MİLLETVEKİLİ adayı  mahalle turunda kahveleri dolaşır.

Ardında partili kalabalık.

Kahvehane müşterilerinin en ifrit olduğu anlardır.

Masada okeye dönüyordur adam.. Tavlada mars edecektir rakibini..

İskambilde en baba kağıtları dizmiştir eline.

O sıra içeri giren kalabalık tüm dikkatleri alt üst eder.

Önden bir anons yapılır; ardından vekil adayı dalar içeri.. Kahvedekilerle tek tek tokalaşır.

Sonra gelsin çaylar…

Ardından bir nutuk.

Böyle ortamlarda çok bulundum.

Siyasetçinin de, kahvehanenin müdavimlerinin de ruh hallerini ezbere bilirim.

Müşteriler, “gitsin artık” diye dua eder içinden.

Kimisi vardır, iki soruyla madara etmenin derdine düşer.

Özetle, aday için de, kahvehanede zaman geçirenler için de sinir bozucu bir durum.

Ama galiba AK Parti’nin beşinci sıra adayı Mutlu Aydemir için aynı şey olmuyor.

Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflara, videolara bakıyorum..

Hep tebessüm, hep gülen yüzler, hep konuksever tavırlar var insanların yüzünde.

Kimisi çekinir masalara oturup dertleşmeye..

Aydemir geçen gün Manyas’ta oturmuş kahveye, gençlerle çekirdek çitliyor meselâ.

Bir gazeteci de köşesinde konu etmiş bu kareyi; “iktidara giden yol bu masalardan geçiyor” diye yazmış.

Pazara alışverişe gelenlerle, satıcılarla, köylülerle samimi pozlar..

Sokakta herkese kendini anlatma çabası, tokalaşmalar, sarılmalar.

Yüzlerde sahte gülücükler yok; buradan bakınca öyle anlaşılıyor.

Bir de tanınırlık var tabi.

İl Kadın Kolları Başkanlığı yaptığı dönemde de partisi için çok çalıştığına şahidiz.

O günlerden ya cismini, ya ismini biliyor insanlar.

Adaylık çalışmalarını takip ediyorum.

Galiba en içten, en inanarak, en samimi koşturan da O.

Çalışıyormuş gibi yapanlara inat..

Riskli bir sırada olsa da, gerçekten çalışan bir kadın aday.

Mühim olan inanmak.