Ş. TARIK SÜRMELİOĞLU

“YENİ bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır…”

İsmet İnönü bu sözü söylediğinde Türkiye hangi dünyadaydı?

NATO üyesi olabilmek adına Kore dolaylarında yüzlerce şehit vermiş, üye olmadan NATO ittifakının savaşında kan dökmenin nişanesi olarak Kuzey Atlantik Paktı’na adını yazdırmıştı.

Sovyet baskısına mukabil, iki kutuplu dünyanın batı yakasını tercih ederek muasır medeniyete erişmekti niyet.

NATO’ya girdik yani.. Sene, dokuz yüz elli iki falan.

Aslında NATO bize girdi!

 

***

İNÖNÜ bu sözü niye söylemiş ola ki?

Türkiye’nin Kıbrıs politikasıdır mevzu. Amerikan Başkanı, “NATO’nun verdiği silahları Kıbrıs’ta kullanamazsınız” dediğinde.. İnönü patlatır o tarihi sözü:

“Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır…”

 

***

ÜNLÜ sözü taa dokuz yüz altmış dörtte söylemiş İsmet Paşa.

O günden bu yana yeni bir dünya için arayışımız olmadı.. “Acaba yüzümüzü Avrasya’ya mı dönsek” sualleri yanıt bulmadı. Gladyosuyla meşhur Süper NATO’nun oyun üssü olarak devam ettik yola.

İnönü, Johnson’a bu sözü söylediğinde, iki dünya vardı.

Ya Kuzey Atlantikçi olacaksın, ya Varşovacı..

Yani, ya Amerikancı olacaksın, ya Moskof yancısı.

Sonra Moskof dünyası çöktü.

Kaldık mı tek kutuplu dünyayla başbaşa…

 

***

TÜRKİYE ne zaman belini doğrultmaya başlasa tepemize bindi Amerika.

Hep bir arıza çıkarttı.. İlerlemenin yolunu kesti.

Altmışta, yetmişte, seksende.. Ne zaman azıcık demokrasi, az biraz özgürlük dese Türkiye.. Anında askeri darbeler devreye girdi. Ki bu darbelerin hepsinin ardında Amerikan stratejileri vardır.

Darbeleri yapanlar hep ‘onların çocukları’dır.

 

***

TÜRKİYE’deki terörün peydahlayıcısı, besleyeni, destekleyeni kimdir?

Dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olmaya niyet etmiş bir Türkiye’nin önü nasıl kesilir?

Eski zamanda bu işleri iç karışıklıklar, solcu – sağcı kamplaşmaları üzerinden başlatıp darbelerle sonuçlandırırlardı. Yeni zamanda, her türlü argümanı kullanıyorlar. En başta din. Bir yandan ‘Ilımlı İslam’la giriyor, bir yandan terör.

Sana ‘müttefik’ diyor; PKK’yı besliyor.. IŞİD’i devreye sokuyor.. Yetmiyor, cemaatler tarikatlar üzerinden saldırtıyor. FETÖ’cü hainlere darbe yaptırmaya çalışıyor.

Rusya ile Türkiye’yi çarpıştırıp, yeni bir ittifak ortamından uzak tutmak için Rus uçağının düşürülmesi gibi taktiksel yöntemler deniyor.

Türk Ordusu’nu güçsüzleştirmek ve TSK’yı halkın gözünden düşürmek için peydahladıkları Ergenekon masallarını da unutmamak lazım.

Ha bir de, Amerika’nın ve NATO’nun Ortadoğu’ya hükmetme politikasında bugüne kadar Türkiye ne rol verildiyse onu yaptı ya.. Şimdi, Türkiye kendi yazdığı senaryoyu oynamaya başlayınca işin rengi değişti.

Türkiye Ortadoğu’daki oyunun en önemli parçalarından biri şimdi.

Türkiye, kendi dünyasını inşa ediyor.

 

***

BİR DE Avrupa Birliği maceramız var tabi.. Elli küsur yıldır üyesi olmak için çabaladığımız.

NATO üyeliği ekseninde, AB macerasını da sorgulama zamanı şimdi.

Yarın bir halk oylaması yapılsa, halkın çok büyük bölümü hem AB hem de NATO için “hayır” diyecektir. Türkiye bu noktaya geldi.

 

***

YILLAR önce NATO tatbikatında ‘yanlışlıkla’ Türk fırkateynini vurdular.. Yanlışlıkla!..

Sonra, teskere Meclis’ten geçmedi diye Türk askerinin başına çuval geçirdiler Süleymaniye’de.

Müttefik Amerika bir yandan terörle önünü kesmeye çalışıyor Türkiye’nin.. Diğer yandan, yakınlaştığı, işbirliği yaptığı devletlerle ilişkisini bozacak taktikler uygulamaya çalışıyor.

Rusya ile yapılan füze anlaşmasına açıkça tavır koyması buna bir örnek sadece.

 

***

NATO tatbikatlarındaki Türkiye vukuatlarına bir yenisini eklediler.

Atatürk ve Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘düşman ülke’nin liderleri gibi göstermeye çalıştılar.

Sonra özür dileyip, NATO’da görevli bir askere bilet kestiler falan ama..

Hedef bütünüyle Türkiye’dir.

Ve bu alçaklık, sadece bir askerin küçücük beyninin ürünü olamayacak kadar büyüktür.

Seversiniz, sevmezsiniz; bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı ve yine bu cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal’i hedef alan; dolayısıyla Türkiye’yi hedefe koyan bir müttefikliği, yurttaş olarak sineye çekemezsiniz.

İki binlerin başında yine bir tatbikatta Türkiye hedefe konmuştu, hatırlayın.

‘Bin yılın meydan okuması’ mıydı ismi, neydi?

İşgal edilmesi planlanan bir ülke vardır senaryo gereği.. O ülkede önce yıkıcı bir deprem yaşanır. Depremin yaraları henüz sarılmadan uluslararası bir mahkeme bu ülkenin sınırlarıyla ilgili çıkarlara ters bir karar verir. Bu sırada asker ülkede darbe yapar ve egemenlik hakkı olduğunu savunduğu bir ada devleti ablukaya alır. Sonra Amerika devreye girer; doksan altı saatte bu ülkenin şehirleri işgal edilmeye çalışılır falan.

NATO üyesi ülkeler bu tatbikata gözlemci olarak katılırlar ama her nedense Türkiye davetli değildir.

Neresidir bu ülke?

 

***

NATO’nun yaptığı bu alçaklığın telafisi olmaz. Özrü falan kabul görmez.

Sadece bu olayla değil, geçmiştekilerin birikimini de hesaba katıp NATO maceramızı buna göre masaya yatırmak zorundayız.

Üyesi olan bir ülkeyi düşman gösteren bir ittifakla yola devam edilebilir mi?