Yazlık varsa yazlıkta, boş yer bulursan otelde, olmadı pansiyonda, hiç yoksa çadırda kalınır.

Sabah güneşiyle plaja seyirtilir; akşam gün batana kadar kiralık şezlonglarda malak gibi yatılır.

Lağım kokan mavi bayraklı plajlarda serin sulara kulaç atılır.

Denizde oynaşan çocukların “anneee, babaaa” bağırtılarına katlanılır.. Katlanılamaz bir saat denk geldi mi, güneşten kızarmış binlerce tatilciyi hiç umursamadan “senin ananı da, babanı da” türü sunturlu bir küfür savrulur; kesmezse ebesine dedesine sövülür. Hâttâ bir yerlerinde beş parmağın izi çıkabilir.

Dip dibe şezlonglara uzanmış ve birbirini hiç tanımayan tatilcilerin zorunlu ten teması, plaj raconu gereği önce sözlü, ardından fiziki şiddete sebebiyet verebilir.

Kızgın güneşin altında buz gibi birayı gübürdetip kafayı bulan bir beyni yanmış, her türlü polisiye vukuatın merkezine dönüşebilir. Netekim, alkol tüm kötülüklerin anasıdır!

Binlerce tatilcinin sere serpe yattığı plaj, mahallenin ağır abilerine, kasaba mafyasına falan ihale edilmiştir. “Sahiller milletindir” sözü hikayedir; şezlonga, şemsiyeye dünyanın parası ödenir.. Kaçak iskelede güneşlenmenin bedeli ağır olur. Allah’ın denizine girmek için para ödemek zorunda kalırsın.

Şezlongunu, şemsiyesini sahile kilitleyip “burası benim” muhabbeti yapan bi tomar görgüsüz yüzünden havlunu, hasırını serecek yer bulamazsın.. Kavga edersin falan.

 

***

TATİL TRAFİĞİNİN

SİNİR UÇLARI

TRAFİK altüsttür.. Saatte bir kilometre yol katedersin. Sahil beldesinin daraşmalık sokaklarında arabayı park edecek yer bulmak için dört dönersin. Yaz sezonunda otopark ücretleri iki katına çıkar; kabullenirsin ama otoparkta da yer bulamazsın. Çoğu zaman caddeler, sokaklar trafiğe kapatılır.. Kilometrelerce uzağa bırakırsın arabanı, denize yaya gidersin.

Ana yolda ilk yeşil ışıkta geçemezsin; aynı noktada üç dört tur beklersin. Sabırsız şoför çoktur; bir öne geçmek için olmadık yerde manevra yapan profesyonel hırtların menbaadır bizim karayolları.. “Höt” dersin, sopa yersin.

O yoğunlukta öndekine, arkadakine değdirmeden ilerleme şansın yoktur.. Debriyajı kaçırıp öndekine azıcık dokundun mu cinayet bile işlenir.. Neticede kırk derece sıcak, seksen derece nem, beyinler yanmış, klimalar poflamış. Her şey olabilir.

Bayram tatillerinin baş haberidir trafik kazaları. İsminiz, cisminiz önemsizdir; ölü veya yaralı olarak rakamdan ibaretsiniz artık bu ortamda.. Yüz kişi öldü, beş yüz kişi yaralandı haberlerine rakamsal katkınız olur o hengamede. Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa dileyenlerin başında, yol ve trafik problemlerini çözmekten mesul yöneticiler gelir. Çözemedikleri sorunlara rahmet okuyup vicdanlarını rahatlatırlar.

 

***

GİDİŞ yolu çiledir.. Dönüş yolu çiledir. Üç saatlik yol, dokuz saatte aşılır. Sorarsan duble yollar, otobanlar, köprülü kavşaklar, akıllı otoyollar falan… Ha bir de ‘yeşil akım’ muhabbeti var; yetmişle gidersen kırmızıya yakalanmadan ilerlersin…

Nah ilerlersin.. Saatte on kilometreyle gittiğine şükret.

 

***

KAZIKLANMA ÖTESİ DURUMLAR…

TATİL oldu mu, tüketilecek her şeye iki üç kat zam gelir. Marketlerin indirim etiketleriyle bindirim etiketleri yer değiştirir. Beş liraya aldığın ürün on liradır.. Alırsın. “Bu ne ya” diye feryad edersin belki ama, rafları boşaltırsın. Mecbursun.

