Vali Ersin Yazıcı bir yıl önce başlattıkları Balıkesir’de Eğitimde Niteliği Geliştirme İzleme (BENGİ) Projesi ile öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırmakla beraber Değerler Eğitimi vererek topluma faydalı bireyler yetiştirmeyi arzuladıklarını söyledi.

BENGİ Projesi kapsamında yapılan çalışmaları değerlendiren Vali Ersin Yazıcı haftada iki gününü okullara giderek proje kapsamında öğrencilerle görüştüğünü belirtti. Vali Yazıcı, proje ile Balıkesir’de iyi şeyler yaptıklarına inandığını belirterek bunun sonucunun ise 5-10 yıl sonra daha iyi görülebileceğini ifade etti.

Vali Yazıcı, proje kapsamında çocukların kalbine insan hakkı, çocuk hakkı ve kul hakkını işlemeye çalıştıklarını kaydetti. Vali Yazıcı, “Herkes doktor, mühendis, polis, müteahhit olmayacak. Dünyanın ve Türkiye’nin gerçeği ortada. Ama herkes adam olmalı” diye konuştu.

 

HEDEFİMİZ OKUMA ALIŞKANLIĞININ ARTMASI VE DEĞERLER EĞİTİMİ

BENGİ Projesi kapsamında yaptıkları çalışmaları anlatan Vali Ersin Yazıcı şunları ifade etti:

“Hedefi net, somut olarak; bu sosyal konularda hemen hedefe çok kısa sürede ulaşırız dersek bu yanlış olur. Ama BENGİ’de ne yapmak istedik? Bu şehirde; Marmara Adası’ndan Savaştepe’ye, Ayvalık’tan Dursunbey’e kadar eğitim; başta kamu kurumları olmak üzere şehrin, ilçelerin gündeminde olsun dedik. Ben bunu başardığımızı düşünüyorum. Dursunbey’de de BENGİ dediğinizde artık Tarım Müdürlüğü’nde de Esnaf Odası’nda da, belediyede de bu nedir demiyor kimse. Yani birinci yılı tamamlamış bulunmaktayız. Bu benim için önemli. Çünkü eğitimle herkesin ilgisi var da, direkt ilgisi olmayan, görev tanımında eğitimin direkt yer almadığı kurumların da sürecin içine çekilmiş olması, en basitinden ifade etmek gerekirse okullarımıza sürekli birileri gidiyor. Tarım Müdürü gidiyor, doktor gidiyor. Orman İşletme Şefi gidiyor, Kaymakam haftada iki kere gidiyor. Bu okullarda bir sinerji oluşturdu, ben bundan mutluyum. Sonuçlarını bir iki alanda ölçebiliriz ama bizim BENGİ’de öne çıkartmaya çalıştığımız; dört ana başlık içerisinde ele alındı ama akademik başarıdan çok okuma alışkanlığının kazandırılması ve Değerler Eğitimi’ni ben çok daha öne çıkartmak istedim.”

 

OKULLARI BİRBİRİYLE YARIŞTIRIYORUZ

Şu anda Balıkesir’in dört bir yanında okullarda haftada iki kez okuma saati yapıldığını söyleyen Vali Ersin Yazıcı her okulu da birbiriyle yarışır hale getirmek istediklerini vurguladı. Vali Yazıcı şunları kaydetti:

“Şu anda net olarak şunu söyleyebilirim –bu bir kazançtır- benim Balıkesir’imde her ilçemde, köy okullarım dahil tamamında haftada iki kere okuma saati yapılıyor. Bu projede tabi biraz da arzu ettiğimiz tadını kaçırmadan okulları da bir yarışa sokmak istiyoruz. Dedik ki ucu açık; istediğiniz farklı anlamda okuma etkinliğinin dışında bir şeyler yapın, Dursunbey’deki bir okul Ayvalık’taki başka bir okula örnek olabilir. Bir çok farklı uygulamalar yapabilirsiniz dedik. Ama olmazsa olmazlarımızdan birisi kitap okuma alışkanlığının kazandırılmasıydı. Sonuçlarını şöyle açıklayabiliriz; Gönen ilçemizde 12 bin öğrenci var. 12 bin öğrenciye 12 bin kitap kampanyası yapıldı. Biz dağıtımına katıldık. Acayip mutlu oldum. Beyaz eşyacı beyefendi 5 bin lira vermiş, öbür peynirci 10 bin lira vermiş, öbürü 3 bin lira vermiş, 27 tane hayırsever bir araya gelerek kampanyayı gerçekleştirmişler. Büyük meblağlar yok. Ben zaten o işin bereketlenmesinden zevk alıyorum. 27 hayırsever 12 bin kitabın maliyetini karşılamışlar ve çocuklarımıza dağıtıldı. Burada merkezde örneğin Karesi ilçesinde 1114 dersliğin tamamına kitaplık yapıldı. Ayvalık’ta kitaplarla ilgili ‘Anneler Okuyor’, ‘Aileler Okuyor) projeleri yapıldı. Savaştepe’de başka bir etkinlik yapıldı. Kepsut’ta velilerin okumasıyla ilgili yapıldı. Sındırgı’da çocuklar yaşlılara gidiyor kitap okuyor. Yani okuma üzerine her ilçede mutlaka bir şeyler yapılıyor. Bu da sonuçların iyi olduğunu gösteriyor.”

