“Bizimki çok, sizinki az” türü kıyaslamalar çocukça gelir.

Ama en tepedekinden en alt kademedekine kadar herkes bu kıyaslamadan sonuca ulaşmaya çalışır.

Oysa nitelik ve özveriye bakmak lazım.

Çok, “başarı” anlamına gelmez.

Kalabalık kendiliğinden oluşuyorsa niteliklidir.

Özverilidir.

Taşıma değilse..

Zorlama değilse..

Kendi olanaklarıyla gelenler çoğunluktaysa..

Binlercesinin heyecansızlığına karşın, yüzlercesi meydanlarda heyecanı yakalıyorsa..

Kâfi.

Tabi vatandaş da sayısal kıyaslamaya takılır hep.

 

***

BİR DE, seçim mitingleri için tüm şehre yirmi dört saat sıkıntı çektirmenin dayanılmaz ağırlığı var elbet.

Biz bunu her seçim döneminde, hâttâ seçim harici dönemlerde sık yaşarız.

Tüm şehir güvenlik çemberiyle çevrilir.

Merkeze açılan yollar bariyerlenir.

Mitingin yapılacağı alana en uzak noktalarda bile araç trafiği yasaklanır.

Merkezdekiler yetmez, çevre il ve ilçelerden yüzlerce polis takviyesi yapılır.

Çatılarda keskin nişancılar konuşlandırılır.

Gökyüzünde helikopterler uçuşur.

Adım başı arama noktaları oluşturulur.

Araçlara giriş çıkış yasak da..

Yayalık bile zor iştir o saatlerde.

 

***

CUMHURBAŞKANI Erdoğan Pazar günü Balıkesir’deydi.

Yukarıda saydıklarımız aynısıyla gerçekleşti.

Olağanüstü bir hafta sonu yaşadı Balıkesirli.

Pazar günkü program için cumadan başladı önlemler.

Miting, Atatürk Stadı’ndaydı.

İlk defa böyle bir şey oldu.. Her defasında stadın önündeki meydan tercih edilirdi.

Bu kez meydanda toplu iftar yapıldı.

Erdoğan stadyumda konuşurken, meydanda iftar masaları hazırlandı.

İftara oturanlar, stadı dolduranlardan daha çoktu galiba.

Mitinge girenler çok sıkı arandı.

Tribünler, güvenlik riski nedeniyle boş bırakıldı.

Vatandaş çim sahada izledi Cumhurbaşkanı’nı.

 

***

İFTARDAN sonra program bitti, millet dağıldı.

Çevre il ve ilçelerden otobüslerle getirilen çok sayıda sivil ve resmi üniformalı polis geç saatlerde Balıkesir’den ayrıldı.

Herhalde sahuru yolda yapmışlardır.

 

***

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce dün Balıkesir’deydi.

Şehrin tüm yolları açık.

Ana arterler, caddeler, sokaklar falan.

Bariyerleme yok.

Takviye polis kuvveti de yok.

Keskin nişancılar, zabıtalar, sivil ve resmi polisler..

Belli bir güvenlik önlemi var tabi..

O da miting alanının girişinde.

Üstünkörü  bir yoklama; “buyur geç” sonra…

Helikopterler falan uçmadı meselâ.

 

***

EN önemlisi..

Mitinge katılma zorunluluğunun duyurulduğu SMS’ler yoktu.

CHP’li belediyelerin, çalışanlara “katılım zorunlu” çağrısı falan da düşmedi sosyal medyaya.

Otobüs firmalarının “yerimiz yok” diye vatandaşları geri çevirdiğini duyduk.

Bulabildikleri araçlarla, sıkış tepiş gelmiş çoğu, Körfez’den, Güney Marmara’dan.

Ama sonuçta o meydan doldu.

“Onunki az, bununki çok” muhabbeti yapmıyorum.

Özveriden söz ediyorum.

 

***

BÜYÜKŞEHİR ve ilçe belediyelerinin çalışanlara yolladığı SMS’ler sosyal medyada dolaşıyor.

Katılımları isteniyor, bu konuda birim amirlerine yetki ve sorumluluk veriliyor.

Yani, “sıkıysa gelmeyin” deniyor.

Hiç zorlamayla gelenle, gönülden gelen bir olur mu?