DOKSAN YEDİDE gazeteye gönderdiği bir faksta şu soruyu yöneltiyordu bize:

“Siz Kadir Sürmelioğlu’nun çocukları mısınız?”

 Nota iliştirdiği telefon numarasını çevirdim.. Karşımda Ahmet Yorulmaz.

Babamla altmışlı yıllarda gazetecilik yapmışlar; Ateş’te.. İyi dostlar.. Biraz Babam’dan söz etti, biraz Ateş’in sahibi Cahit Albayrak’tan.

Kibar, babacan, sevecen bir ses tonu.. Sıcaklığını ahizenin öbür tarafından hissediyorsunuz.

Sonra Ayvalık’a gittim günün birinde.. Doksan sekiz falan sene.

Armutçuk, Kadastro Sitesi’nde tek katlı bir evdi.. Hemen yanında Uğur Mumcu’nun yazlığı.. Orası hep kapalı.

Verandası cennet evin.. Önünde büyük çam ağaçları.. Arka planda mavi deniz. Sessiz, sakin, tam dinlenesi bir mekan.

Yemek kokan evleri oldum olası severim. Canlı evlerdir, yaşamın ilk işaretidir. Ahmet Amca’nın evi de hep yemek kokardı.. İyi bir mutfak adamıydı aynı zamanda. Deniz ürünleri konusunda uzman, sos profesörü.

Girişteki salonun bir duvarı boydan boya kitaplık.. Tepeleme kitap her yer. Duvarlarda otantik eşyalar ve tablolar asılı. Arka tarafta küçük bir oda; Ahmet Amca’nın çalışma odası. Bilgisayarı, notları, kitapları, dosyaları, her şeyi orada.

Romanlarındaki dünyayı o küçücük odada tasarlıyordu.

Bir Ayvalık sevdalısı olarak, tüm hayatı Ayvalık’tı.

Ayvalık’ı yazar, Ayvalık’ı konuşur, ilçenin ara sokaklarını, sahilini, denizini, meyhanelerini, lokantalarını, insanlarını, gelmişini, geçmişini, her yerini romanlarına nakış gibi işlerdi. O romanları okurken, Ayvalık kokusu gelirdi burnunuza sayfalardan.

 

***

Ne ZAMAN Ayvalık’a gitsem, Ahmet Yorulmaz’ı ziyaret ederdim hep. Ayvalık demek Ahmet Yorulmaz demekti belki de.. Ya da Ahmet Yorulmaz demek, Ayvalık demek!

1932’de doğmuş Ayvalık’ın ara sokaklarında. 7 Şubat 1932.

Yaşasaydı, bugün seksen altısında olacaktı.

Yıllarca prostatıyla uğraştı.. Uzun süreli tedaviler gördü. Sonunda prostattan gitti.

Ayvalık’a dair yazacağı çok şey vardı.. Hem romanları, hem o romanların kahramanları, hem Ayvalık yetim kaldı.

31 Mart 2014’de kaybettik.

Ayvalık’ta ölmedi.. Ayvalık sevgisine karşılık bulamadığı için kırıldığını biliyoruz; hep söylerdi.

Gömeç’in Dursunlu köyüne taşındı.. Eşi, rahmetli Işık Hanım’la beraber Dursunlu’da mütevazı bir ev yaptı kendine.. Son ziyaretim Dursunlu’daydı.. Rahatsızlığı artmıştı.. Kızım Deniz’le beraber son görüşümüz oldu Ahmet Amca’yı.

 

***

MÜBADELE acısını yaşamış bir ailenin çocuğuydu. Mübadeleyi yazardı hep.. Girit’in Hanya’sını, Kandiye’sini mekan yapardı romanlarına. Sonra, oraların dil bilmez, iz bilmez, yabanıl insanlarının Anadolu’ya göçünü, Ayvalık’a gelişini ve orada nasıl yaşadıklarını anlatırdı uzun uzun.

Her romanında Ayvalık mutfağından örnekler verirdi.

Yunanca çevirileriyle edebiyat dünyasına pek çok eser de bıraktı.

Yunanistan’ın ünlü yazarları, çeviride hep O’nu adres gösteriyordu.

Çağdaş edebiyatçıların buluşmalarına davet edilirdi sık sık.. Girit’e, Midilli’ye, Yunanistan’a gider, edebiyat sempozyumlarında sunumlar yapardı.

Yunanca’yı nasıl öğrendiğini anlatmıştı bir defasında.

Çocukken, yolda bir mecmua parçası görür.. Alır onu, dayısına gösterir..

