İMO Başkanı Gürkan Özcan insanların bazı şeyleri unutmasına rağmen toplumsal hafızanın hiçbir şeyi unutmadığını belirterek 17 Ağustos Depremi’ni unutturmayacaklarını bildirdi. Ülkeyi yönetenler tarafından İmar Barışı adı altında çıkarılan yasaların da imar affı olduğunu söyleyen Gürken Özcan Türkiye’deki yapı stokunun yüzde 65’inin mühendislikle alakası olmadığına dikkat çekti.

 

ÜZERİNDEN 19 YIL GEÇTİ AMA…

 

İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Gürkan Özcan deprem gerçeği ile ilgili şunları söyledi:

“Ülke tarihimizin en büyük ve sonuçları itibariyle en acı depremlerinden biri olan Doğu Marmara depreminin üzerinden 19 yıl geçti. Bu depremde; binlerce insanımız toprak altında kaldı, binlerce insanımız yaralandı. Yapıların yüzde 6`sı, yerle bir oldu, yüzde 7`si ağır hasar aldı, yüzde 12`si  de orta ölçekte hasar gördü. Yani yapılarımızın yüzde 25`i, kullanılamaz hale geldi. 16 milyar dolardan fazla ekonomik kayıp ortaya çıktı.

AFAD DİYOR Kİ

Yıl 1999...yıl 2018. Geçip giden ömrümüzde 19 yıl öncesini insan unutabilir. Ama toplumsal hafıza unutamaz, unutmamalı. Kamu kurumları ve kamu vicdanı yaşananları yok sayamaz. Yıl 2009 Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve Sivil Savunma Müdürlüğü bir çatı altında toplanıyor. AFAD kuruluyor. Yıl 2018, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 17 Ağustos öncesi açıklama yapıyor. Özet olarak ;"vatandaşlar birey olarak hazırlanmak zorunda; Afet bilincine sahip olmak zorunda” AFAD diyor ki; Marmara Denizi’nde beklenen deprem 7,5 büyüklüğünde olacak, 30 bin insan ölecek; 50 bin İnsan ağır yaralanacak; 2 milyon 600 bin insan sokaklarda kalacak.

HER AN DEPREM OLABİLİR BALIKESİR BUNDAN ETKİLENEBİLİR      

Gene Devletin bir kurumu Kandilli Rasathanesi diyor ki; 7 büyüklüğündeki bir depremin enerjisini 32 bin tane 4 büyüklüğündeki deprem giderebilir. 2017 yılında Çanakkale de yaşanan 4-5 büyüklüklerindeki deprem fırtınasında 298 tane ev yıkılıyor. Olan deprem sayısı 120. Balıkesir halkı tedirgin oluyor. Bilinen ve beklenen İstanbul depremi. Kayıtlarda yer alan büyük depremler,1509 ve 1766 yılları yaklaşık periyot 250 yıl, beklenen büyüklük 7.5 ve bu periyotların sonlarındayız. Her an Deprem olabilir ve bundan Balıkesir in etkilenmemesi mümkün değil.

İMAR AFFI OLDU İMAR BARIŞI

Bu açıklamalardan 2-3 ay öncesi yine bir Devlet Kurumu, Çevre Şehircilik Bakanlığı "İmar Barışı" diyor. Yüzyıllardır yüzlerce deprem gören, onlarca depremi hafızasına kazıyan,1939 Erzincan da 32 binden fazla,1999 Marmara da 17 binden fazla vatandaşını toprağa veren bu ülkenin vatandaşlarına. Bugüne kadar onlarca kere son kez diye ortaya çıkarılan İmar Affını 26’ncı kez bu kez son ve adı da "İmar Barışı" olarak sunuyor.. Yani toprağa gömdüğümüz vatandaşlarımızın yanına, Kamu vicdanını, devletine bağlı, kanunlara saygılı vatandaşlarımızı ve işini doğru dürüst yapan meslektaşlarımızı da yok sayıyor, gömün gitsin diyor...

BU MİLLET UNUTMAYACAKTIR

26 Milyondan fazla konut stokunun yüzde 35’inin imara uygun olduğunu, bir başka deyişle yüzde 65’inin mühendislik hizmeti görmediğini, depremsel açıdan riskli olduğunu beyan eden bakan, gelmiş geçmiş en büyük imar affına "İmar Barışı" diyor. Bu toplumsal hafıza bu çayda radyasyon yok diyerek televizyonlarda bardak bardak çay içen Bakanı ve "İşte gidiyorum" diyen Kazım Koyuncu’yu ve gencecik insanları unutmadı. Vatandaş mühendislere 2-3 bin lira vermesin diyen Bakanı da unutmayacaktır.

 

BİR DAHA OTURUP DÜŞÜNÜN

İnşaat Mühendisleri Odası olarak deprem gerçeğini unutmadık, unutmayacağız. 17 Ağustos 1999 Gölcük, 12 Kasım 1999 Düzce depremleri ve daha sonra yaşadığımız depremlerde ortaya çıkan her acının yükünü kalbimizde taşıyoruz. "GÜVENLİ YAPI ÜRETİMİNİN ASIL UNSURU OLAN BİR MESLEK ODASI OLARAK"; başta yerel ve merkezi düzeyde ülkemizi yönetenler olmak üzere; her kurum, kuruluş ve imza sorumluluğunu üzerinde taşıyan her insanın bu günlerde bir kez daha oturup düşünmesini istiyoruz.

KABUL ETMİYORUZ

Deprem Yönetmeliklerinin" hiçe sayılmasını kabul edemiyoruz. Her yıl çok sayıda mühendislik diploması verilmesine rağmen kaliteli bir mühendislik öğrenimi verilmemesini kabul edemiyoruz.  Her afetten sonra sık sık yapılan "yara sarma" anlayışından kurtulup; bilimin, tekniğin ve aklın gerektirdiği işlerin yapılmamasını kabul edemiyoruz. Ruhsatlardan mühendis ve mimarların imzasının kaldırılması, ruhsat projelerinin oda denetiminden bağımsız olmasını, mesleğimizin gelişimini engellenmesini, sahteciliğin önünün açılmasını kabul edemiyoruz. Oda ile meslek insanı arasına örülmeye çalışılan duvarları kabul edemiyoruz. Fiziksel, sosyal ve ekonomik yönden çöküntü ve bozulma sürecine girmiş kentsel alanları, içinde yaşayanlar için yaşam kalitesi daha yüksek olacak şekilde kente kazandırılmasını hedefleyen bütünlüklü kentsel Dönüşüm yerine İmar Affının getirilmesini kabul edemiyoruz. Var olan yapı stokumuzun; deprem başta olmak üzere diğer doğal olaylara karşı hazırlıklı ve güvenli olmamasını kabul edemiyoruz. 1938 yılından kalma Mühendislik Yasasının geliştirilip, güncellenmemesini kabul edemiyoruz. Sonuç olarak bugün 1999 yılından daha iyi durumda olup olmadığımızın hala tartışılabilir olmasını "içler acısı" olarak değerlendiriyoruz.”