Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili Namık Havutça dün parti binasında düzenlediği basın toplantısında Şeker Fabrikalarının kapatılması, seçim güvenliği yasası ve HSYK’nın hakim ve savcı atamaları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Türk halkının nişasta bazlı şekere mahkum edilmek istendiğini belirten CHP Milletvekili Namık Havutça, şeker fabrikalarının kapatılmaması için mücadele edeceklerini vurguladı. Havutça Seçim Güvenliği Yasası sonrasında sandıkta kazandıkları oyları masada kaybetmeyeceklerini ifade etti. Son olarak hakim ve savcı atamalarına dikkat çeken Namık Havutça, adalette FETÖ’nün yerini başka tarikatların aldığını ileri sürdü.

 

ŞEKER VATANDIR, VATAN SATILMAZ

CHP İl Başkanı Serkan Sarı Milletvekili Havutça’dan önce yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Şeker Fabrikaları konusunda geçtiğimiz bir aydan beri toplumumuzun gündeminde önemli bir yer teşkil etmekte. Bu anlamda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız ve Milletvekillerimiz etkin bir şekilde bu süreci durdurabilmek adına yoğun bir mücadele veriyor. Bu anlamda mücadele veren herkese çok teşekkür ediyoruz. Çünkü bu süreç hepimiz için çok önemli. Cumhuriyet tarihinde önemli bir adım olan şeker fabrikaları bugün mevcut iktidarın Amerika’nın baskısı karşısında boyun eğerek ve teslim olarak satmak zorunda kaldığı ve dün yaptığı bir açıklamayla da ne olursa olsun satacağız şeklinde bir baskıya boyun eğen ve bu ülkenin değerlerini bir bir satarak en son halkası da şeker fabrikaları. Bu satışın her ne olursa olsun hep beraber direnmeye devam edeceğiz. Hiçbir şekilde buna müsaade etmeyeceğiz. Biliyorsunuz sloganımız şeker vatandır, vatan satılmaz. Bu anlamda vatan, millet ve bayrak saygısı ve sevgisi olmayan yöneticilerin bu anlamdaki tutumlarına dur demek için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

SEÇİMİ OY VEREN BELİRLEMELİ

Geçtiğimiz günlerde seçim yasalarıyla ilgili bir takım maddeler geçti. Sandıkların taşınması, mühürsüz oy pusulalarının kabul edilmesi, seyyar sandıkların artık gündeme gelmesi, sandık çevresindeki güvenliğin sağlanması, sandık başkanlarının sadece seçili yandaş bürokratlardan ve memurlardan hazırlanacak olması sandıklardaki güvensizliği, seçimin güvenliğini tehlikeye düştüğünü net bir şekilde ifade ediyor. Bugün önümüzdeki seçimlerde seçim sonucunu vatandaşın belirlemesini istiyoruz. Oyu sayanın değil, oyu kullananının seçimin sonucunu belirleyeceği bir seçimin olması için hepimiz canı gönülden ve gücümüzün yettiği kadar mücadele edeceğiz ve buna hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Her ne yasayı çıkartırlarsa çıkartsınlar Cumhuriyet Halk Partisi halkının milletinin iradesini sandığa yansımasını sağlayacak ve bu iradeye de sonuna kadar sahip çıkacaktır.

 

ADALETSİZ BİR ÜLKEYE DOĞRU SÜRÜKLENİYORUZ

Kadrolaşma siyasallaşma hukukun, hâkimlerin, savcıların mevcut iradenin iktidarın tahkimine girmesi ile ilgili son adım yine atıldı. Ve birçok savcının hâkimin AKP’nin değişik görevlerinde bulundukları kişilerin seçilmesi toplumun vicdanını derinden yaralamıştır. Hukuka olan güven her geçen gün sarsılıyor. Ve güvensiz hukuksuz adaletsiz bir ülkeye doğru sürükleniyoruz. Buna da dur diyecek olan yine bizleriz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasetçileri ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş siz partililerim mücadelemizi iktidara taşıyarak bu yıkımı hep birlikte durduracağız.”

