ZAFER YALÇIN

 

Bir kentin kent içi ulaşım sistemi, bir insanın kan dolaşım sistemine benzetilebilir. Nasıl ki kan ve insan vücuduna taşıyan dolaşım ağı olan damarlar, hücrelerimizin ihtiyacı olan oksijeni sağlıyorsa, şehir içi ulaşım sistemi de o kentin yaşamasını sağlayan ihtiyacı olan her şeyi teminini sağlayan temel unsurdur.

Hep söylerim, kentler de tıpkı biz insanlar gibi, yaşayan, değişen, yaşlanan birer canlı organizmadır. Nasıl ki bizim hayatta kalmamız için oksijene ihtiyacımız varsa, kentin yaşayabilmesi için de kent içi ulaşım kanallarını sürekli açık olması gerekir.

Eğer kent içi ulaşım ağı aksamaya ve tıkanmaya başladıysa, tıpkı tıkanan damarlar gibi kentin yaşamını tehdit etmeye, o kentin yaşam kalitesini düşürmeye başlar.

Bu genel ifadelerden sonra artık Balıkesir’i ele almaya başlayabiliriz.

Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim, Balıkesir kent içi ulaşım ağı son birkaç yıldır iyiden iyiye aksamaya ve tıkanmaya başladı. Eskiden sadece mesai saatlerini başında ve sonunda en fazla 1 saat yaşanan tıkanıklık, artık gün boyunca akşam 8’e kadar sarkmaya başladı. Bunun sonucu olarak, Balıkesir’de yaşamanın en büyük avantajlarından biri olan trafikte geçirilen saatin son derece az olması, tersine dönmeye başladı.

Her şeyden önce ben bir trafik mühendisi ya da şehir plancısı değilim. Ama iyi bir gözlemciyim. Aynı zamanda da araştırmacıyım. Gözlemlerim ve araştırmalarım sonucunda doğruya yakın bir değerlendirme ve bir gelecek prıjeksiyonu sunmaya çalışacağım.

Evvela şu noktadan başlamak lazım, bütün dünyada kentler hızla büyürken kırsal alanlar da aynı hızla boşalıyor. Kentsel büyüme sonucunda kentler daha önce bilinmeyen ve karşılaşılmamış son derece ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

Kentsel büyümenin yarattığı en önemli sorun kent içi ulaşımın aksamaya başlamasıdır. Kent içi ulaşım, tıpkı insanın damar sistemi tıkandığında kentin bütün yaşamını felç ediyor.

Şimdiye kadar Türkiye’de büyük kentlerde trafik sorununu ve kent içi ulaşımı çözmek için ya yollar genişletildi, ya da genişleyen yollar yetmediğinde yeni yollar yapılmaya başlandı.

Ancak gelinen noktada, İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi metropollerde artık yeni yollar yapmak sorunu çözmediği gibi var olan sorunu daha da büyütüyor ve kenti adeta felç ediyor.

Kent içi ulaşım kendini trafik sorunu olarak gösterse de aslında bir kentin sağlıklı bir ulaşım ağına sahip olması o kentin düzenli ve kaliteli bir yaşamı olduğunu göserir.

Dolayısıyla kent içi ulaşıma sadece trafik sorununu çözmek olarak bakmamak lazım. Kent içi ulaşım sistemi o kenti daha yaşanabilir bir kent haline getiren en önemli unsurdur.

Gelelim Balıkesir’e. Balıkesir, Türkiye’deki büyük metropllere göre daha şanslı, daha küçük bir kent.

Ancak yavaş da olsa nüfusu artıyor. Nüfus arttıkça trafik tıkanıklığı da artıyor.

Son 3 yıldır, trafik tıkanıklığını aşmak adına ana arterlere yapılan üst geçitler ve buna ilave yol düzenlemeleri, sanıldığının aksine trafik sıkışıklığını aşmadığı gibi daha da beter hale getirmeye başladı.

Bunun sebebi olarak yapılan yanlış tercihleri gösterebiliriz.

Aslında son 3 yıldır yapılan kavşak düzenlemeleri ve üst geçitlerin doğruluğunu ya da yanluşlığını tartışmak yerine Balıkesir için son derece etkili ve konforlu yeni bir kent içi ulaşım sistemi tasarlanması gerektiğini düşünüyorum.

Eğer biz Balıkesir’i Türkiye’nin en yaşanabilkir kentlerinden biri haline getirmek istiyorsak, o halde kenti yeniden tasarlamamız gerekir. Kenti yeniden tasarlarken de Balıkesir’e kent içi ulaşımda yeni ve daha etkin çözümler sunmamız gerekir.

Ben Balıkesir için yeni, çağdaş, ucuz, çevreci ve konforlu bir kent içi ulaşım sistemi tasarlanabileceğini düşünüyorum.

Bunu da haftaya son derece geniş bir dosya ile size sunmak isterim. Yani devamı haftaya...