Konya… Aksaray… Samsun…

Düzce ve Bolu… Canlı olarak katılıp tanıklık ettiğimiz yerler…

Dediler ki; iyi çıkış yakaladı, iyi güzel şeyler söylüyor ama dur bakalım aynı ivmeyi sürdürebilecek mi? Valla gayet de güzel sürdürüyor. Beklenenin aksine yükselen bir ivmeyle devam ediyor. Gittiğimiz yerlerde sadece mitinglere katılanlar değil uzaktan izleyen dış çeperde kalan, uzaktan kulak verip dur bakalım bu; Muharrem İnce ne diyor diyen araftaki seçmenlerde de İnce’ye karşı ciddi bir ilgi ve sempati olduğunu çok açık gözlemliyoruz.

Düzce muhafazakar seçmen yapısı olan, CHP’nin milletvekili çıkaramadığı 30 bin civarında oy aldığı bir il. Ramazan, ibadet ayı, insanların işleri yavaşlattığı, zorunlu olmadıkça sokağa çıkmadığı, sıcak bir yaz gününde yapılan mitinge özel taşımalara ihtiyaç duymadan mitinge 10 binin üzerinde coşkulu bir katılımlı mitingde Muharrem İnce coştu, en güzel konuşmalarından birisini yaptı, meydanı da coşturdu…

Muharrem İnce çok tekrar yapıyor eleştirilerinin aksine, yeni iddialı şeyler söyledi. Erdoğan’a ciddi, can alıcı sorular sordu. Bakalım gariban olarak gördüğü Muharrem İnce’nin sorularına Erdoğan cevap verecek mi? Yoksa “sen benim ‘kıratımda’ değilsin, seni muhatap almıyorum” mu diyecek! Öyle ya, hazret hem zengin, hem de dünya lideri! Hiç zengin garibanı muhatap alır mı?

Erdoğan’a; 2007 cumhurbaşkanlığı bütçesi 33 milyon, 2014’te 199 milyon, 2018’de 845 milyon, 2007’den 2018’e 25 kat artmış harcanan para. 2017 bütçesi aylık 25-30 milyon iken Aralık ayı 359 milyon harcanmış. Yani Erdoğan bütçede kalan miktar hazineye devretmesin diye bir ayda 11 ayda harcadığını harcamış. İnce, Erdoğan’a “sen kimin parasını harcıyorsun? Yazık günah değil mi? Bu devletin malı deniz, yemeyen… diye harcadığın parada tüyü bitmemiş yetimin hakkı yok mu?” diye sordu.

Yine can alıcı bir başka soru;  “ABD’deki lobi şirketlerine kaç para ödedin? Ödediğin paranın içinde Netenyahu’nun partisine üye olan kişi var mı? Sorularım gayet açık ve net. Neden biliyor musun devlet yönetimi ince iş ince” diyerek inceden bir gönderme yapıyor.

Benzer özellikleri taşıyan Köroğlu’nun memleketi Bolu’da coşkulu bir kalabalık ve yüksek ilgi vardı. Mitingin olduğu meydanın etrafındaki işyerlerinde insanların hepsi camlardan alkış ve el sallıyordu. Avukat yazıhanelerinden cübbeler bayrak yapılmıştı! Her mitinginde meydanla diyalog kuran, kamuoyunun dikkatini çekmeyi başaran; özçekim, bisiklete binme ve meydandakilerin taleplerine cevap verme işini Bolu’da 40 günlük bebeği ile katılan bir kadını platforma çıkararak; “biz bu 40 günlük Doğukan bebeğin geleceği için alanlardayız, onlar tezek desin, biz gelecek diyoruz… Biz geleceği kurtarmak için siyaset yapıyoruz” dedi.

Erdoğan ile kendisi arasındaki yönetim farkını; “Türbanlı-türbansız ayrımı olmayacak. İthal eden değil, üreten Türkiye olacak. Kural değişmeyecek, iş insanı işe başladıktan sonra kurallar değişmeyecek. Sınav süreleri değişmeyecek. Damadım bakan olmayacak. Oğlumun vakfı olmayacak”  gibi yönetim anlayış farklılığını anlattı. Meydanlarda bunlar coşkulu biçimde karşılık buldu.

Durun bakalım Erdoğan daha meydanlara çıkmadı, çıkınca nasıl olacak, görüşü çok yaygın! İyi de Erdoğan 16 yıldır gece gündüz meydanlarda değil mi? 16 Nisan referandumunun ertesi günü kampanyayı başlattı, gece gündüz konuşuyor; bu gök kubbe altında söylemediği ne kaldı ki? Daha ne söyleyebilir ki? Onun için, tamam İnce iyi başladı, iyi götürüyor ama durun bakalım Erdoğan ne söyleyecek beklentisinin çok fazla bir anlamı yok…

Anlaşılan o ki; Muharrem İnce yine beklenenin aksine yeni şeyler söylemeye, iddialı sorularına devam edecek. Bütün adayları ilgi ve dikkatle izlemeye devam edelim.

 

10 BALIKESİR / www.10balikesir.com