Yemeden içmeden olmaz. Tatilse bu, hem çok yersin, hem çok içersin. Ne bileyim, boş masa bulursan bi balık restoranına gidersin.. Çiftlikten çıkma çipurayı levreği ‘deniz balığı’ diye yersin. Sipariş ettiğin ekşimiş favaya, yaprakları pörsümüş marul salatasına, kabak kokulu kavuna, saman tadında domatese, hıyara falan dünyanın parasını ödersin.

Yanında iki kadeh rakı içiyorsan, ki içersin, marketteki satış fiyatının üç katı para verirsin. Kazıklandığının farkındasındır ama, neticede Facebook’ta falan bi rakı balık selfisi paylaşmak zorundasın…

 

***

HER ŞEY dahil bir oteldeysen, bedava diye geberene kadar yemek zorunda hissedersin kendini. Açık büfede doldurduğun tabağın yarısı çöpe gider.. Bayramı tarhana çorbasıyla geçiren insanları düşünmezsin.

Akşam şık şıkıdım giyinip kordonda turlama vakti gelir; o karmaşada, o kalabalıkta birilerine sürtünmeden yürümek imkansızdır.. Çocuk dondurma ister, kuyruğa girersin; bayram zammı yapışmış dandik dondurmanın tek topuna verdiğin para cüzdan sızlatır. Pisboğaz çocuk, dondurma biter mısır ister, mısır biter cips ister; bir saatlik kordon gezisi pahalıya patlar yani.

Sıcak, yapış yapışlık, ter kokusu ve terlik şıpırtısı sana hatıra kalır tatilden!

 

***

BOK KOKULU SAHİLLER…

ARITMALAR patlar.. Aynı anda sıçıp sifon çeken on binlerin basıncına dayanamaz koca tesis. Ortalık bok kokar. Kanalizasyon tıkanır.. Foseptikler taşar.. Vidanjörler vızır vızır çalışır.

Denize lağım akar.. Derin deşarj derler; kıyıya değil de az öteye derine boşaltırlar boku püsürüğü.. Dalgayla, akıntıyla sahile vurur.. Sorarsan, “arıtılmış” derler.. Bok içinde yüzersin.

Gürültü, desibeller ötesidir o sıra. Birbirine karışan müzik, korna sesleri, satıcıların bağırtısı, kalabalıkların uğultusu, polis zabıta anonsları, canlı müzikçi mekanlar, tabak çanak tıkırtıları, şunlar bunlar.

Güya tatildesindir.. Kafa dinleyeceksin üç beş gün.. Eğleneceksin falan. Eziyet olur; cennet dediğin yer cehenneme dönüşür.

Aynı anda binlerce araç trafiktedir. Oksijen deposu dediğin yeri egzost dumanları kaplar, zehir solursun.

 

***

EKONOMİK KRİZ

KİME GİRİYOR O ZAMAN?

BÖYLE bir tatil için neden o kadar çok para harcanır?

Netekim, ekonomik kriz döneminden geçiyoruz. Dolar almış yürümüş, Euro bilmem kaç lira olmuş, benzine mazota dünyanın zammı binmiş. Oteli moteli yaz tarifesinin üstüne bayram bindirimini yapıştırmış.. Bakkalı çakkalı, lokantacısı, tostçusu ikiye katlamış her şeyi.. Marketlerde bayram tarifesi hakim.

Ama on binler, tatilden, harcamadan, eğlenceden şundan bundan taviz vermiyor.

Kriz ortamında, deli gibi para harcamak diye toplumsal bir gerçeğimiz var.

Tatil mevzubahis olunca, kriz mıriz teferruat yani.

Lüks otomobillerin, jiplerin, sedanların, heçbeklerin, pick-upların  son modelleri  yollarda vızır vızır. Range’ler, BMW’ler, Mercedes’ler ve daha ötesi..

Bu açıdan bakınca, zenginlik fışkırıyor her yerden mantar gibi.

Harcamalar sınırsız.

Kılık kıyafet, faça düzgün herkeste.

Kriz kime giriyor?

 

***

GEÇMİŞ bayramınız kutlu olsun.. Allah nice bayramlara bayramlara eriştirsin hepinizi.. Sağlık, mutluluk, huzur dileklerimle saygılarımı sunarım herkeslere.