 

TÜRK HALKI NBŞ’YE MAHKUM EDİLİYOR

CHP Milletvekili Namık Havutça ilk olarak şeker fabrikalarının satışı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Havutça şunları söyledi:

“Gelinen noktada şeker fabrikalarının özelleştirilmesi demek, Türkiye’nin gıda güvenliğinin, şeker güvenliğinin yok edilmesi demektir. Biz bu nedenle şuanda arkadaşlarımız Türkiye’nin her yerinde şeker fabrikalarının olduğu illeri gezerek farkındalık yaratmaya, halkımızla bu gerçekleri paylaşmaya çalışıyor. Susurluk Şeker Fabrikamız şu anda kurtuldu, iyileştirme çalışmaları yapılıyor. Ama yakın vadede onlarda bu kapsama alınacak. Bu gerçekleştirilir mi? Biz bununla ilgili bütün gücümüzle bunu engellemeye çalışmalıyız. Şeker fabrikasında sadece çalışan işçilerin sorunu değil. Susurluk şeker fabrikasının bir önceki dönem bütçesi 365 trilyon liraydı. Bandırma Belediyesinin bütçesi 85 trilyondu. Mukayese edin diye söylüyorum. Susurluk şeker fabrikasının bölge ekonomisine yarattığı total değerin büyüklüğünden bahsediyorum. Bu orada çalışan 600 işçinin ekmeği değil sadece bölge hayvancılığının, tarımının önemli potansiyellerden bir tanesi. Çiftçinin ekmek kapısı. O sebeple de önümüzdeki günlerde bizde Susurluk Şeker Fabrikasının önünde il olarak bu farkındalığı yaratmak adına işçilerimize köylümüze hayvancımıza halkımızın gıda güvenliğine sahip çıkmak adına şeker fabrikalarımızın satılmasına asla izin vermemeliyiz. Şunu ifade ediyorum, pancar ekicileri kooperatifi var. 1 milyon 200 bin üyesi var bunların. Diyor ki hükümete 5-6 milyar dolar bekleniyor bu satıştan. 14 fabrikanın satışından. Bize verin biz 5 yılda size bu parayı ödeyelim diyor. Ona da razı gelmiyor hükümet. Bura da amaç belli senaryo belli. Aslında Türkiye’nin tarım politikası yok. Türkiye’nin yabancı güçlerin dayattığı ve yabancı güçlere peşkeş çekilen bir tarım politikası var şuanda. O nedenle şeker fabrikaları özelleştirilmesine karşı bütün gücümüzle arkadaşlarımızla direneceğiz. Ve bende Balıkesir topraklarında ekmeğini çiftçilikten kazanan bir ailenin evladı olarak hep birlikte Susurluk başta olmak üzere Türkiye’nin şeker fabrikalarına sahip çıkacağız.”

 

 

SANDIKTA KAZANDIKLARIMIZI MASA BAŞINDA KAYBETMEYECEĞİZ

Seçim Güvenliği Yasası hakkında da görüşlerini açıklayan CHP Milletvekili Namık Havutça şunları ifade etti:

“Geçtiğimiz günlerde mecliste ittifak yasası olarak bilinen ve AKP ve MHP’nin irtifak halinde seçimlere gideceği senaryosu üzerine kurgulanan bir seçim güvenliği yasası çıktı. Aslında bu seçim güvenliği değil de güvensizliği yasası olarak biz değerlendiriyoruz. Bakın, bunun ardından kamuoyunda boykot tartışmaları çıktı. Seçimlerin boykot edilmesiyle alakalı ve bize de sık sık bu sorular soruldu seçimler boykot edilmeli mi? Hayır,  niye edilsin. Ama şöyle bir gerçek var bakın Genel Başkanımız bizim 16 Nisan referandum öncesi şunu söyledi, sandıkta kazanıyoruz, masa da kaybediyoruz. Et kokarsa tuz var, tuz kokarsa ne var?

