Ayvalık Muhip Özyiğit Kültür Sanat Merkezi'nde 22 Haziran Cuma günü saat 17.30'da başlayan söyleşide, 1989 yılından bu yana arkeolojik kazılar yaptığı Foça‘daki antik Phokaia kenti ve kazılarda ortaya çıkan önemli buluntular hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ömer Özyiğit, betonlaşmaya karşı 30 yıldır mücadele verdiğini kaydetti.

“30 SENEDİR SAVAŞ VERİYORUZ”

Özyiğit, “Bu çalışmalar olmasaydı antik Fokai kenti daha çok betonlaşacaktı. 30 senedir bu savaşı veriyoruz. Öbür savaşlarda sonuç belli olur, ya yenersiniz ya da yenilirsiniz ama bu savaş yıllardır sürüyor ve yıpratıyor" dedi. 

“ESKİDEN SON DERECE DÜŞMANDI İNSANLAR AMA ALIŞTI”

Fok balığından ismini alan Phokaia kentinin simgesinden yaşam biçimlerine kadar detaylı bir sunum yapan Prof. Dr. Özyiğit, “Bulduğumuz tapınak başlıkları ve diğer buluntuların kopyalarını yaptık. Kent içerisine yerleştirdik. Amaç şuydu; halkın alışmasıydı. İnsanlar alıştı. Eskiden son derece düşmandılar çünkü inşaat yapamıyorlardı.

“RESTORASYON VE SERGİLEMEK ÖNEMLİ”

Kazılarda Mısır Uygarlığından bile buluntulara rastlandığını, bir firavun mührü de bulunduğunu belirten Özyiğit, Mısır’ın etkisinin o dönem büyük olduğunu belirtti.  Tapınak çalışmalarını çizimler ve fotoğraflarla anlatan Özyiğit, “ Amacımız projelerle bunları ayağa kaldırmak. Restorasyon önemli ve bunları sergilemek lazım. İnsanların bunları görmesi gerekiyor görmeden hiçbir şeyi koruyamaz insanlar. Bir diğer taraftan rantın baskısı çok zor durumlar oluşturuyor. İki taşı üst üste koymak çok önemli. Restore ettikçe ayağa kaldırdıkça görselliği arttırdıkça koruma olgusunun çok daha fazla arttığını görüyoruz” dedi.

“6.YY’DA DÜNYANIN EN BÜYÜK KENTİ OLAN PHAKAIA’DA FARKLI MEDENİYETLERİN İZLERİ VAR”

Prof. Dr. Ömer Özyiğit Fok mağaralarının da olduğu Antik kentin içinde yapılan kazılarda, evlerin altında da çok sayıda kalıntı olduğunu belirterek, “Anadolu'da Ionlara ait bilinen en eski iki oval evin yanı sıra dünyanın en eski demirci atölyesinin gün ışığına çıkarılan, İ.Ö.6.yüzyılın başlarında dünyanın en büyük kenti olan Phokaia antik kentinde arkaik dönemden Roma dönemine kadar farklı medeniyetlerin izleri var” dedi.

 

“ESKİ MİMARİYİ İYİ UYGULAMAK LAZIM”

İncelediği bazı restorasyon çalışmalarını da eleştiren Özyiğit, “ Sur restorasyonlarının çok kötü olduğunu gördüm. İstanbul surları olsun, başka surlar olsun. İzmir’de Kadifekale surları çok korkunç. Karıştırıldı, restore edilerek dönemler karıştırıldı, yok edildi. Çimentonun kullanılmaması lazım. Çimento çok tehlikeli. Çimento çok kötü. Kireç çok önemli. Mesela Ayvalık Evlerinin çoğunda toprak harç kullanılmış. 2-3 katlı evler depremde çok oynarlar ama yıkılmazlar. Taş duvar işçiliği güzel ama sıvası soyulursa duvarın gücünü zayıflatıyor. Duvarlar sıvalı olursa daha iyi olur.  Onu yapan ustalar sıvıyorlar ama şimdiki kurullardan çıkan kararlarda Cunda’da cami var mesela soymuşlar. Taksiyarhis Kilisesi de güzel ama duvarları ince. Ben kurullarla aynı fikirde değilim. Eski mimariyi iyi uygulamakta yarar var” dedi.