Ş. TARIK SÜRMELİOĞLU

10 Balıkesir / www.10balikesir.com

 

ŞEKER fabrikaları özelleştiriliyor.

Türk Şeker A.Ş.’nin yirmi beş şeker fabrikası var Türkiye’de.

Bir tanesi de Susurluk’ta.

On dördü nisan ayında satılacak.

Susurluk Şeker’i listede göremedik.

Herhalde ikinci partiye bıraktılar.

 

***

TÜRK ŞEKER’in internet sitesinde şu bilgi var:

“Şeker, tarıma dayalı sanayiler arasında alternatif ürünlere göre dış pazar değeri bakamından çarpıcı üstünlüğe sahiptir.”

Pazar değeri mühim.

Peki, Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin CHP’li Üyesi Dr. Selim Panç ne diyor fabrikaların satışına tepki gösterdiği açıklamasında?

“2016 yılında 280 bin ton şeker ithal etmişiz.”

Şeker, dış pazar değeri bakımından çarpıcı üstünlüğe sahip ama..

Pazar biz olmuşuz!

 

***

YİNE Türk Şeker’in sitesinden bir bilgi:

“Kırsal kesimde ayçiçeğine göre 4.4 kat, buğdaya göre 18 kat fazla istihdam oluşturur.”

Pancara kota koyarsan, şeker fabrikalarını yılın büyük bölümü kapalı tutarak üretim dışı bırakırsan, son kertede ‘sat kurtul’ politikasıyla özelleştirme listesine alırsan, piyasayı küresel şeker devlerinin tekeline bırakırsan..

Buğdaya göre on sekiz kat olan istihdamdan söz edebilir misin?

 

***

ALIN size bir bilgi daha:

“Şeker pancarı tarımı, birçok bakımdan alternatif ürünlere göre karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir. Pancar üretimi için ton başına yapılan harcama buğdaydan 3.7, ayçiçeğinden 7 kat daha düşüktür. Buna karşın, birim alanda buğdaydan 3.3, ayçiçeğinden 2 kat daha fazla katma değer yaratmaktadır. Tarım ve sanayide yarattığı istihdam, alternatif ürünlerle kıyaslanmayacak büyüklüktedir.”

Uzun süredir mısır şurubundan imal edilen şekerin zararlarını konuşuyor Türkiye. Yok nişasta bazlı şeker, yok glikoz, yok mısır şurubu, fruktoz falan…

Devletin fabrikalarını satıp piyasayı mısır şurupcusuna terk edersen..

O katma değeri, o istihdamı konuşabilir misin artık?

 

***

İKİ BUÇUK milyona yakın insan pancar tarımı ve şeker üretiminden geçimini sağlıyormuş Türkiye’de.

İlk planda on dört, sonraki planda tümünü satacakları şeker fabrikalarından geriye ne kalacak?

Varlık satışıdır söz konusu olan.

Fabrika binasını değil sadece.. Arazisi, tapusu, tarlası, müştemilatı falan.

 

***

BU fabrikalar önceki yıllarda da satışa çıkarıldı.

Kiminde alıcı çıkmadı, satış iptal oldu.

Kiminde mahkemenin yürütmeyi durdurma kararlarıyla elde kaldı.

Bu kere ne olur bilemeyiz.

 

***

ALICI çıktı, bastı parayı, aldı fabrikayı adam.

Mahkeme de bu kere yürütmeyi durdurmadı, satışı onayladı diyelim.

Kaç yıl çalıştıracak tesisi?

Kaç yıl ‘zorunlu üretim’ yapacak?

Üç beş yıl.

Sonra?

Bir bahaneyle üretim duracak.. Ya da şeker pancarından vazgeçip halk sağlığını önemli ölçüde etkileyeceği bilinen şuruplu muruplu üretime geçecek.

Ondan sonra?

Vatandaş kalple, damarla, tansiyonla, kanserle, obeziteyle, bilumum hastalıkla boğuşurken..

Küresel ilaç şirketleri bayram etsin gari.

