLİM TARTIŞMASI ORTAYA ÇIKMALI 30 YIL OLMUŞKEN BU GİDİŞATA BİR DUR DEMENİN ZAMANI ARTIK” 

Bilim insanlarının çeşitli yayınlar ve açıklamalarla yeterince uyarıda bulunduklarını belirten Dr. Madra,  “Görmüyor ve uygulamıyor olmamızın sebebi bilim insanları değil yani. İklimbilimcilerini kutlamak gerekir. 30 yıl önce öngörüde bulundular ama halk olarak çuvalladık. İklim tartışması ortaya çıkalı 30 yıl olmuşken bu gidişata bir dur demenin zamanı artık” dedi. Dr. Madra, dur demenin yolunun, tüketimi azaltmak, eroin bağımlığına benzettiği fosil yakıt kullanımına son vermek ve birlikte mücadele etmekten geçtiğini ifade etti. ‘E, Ömer ne oldu senin küresel ısınma?’ diye inanılmayacak tepkiler gösteren arkadaşları da olduğunu söyleyen Dr. Madra, Kızılderililerin aldıklarını 7 kuşak sonraya bırakma çabalarına değinerek, "1720 yılında doğayı kutsayan kabilelerden birinin reisi, katledilmesine önce şöyle demiş: yüce ruh bulutlar içinden konuştuğunda sizi lanetlesin. Onun sözleri ateştir. Yıldırımlar mahsulünüzü yakıp kül etsin. Rüzgâr ve ateş evlerinizi yerle yeksan etsin’ dedi. Bizi terk etmeyen sebepsiz hüznün temelinde reisin 300 yıllık laneti olmasın çünkü lanet devam ediyor.  

Atmosferde bulunan azami parçacık sayısının 350 olabileceği ama şu an 410 ' un üzerine çıktığına dikkat çeken Madra,  “800 bin yıldan beri atmosferde görülmüş en yüksek konsantrasyon ve her sene artıyor. 

Mücadeleye devam etmek, karbon vergisi koymak, hükümetleri zorlamak zorundayız. İklim zirveleri ile olmaz. Türkiye tamamen ters yönde olan bir ülke. Direnişler oluyor, olmak zorunda. Sabahtan akşama tüketerek ve akıllı telefonlarını zırhlı yenileyerek yalamayız daha mütevazı ve konvansiyonel yaşamak zorundayız. 27 yılda uçan böceklerin yüzde 67’si ortadan kalkmış. Yaşama zincirini koruyan kelebek, uğur böceği ve arılar  öldüğünde tüm dünya çökmek üzere ve hala böcek öldürücüleri destekleyebiliyoruz. Barbarlığın kol gezdiği bir dünyadan bahsediyoruz. Savaşların artacağına kimsenin şüphesi yok. Bütün dünya savaş halinde. Nükleer de dâhil her şey olabilir ama buna karşılık her şey ne kadar yok oluyor farkında değiliz.2050 ye kadar bütün ülkelerin  tamamen güneş, rüzgâr enerjisine geçmesi gerektiğini belirten kapı gibi rapor var elimde. Buna rağmen neden kanal-istanbul, yeşil yol konuşuyoruz. Hayvan endüstrisinin ve mandıra endüstrisinin derhal durdurulması gerekiyor. Antibiyotik krizi kapıda. Yapılacak şey bilişsel  durumunu değiştirmemiz lazım. Sürekli büyüme bir tek şey için geçerlidir; sadece kanserin. Genç nesiller bu zehirlenmesi önlemek için artık ayağa kalksınlar” dedi.  

 

“DEĞİŞİKLİK FARK EDİLMEDİĞİ İÇİN BOŞ VER DENİLEBİLİYOR”

Seçilmiş kötülükten bahseden Madra, “Seçilmiş olanı gördüğümüz için dünyanın öldüğünü görmüyoruz. 

Yeni nesiller asla fark etmiyorlar değişikliği, kendi deneyimleriyle dünyanın hep böyle olduğunu sanıyorlar. Neyin kaybedildiğini fark etmediği için insan boş ver diyebiliyor” dedi.  Konuşmasının son bölümünde mini test uygulayan Madra, “Sizce profesör doğru söylüyor a şıkkı, abartıyor b şıkkı, zırvalıyor, delirmiş c şıkkı, delirmiş, hepimiz için komplo peşinde d şıkkı, hepsi  şıkkı. Hiçbiri f şıkkı. Doğru cevabı en geç 30 yıl içinde burada vereceğiz” dedi.