Şimdi aynı yasa aynı mantıkla şöyle getirildi. Mühürsüz zarflar geçerli, mühürsüz oylar geçerli. Sandık başında mühür basılmasa bile geçerli olacak. Yasal düzenleme haline geldi. Sandık kurullarını tamamen şu anda atanan savcılar vasıtasıyla sandık kurullarının çoğunluğu MHP AKP ittifakının sonrasında atanan hâkim ve savcılarla tamamen onların sandık kurulları kontrolüne geldi.

 

SEÇİMİN SONUCU BELLİ

Şu iddiadayız Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi biz masa başında hakkımızın çalınmasına izin vermeyeceğiz. Denetleyeceğiz ama CHP’nin dışında bütün siyasal partilerde seçim güvenliği milli iradenin sandıkta doğru tecelli etmesi sonuçların namuslu dürüst ve adil açıklanmasıyla ilgili ciddi kaygılar var. Yani biz burada 16 Nisan gecesi ne olduysa yine aynı olacağını görüyoruz. Bu seçim güvenliği yasası değişmediği sürece bizim dışımızdaki siyasi partilerin tamamıyla ortak bir görüş birliği ile mühürsüz zarfların oyların geçerli sayıldığı bir seçim sonucunun meşru olması hukuki olması mümkün değil. Her türlü namussuzluğa, hırsızlığa, yolsuzluğa açık bir düzenleme. Bizim seçim güvenliği yasasını kesinlikle Türkiye’nin gündeminden düşürmemiz lazım.1940lı yıllarda İsmet İnönü seçim güvenliği yasasıyla ilgili tereddütlü olması üzerine Demokrat Partisi seçimleri boykot edeceğiniz açıklamıştı. Ve seçim beyannamesiyle seçimlerin gizli oy açık tavsif olması ilk kez Türkiye’nin tarihinde o zaman kararlaştırıldı. Bizde şu anda net bir şekilde böyle bir seçim yasasıyla seçim sonuçlarının meşru olmayacağını net bir şekilde ifade edeceğiz ve etmeye de devam edeceğiz.”

 

PARTİDAŞLIK DEVLET KURALI HALİNE GELDİ

Son dönemde HSYK tarafından yapılan hakim ve savcı atamalarını da eleştiren CHP Milletvekili Namık Havutça şunları dile getirdi:

“İki gün önce hakimler ve savcılar atandı. Ve Ankara Barolar Birliği Başkanımızla görüştüğümüzde 95 puan 90 puan alan hakim adayı arkadaşlarımız elenirken, 60-65 puanla olan hakimler ve savcılar 45 saniyelik mülakatla atandılar. Ve listede elimizde. AKP’nin Edremit İlçe Başkanı, AKP’nin yönetim kurulu üyesi, AKP’nin Ankara Ensar Vakfı Başkanından tutun Türkiye’de hakim ve savcı atamalarında daha önce öğretmen atamalarında olduğu gibi riyakatin yerini sadakat, yandaşlık, biat almıştı. MEB’den sonra Yargıyı da şuanda önceleri FETÖ’ya teslim ediyorlardı şimdi de başka vakıflara başka cemaatlere teslim ediyorlar. Ve utanç verici bir şekilde DANIŞTAY Başkanının kızı skandal bir şekilde 1 günlüğüne Elazığ’a atanıyor, arkasından Ankara’da ailesinin yanında Yargıtay Tetkik Hakimliğine getiriliyor. Artık göz göre göre utanmaz rezil bir şekilde kanunlara çok açık aykırı yandaşlık partidaşlık bir devlet kuralı haline geldi.