 

***

ŞEKER fabrikaları ‘yerli ve millidir’ sloganına aynen katılıyorum.

Hem yerli ve millidir, hem de yerli ve milli kalan az sayıda cumhuriyet değerinden biridir.

Bir bor madenleri kaldı galiba yerli ve milli, bir de şeker.

Şeker gidince, sıra bora mı gelecek?

 

 

********* 

 

Yerli ve milli sermaye ıssına selam ederim

 

BALIKESİR SEKA satılırken, bu memleketin ‘yerli ve milli’ sermaye ıssına çağrı yaptıydık:

“SEKA yaban ellere gitmesin, konsorsiyum oluşturun, fabrikayı siz alın…”

Neticede 1.1 milyon dolardı hepi topu.

Bugün o fiyata daire satıyorlar.

Biz, arazisiyle falan verdik toptan SEKA’yı.

“Ama biz kağıt üretimini bilmiyoruz…”

Bahane buydu!

Sonra, dönemin Belediye Reisi merhum Sabri Uğur, Şehir Kulübü’nü sattı 1 milyona.

Tamam, dolarla lira arasında fark var ama..

Milyon olunca rakam, ha SEKA, ha Şehir Kulübü.

İronik bir başlık attık habere:

“SEKA fiyatına Şehir Kulübü…”

52 Evler’deki Kulüp binasını satın alan merhum Atay Kula aradı o zaman:

“Azıcık daha fazla ödesek, SEKA’yı alacakmışız neredeyse…”

Ardından o bahaneye sığındı:

“Ama biz kağıt üretimini bilmiyoruz ki…”

N’oldu SEKA?

Albayrak Kağıt Fabrikası oldu.

milyon dolara.

Henüz üretim yok.. Enerji santrali kuruyorlar.

Ne zaman bitecek, ne zaman üretime başlayacak, bilmiyoruz.

Üretime başladığında, lazım olan enerji için günlük tüketilecek kömüre ve soğutmada kullanılacak suya dair de çok şey yazıp çizdik vaktiyle; lafı uzatmayalım.

Şeker fabrikaları da böyle olacak.

Gazete kağıdı üreten SEKA satıldı.

İthal kağıda mahkum olduk.

Şeker fabrikaları satılacak..

İthal şekerle tatlandıracaklar bizi.

Ama madem bir satış kararı var..

Yine aynı çağrıyı yapalım bizim ‘yerli ve milli’ sermaye ıssına…

 

 

************* 

 

O sosyal tesisler nerede şimdi?

 

YILLAR önce Susurluk’ta kar yağışından mahsur kaldık.

Susurluklu Doktor Ali İhsan Güler’le Bursa’ya gitmiştik.. Dönüşte kar tipi, yollar kapandı.

Şeker Fabrikası’na sığındık.

Yüzlerce kez önünden geçip gittiğim fabrikaya ilk kez girdim o zaman.

Misafirhanesinde sabahladık, sıcak sıcak.

Restoranında yemek yedik.

İçimiz o kadar ısındı ki, çıkıp kartopu bile oynadık bahçede.

Fabrikanın binlerce üreticiye ekmek kapısı olması bir yana..

Bir ilçenin sosyal hayatına yaptığı katkı bile başlı başına bir değer.

Susurluk, sadece tost ve ayran demek değil.

Şeker demek, fabrika demek.

1950’lerden bu yana Susurluk’u besleyen bir fabrika.

Susurluk Şeker satış listesinde yok; ama listeye konmayacak değil. İkinci partide kesin listede.

Devletin kurduğu bu fabrikaların hepsi, bulundukları yörenin sosyo-ekonomik hayatına önemli katkılar sundu.

Özel sektörün böyle bir derdi yok.

Eskiden SEKA’nın sosyal tesisi vardı, bilmem kaçıncı kere el değiştiren Çimento Fabrikası’nın sosyal tesisi vardı; Balıkesirliler’in düğünü derneği oralarda olurdu hep.

Şimdi neredeler?

Tarih oldu hepsi.