Sosyal medya yıkılıyor.

Ne olduğu, neci olduğu bilinmeyen bu genç kız, sağcısıyla solcusuyla herkesin tepkisini çekmiş durumda.

Sağcısı da solcusu da şu tespiti yapıyor: “Bireysel bir eylem değil. Ardında birileri var!”

Ardında kimlerin, hangi provokasyon tasarımcılarının, hangi infial mühendislerinin olduğunu düşünmek bu ülkenin en mantıklı işi.

Çünkü, daha önce binlerce kez o mantığı haklı çıkaran provokasyonlar yaşandı.

Milyonlarca insanın gözü önünde Müslüm Gündüz – Fadime Şahin olayları gelişti meselâ.

Atatürk heykellerine satırla, baltayla saldıranlar oldu.

Hakaret, küfür, bini bir para.

Ardında hep birileri vardı elbet.

Atatürk’ün manevi şahsiyetine yönelik ağır hakaretlerde bulunan, çeşitli eylemlerle gündeme gelen kim var kim yoksa, arkalarında mutlaka birileri oluyor.

Safiye İnci olayına da bu açıdan bakmak lazım.

Kendi inandığı şeyler adına, inanmadığı şeylere bu denli hakaret edebilecek özgüvene sahip olacağını sanmıyorum.

Sıradan bir olay gibi bakılmamalı.

Arkasını önünü iyi araştırmak gerekir.

 

***

BU genç kız gözaltına alındı, mahkemeye çıkarıldı, tutuklandı.

Peki, Atatürk Türkiyesi’ne inananların içi soğudu mu?

Safiye biter, başkası çıkar.

Bu böyle sürüp gider.

 

***

ANITKABİR’de çekiyor videoyu.

Ziyaretçi yani.

Sevmediğin adamın mezarında ne işin var?

Evinin balkonundan çek videonu, oturduğun kafeden, sokaktan, caddeden falan.

Anıtkabir’e niye gidiyorsun?

Sosyal medyada olay patlayınca, “özür dilerim, pişmanım; benim görüşlerime saygı duymayan bir arkadaşa inat için o görüntüleri çektim, Atatürk’e saygı duymasam Anıtkabir’e gitmezdim.”

Görüşü ortada.

Ne demiş?

“Atatürk, Tayyib’in b..ku bile olamaz” demiş.

Görüyorsunuz; ne kadar sığ ve ahmakça bir bakış açısı.

Atatürk’le Tayyip Erdoğan’ı niye kıyaslıyorsun?

Bu kıyaslamayla, AK Parti’yi ve Erdoğan’ı sevenleri direkt Atatürk karşıtı gibi görüp gösteriyor.

Yani, Atatürkçüler bir yana..

AK Partililer bir yana.

Bu da provokasyonun bir amacı.

Ayrıştırmacı, kutuplaştırmacı bir dil kullanılıyor eylemde.

O halde sadece hakaretten değil, bölücülük teşebbüsünden de yargılanmalı.

Sosyal medyada AK Parti’ye oy vermiş, gönül vermiş, Erdoğan’ı seven niceleri bu provokasyona tepki gösteriyor.

Meselâ AK Partili bir arkadaş sosyal medyadan şu mesajı veriyor:

“Atatürk bu milletin kırmızı çizgisidir.”

Kimileri böyle düşünmese de.. İnanmasa da.. Sevmese de..

Bu ülkenin bir Atatürk gerçeği var.

Bu ülkenin bir Atatürk çizgisi var.

Bu ülkenin bir Atatürk sevgisi var.

Çünkü kurtuluş ve kuruluşun mimarıdır.

Sağcıyla, solcusuyla, liberaliyle, muhafazakarıyla bu ülkeyi seven herkes böyle düşünür.

 

***

SAFİYE İNCİ’nin yaptığı, daha doğrusu O’na yaptırıldığını düşündüğümüz bu provokasyon cezasız kalmamalı.

Tabi ondan önce, geçenlerde sarığıyla cübbesiyle ekrana çıkıp “ya biz gideceğiz ya Kemalistlerbu ülkeden gidecek” sözleriyle gündeme gelen Müslüm Gündüz’e bir hukuk ayarı vermek gerekiyor.

Ne demek “ya biz gideceğiz ya Kemalistler?”

Kutuplaştırma boyutunu aşan, iç savaş çığırtkanlığı yapan bir dil değil mi bu şimdi?

Söyleyene de, söyletene de, ekrana çıkarıp konuşturana da hukuk ayarı vermek şart.