MALUM KİŞİ / Dedikodu

 

AVŞA Adası’nın bir ucunda Yiğitler köyü var, bilirsiniz.

Eski adı Araplar’dır. Vakti zamanında İstanbul’u kuşatmaya giden Arap milletinin insanlarından bazıları burada konaklamış, yerleşmiş; gel zaman git zaman Bizansı, Rumu, Selçuklusu, Osmanlısı derken birbirine karışmış hepsi. Şimdi Araptan eser yok ama, halen ‘Araplar’ diye anılır.

Hâttâ devrin Valisi Alaaddin Yüksel’le gittiydik doksan sekizde oralara. Deniz kenarındaki köy kahvesine oturduk, çay içtik. Vali Bey  açılışı şöyle yaptı:

“Yiğitler’in yiğit insanları…”

Konuşma faslı bitti, çaylar içildi, Yiğitler’den ayrılıyoruz.

Dedim, “Bu köyün eski adı Araplar.. O isimle kalsaydı ne diyecekti Vali Bey?”

“Araplar’ın Arap insanları…”

 

***

BALIKESİR Büyükşehir Belediyesi’nin konuğu olan Arap yatırımcıları görünce, bu anekdot geldi aklıma ilkin.

Ceddimiz, onların coğrafyasında yüzyıllar boyu hüküm sürdü malum. Sonra İngiliz’e, Fransız’a falan bıraktık oraları, döndük Anadolu’ya.. Onlar paylaştı, biz baktık. Gâvur çöktü oralara, biz hatıralarımızı anlattık.

Şimdi Birinci Dünya Savaşı zamanından şedaraban makamında şarkılar söylemek yersiz.

Ama şunu diyeyim; bu Arap milletinin insanlarından oldum olası haz etmem.

Samimi bulmam.

 

***

LİSE çağındayken iki Arap arkadaşım vardı. Biri Suriyeli Mervan, öteki Ürdünlü Abdülhamit. Benden iki üç yaş büyüktüler; üst katta otururlardı. O zaman Uludağ Üniversitesi’ne bağlı bizim burası; orada öğrenciydiler.

Mervan, şişeden içerdi Suriye rakısını; hem de sek… İçer içer, Lazkiye’deki sevdiğine höykünürdü.

Abdülhamit, namaz vaktini kaçırmaz, ezanı duyar duymaz seccadeyi sererdi. İyi geçinirlerdi.

Mervan tam bir puşt, alemci.. Elinde defter kitap görmedim hiç. Ama dobra çocuktu. Öteki, mütedeyyin, muhafazakâr; ayrıca çalışkan çocuk… Ama içten pazarlıklı, samimiyetsiz bir tipti.

Şimdi nerdedirler, ne yaparlar bilmem.. Arap diyarından bi onları tanıdım.

Balıkesir’e gelen Arap sermayedarlarla eski zamanda kalmış bu arkadaşlığın ne alakası var diyeceksiniz.

Bir alakası yok.. Aklıma geldi yazdım.

 

***

BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’nin konuğuydu ya bu Arap diyarının insanları.. Kimisi, modern zamanın kılık kıyafetiyle, kimisi kendi ülkesinin geleneksel kostümleri eşliğinde…

Her biri, ülkelerinin mühim varsılları havasında.

Ama bizim Ömer pabuçlarına bakmış, teşhisi koymuş:

“Abi bunlar turist be ya” dedi; “bence kendilerine VIP numarası çektiriyorlar.. Arap diyarının zengini olsalar ayaklarındaki pabuç benimkiyle aynı mı olur…”

E adamlar yatırım yapacak saha arıyor, satın alacak gayrimenkul arıyor.. Oraları buraları dolaşıyor, çok geziyorlar.. Pabuçlarının eski ve tozlu olması normal!..

Bilmiyoruz artık, ileride öğreniriz.

 

***

FAS’tan, Moritanya’dan, Suriye’den, Suud’dan, Libya’dan, Katar’dan ordan burdan gelen Arap konuklara seslendi, Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu:

“Önce gelen kazanır…”

Sona kalan dona kalır o zaman…

Bir şey daha söyledi:

“Balıkesir’in gayrimenkul değeri yüksek; burada gayrimenkule yatırım yapan kazanır…”

Zaten bunların derdi de bence o.. Toprak, arazi, arsa, tarla kapatmak.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yaptıkları bu değil mi?

İstanbul’u, Arap diyarının en zenginleri kapattı.. Orta hallisi Trabzon dolaylarını mesken tuttu.

“Bize de bunlar kaldı mı” desek acaba?

 

***

SANAYİ yatırımı yapma niyeti pek sezemedim doğrusu..

Zaten niyet ve hedef belli değil mi, “gayrimenkule yatırım yapan kazanır” sözlerinden.

Yani, arazi kapatacak adamlar.

Almanı, İngilizi, bilmem nereliyi getirdik, sanayi bölgelerini falan gezdirdik, yatırım için her türlü desteğin verileceğini söyledik, yedirdik içirdik.. Hâttâ onların memleketlerine gittik, fuarlarda Balıkesir’i pazarladık, “seç, beğen, al” formatında…

Bi numara olmadı.

Çin’e bile gittik, Pekinli plastik tüccarlarına kadar… Gene bi numara olmadı.

Adamlar “tamam” dedi, “yatırım yapacağız” dedi; sonra darbe dediler, risk dediler, bilmem ne dediler; gelemediler. “Geleceğim” diyen Çinli yan çizdi en başta.

Kaldık mı bu Araplara?

 

***

YATIRIMA niyetli gibi görünen Arap’ın bazısı, “kaç kata kadar izin var” diye sormuş; dünkü toplantıya katılan bazı arkadaşlar anlattı.

Gökdelene niyet ediyor belli ki…

Mania var burda birader…

Kimisinin sorduğu, bedava arazi, bedava elektrik, bedava doğalgaz, devlet desteği falan.

Beleş iş gücü de buluruz…

“Her türlü desteği vereceğiz” dersen, adam ister.

Yerli yatırımcıya vaad et aynısını, bizim çocuklar yapsın; en yerlisinden.