Bidonu kapıp çeşme başlarında sıraya dizilirdik eskiden.

Şimdi çeşme kalmadı.. Keçeci Suyu vardı, Keçeci çeşmeleri vardı; şeker gibi su akardı.

Artık kutsal damacanalarımız var; her evin baş köşesinde.

Yığınla su firması şehirde cirit atıyor; ev ev, kapı kapı, dükkan dükkan su servisi yapıyor hergün.

Çeşmeler tıslayınca herkes damacanaya koşuyor haliyle.. İçmek için, elini yüzünü yıkamak için.

Su firmaları, bu susuzluk ortamında hangi birimize yetecek?

İstiyorsun, gelmiyor.. Binlerce adresten sipariş geliyor çünkü.

Susuz kalmayalım diye markete gidiyorsun; raflar boşalmış.

Önceki akşam Hükümet’in oradaki Migros’a girdik, raf boşalmış.. Takviye getirdiler el arabasıyla, raflara dizilmeden satıldı. İki tane onluk kaptım, kasaya koydum; arkamdan gelen vatandaş “o suların sahibi yoksa biz alalım” demez mi.

“Höt” dedim, “onlar benim…”

Hani, ileride su savaşları yaşanacak deniyor ya hep..

Yaşanır vallahi.

Damacanalarınıza iyi bakın.