 

FETÖ GİTTİ MENZİL GELDİ, ENSAR VAKFI GELDİ

Adalet mekanizmasının bu yanlışlar sebebiyle Türkiye’de Ergenekon, balyoz, asgari casusluk gibi bırakın Türkiye tarihini dünya tarihinin en büyük hukuk skandallarından birine imza atıldığını o FETÖCÜ denilen o zamanki aydınlarımızı yargılayan hakimlerin nerde olduğunu hepimiz biliyoruz. Ona zırhlı aracını tahsis eden bugünkü Cumhurbaşkanı FETÖ’den şu anda kaçak durumda olan savcı Zekeriya Öz’ü acaba nasıl hatırlıyor. Aynı yanlışları bir kez daha yine başka bir tarikatın menzil tarikatının Adalet Bakanlığı bünyesine hakim ve savcı olarak atanmasının ileride ki sorumluluğunu Allah bizi aldatmasın diye özür mü dilenecek Türkiye halkından. Aynı senaryoyu bir kez daha seyrediyoruz maalesef. Bu seferde FETÖ yerine referans menzil tarikatı. FETÖ yerine referans Ensar Vakfı oluyor. Ve ne yazık ki maalesef, AKP’nin ilçe il başkanlıklarında hazırlanan listeler savcı ve hakim olarak atanıyor. Türkiye böyle bir rezaleti görmedi bugüne kadar.

 

ONLAR BIRAKIN AFRİN’İ KİLİS’E BİLE GİDEMEZLER

Yasama Yürütme Yargı dediğimiz kuvvetler ayrılığının kalmadığını sarayda hazırlanan emirnamelerin, kararnamelerin meclisin denetimine gelmeden yargısal denetim olmadan Türkiye tek adam rejiminin dayatma sistemiyle yönetildiği çok açık. Sabah aklına geliyor Afrin’e gidelim diyor, halkın çocuklarını Afrin’e gönderiyor kendi çocuklarını ballı maaşlarla sarayda danışmanlık yapıyor. Kendi çocukları Danıştay’da hakimlik veriliyor ama halkın çocuklarına, Mehmetçiklere o fakir köylü çocukları orada canını veriyor ve bundan da siyasal rant devşirmek isteyen saraydaki zat her Salı günü Mecliste “Reis bizi Afrin’e götür “ şarkıları söylüyorlar. Ama şunu biliyoruz ki hiçbirisinin çocuğu askerlik yapmadı. Hepsi çürük raporu ya da bedelli olarak raporlu. Onlar bırakın Afrin’e gitmeyi, Hatay’a bile gidemezler. Bırakın Afrin’e gitmeyi Kilis’e bile gidemezler. Bu milletin parasını, çocuklarını aşını işini ve kendi siyasal rantlarına yanlışlarının bedeline ödetiyorlar. Aynı yandaşlığı şuanda da Afrin’den sonra başka yerleri de hedefleyerek 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasal rant devşirme çabası var.”

 

SOKAK SOKAK ANLATACAĞIZ

Yaşanan tüm olumsuzlukları halka anlatacaklarını vurgulayan CHP Milletvekili Namık Havutça şunları söyledi:

“Hâkim ve savcıları bu şekilde atayarak sandık kurullarını kendi yandaş hakimleriyle kontrol etmenin hesabını yapıyorlar. Biz bunu görüyor ve tespit ediyoruz. Ve her yerde deşifre edeceğiz. Sokak sokak anlatacağız. TBMM’de bir kısım arkadaşımız nöbetçi olarak çalışmalarını sürdürecek. Bundan sonraki bizim çalışma alanımız sokaklar. Çalışma alanımız tarlalar, esnafların dükkanı, fabrikalar. Ve şeker fabrikaları. 2019 seçimlerinde bu ülkenin kaderini değiştirmek için çalışıyoruz. Partimiz kurultayları tamamladı bundan sonraki hedefimiz 2019 yerel seçimleri. Balıkesir Büyükşehir Belediyesini almak konusunda çok büyük kararlılığımız var. Yapılan saha araştırmalarında da partimizin burada büyükşehir seçimlerini kazanacağı yönünde anket sonuçları önümüzde geliyor. Balıkesir’in sosyal demokrat çağdaş bir yerel yönetime ihtiyacı var. Balıkesir’in tarım ve hayvancılığını kurtaracak sosyal demokrat bir anlayışa ihtiyacı var. Ve biz de bu göreve hazırız.”