Gazetedeki yazılar Türkçe değil.. Girit mübadili olan dayısı azarlar Ahmet Yorulmaz’ı.

Mecmua parçalarında erotik şeyler yazılıdır; dayı çok kızar.

Ahmet Amca meraklı; önce harfleri, sonra sözcükleri öğrenir.. Kendi kendine öğrenir yani; herhangi bir eğitim almadan.

..ve sonra edebiyat dünyasının değer verdiği çevirmenlerden biri olur.

Onlarca kitabı Yunanca’dan Türkçe’ye çevirir.

Otuz küsur yıl Ayvalık’ta kitapçılık yapar Ahmet Yorulmaz.

Geylan Kitabevi, herkesin aradığını bulabildiği bir kitapçı dükkanıdır artık.

Yunan’ın barışçıl olanını severdi Ahmet Yorulmaz. Politikacılarından pek haz etmezdi.

Türk Dünyası Gazetesi’ni yayımladı bir süre; sonra kapattı gazeteyi.. kitapçılığa devam etti.

Otuz üç yıllık bir çabanın ardından kitapçılığa da veda edip romanlarına, çevirilerine adadı kendini.

 

***

MÜBADELE konu olunca, “ben de Lozan mübadiliyim” diyen herkesin kapısını çaldığı bir mübadil çocuğuydu.

Milli değerlere sarılır, çağdaşlıktansa asla taviz vermezdi.

Çok anısını anlattı bana.. Keşke bir yerlere not etseydim.

12 Eylül darbesi olduğunda, bir cemse asker O’nun evini de basar, pek çoklarınınki gibi.

Evde arama, tarama uzun sürer.

Askerlerden biri, kitaplıktan çekip aldığı bir kitabı getirir komutana: “Komutanım, Rusça kitaplar var burada…”

Komutan bakar, inceler, kitapların Rusça değil Yunanca olduğunu anlar.

“Komünistler Rusya’ya” sloganının havada uçuştuğu o dönemde, kitapların Rusça olduğuna kanaat getirse komutan.. Ahmet Amca nezarette derdini anlatana kadar ne acılar çekecekti belki.

 

***

Ayvalık’ta İz Bırakanlar’ı yazdı.. Ayvalık’ı Gezerken’i yazdı.. Savaşın Çocukları, Kuşaklar, Girit’ten Cunda’ya, Ulya, Cunda Yolu Ayvalık’tan Geçer, aklıma gelen kitaplarından bazıları.

Yunan çağdaş edebiyatından onlarca çeviri yaptı.

Ne zaman gitsem verandadaki yuvarlak masanın üstü kitaplarla dolu olur, “bunu oku, şunu oku” diye kitaplar verirdi bana. O kitapların yazarlarıyla olan diyaloglarını, anılarını da anlatırdı.

Hastalığının ilerlediğinin farkında olsa da, son bir roman için ölümünü öteletme esprisi yapardı..

Doktoruna sormuş hâttâ: “Bir roman daha yazıp ondan sonra öleyim; zamanım var mı?”

Galiba Ulya’yı bitirmek üzereydi o süreçte.. Aklında kim bilir nasıl bir roman, nasıl bir konu vardı.

 

***

AHMET Yorulmaz’ın doğum gününe atfen bir paylaşım yapmış Belediye Başkanı Rahmi Gençer.

Facebook’taki sayfasında şunları yazmış:

“Doğma büyüme Ayvalık’lıydı. Şimdi adı Barbaros Caddesi olan Sefa Caddesi’ne çıkan sokaklardan birindeki eski bir Ayvalık evinde 7 Şubat 1932’de dünyaya geldi. 33 yıl boyunca aralıksız kitapçılık yaptı. Gazete çıkardı. Yazıları, kitapları ve çevirileriyle Ayvalık’ın tarihine, kültürüne önemli katkıda bulundu. Ayvalık yazarı Ahmet Yorulmaz’ı 86. doğum gününde sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.”

Hatırlamak güzel.. Unutmamak en azından.

Ama böyle kuru cümlelerle anmanın ötesine geçmek gerek.

Girişteki küçük parka adını vermek yetmez; bunu daha önce de yazdık.

Yaşarken kalbi Ayvalık için atan, maddi sıkıntılar içinde yaşayıp giderken Ayvalık’ın tüm zenginliklerini dünyaya sunan gönül zengini Ahmet Yorulmaz’ı daha çok yüceltmek, daha çok anlatmak, daha çok yaşatmak gerek.

 

10BALIKESİR'den alıntıdır / www.10balikesir.com