 

OKUMA ALIŞKANLIĞINDA BÜYÜK YOL KATETTİK

Projede ilk hedeflerinin öğrencilere okuma alışkanlığını kazandırmak olduğunu belirten Vali Ersin Yazıcı kitap fuarları açarak bunun gelişmesini sağladıklarını ifade etti. Vali Yazıcı şunları söyledi:

“Zaten bizin buradaki birinci amacımız kitap okuma alışkanlığını kazandırmaktı. Bunda da hızla ilerliyoruz. Okullarda bir farklı sinerji oluştu. Diğer dış kurumların geliyor, gidiyor olması olumlu manada bir etki yaratıyor. Bu manada da iyiye doğru gidiyoruz. Bir yılda aldığımız mesafenin çok iyi olduğunu düşünüyorum. Susurluk gibi küçük bir ilçede kitap fuarı yapıldı, Sındırgı’da kitap fuarı yapıldı. Küçük yerler yani bunlar ekonomik açıdan baktığınızda yayın evleri açısından çok kolay değil. Ama gidildi, açıldı, biz destekledik ve ben yaptığım görüşmelerde firmalar ‘bize teklif edildiğinde biraz nazlandık, Balıkesir’de yapalım istedik’ dediler. Ama bu kadar öğrenci ve ilçe nüfusunun olduğu bir yerde bugüne kadar yaptığımız en iyi fuar olduğunu söylediler. O da tabi ki gelirine bakıyor doğal olarak. Ama bizde bütün öğrencilere fuara gideceksiniz dedik. Yani onu kültür olarak ele aldık. Adam para kazansın demiyorum. Ben istiyorum ki çocuk kitaba dokunacak, inceleyecek ve eliyle seçerek kitabı alacak. Biz bunu yaptık. Yani Bandırma’da yaparsınız. Bandırma da biz rica ettiğimiz için belediyemiz kaymakamlıkla birlikte yaptı. İnşallah burada da büyüğünü yapacağız. Burada büyük bir artış var.”

 

15 BİN ÖĞRETMENDEN 11 BİNİYLE GÖRÜŞTÜM

Okullarda öğrencilerin yanında öğretmenlerle de bir araya geldiğini belirten Vali Ersin Yazıcı 15 bin öğretmenden 11 bini ile görüştüğünü kaydetti. Vali Yazıcı şunları ifade etti:

“Bütün ilçe kaymakamları için söylüyorum, ilçelerinde gitmedikleri okul yok. Böyle bir kampanya olmasaydı sizce gider miydi? Bir üst yöneticinin okula gitmesinin faydalarını anlatmaya gerek var mı? Bence yok. Ben ve kaymakamlar bizzat iş yapmıyor ki, biz koordinasyondan, denetimden sorumluyuz. İlçe kaymakamlarımız bütün okullara hemen hemen gittiler. Çünkü haftada iki okula gidersen biter zaten okullar. Ben vali olarak merkezde Altıeylül ve Karesi’de bir tane hariç bütün meslek liselerine gittim. Özellikle birkaç aydır ısrarla meslek liselerine gidiyorum. Oradaki çocuklarımızın hayata olan bakışlarını acaba bir parça değiştirebilir miyim diye gidiyorum. Bu arada 15 bin öğretmenim var, bire bir toplantı yaptığım öğretmen sayısı 11 bini geçti.”

HERKES ADAM OLMALI

Okullara gittiğinde Değerler Eğitimi hakkında öğrencilerle konuştuğunu belirten Vali Ersin Yazıcı eğitimin ailede başladığını ifade etti. Vali Yazıcı şunları kaydetti:

“Haftada iki okula giderek Değerler Eğitimi adı altında ben de vali olarak bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Ve kaymakamlarımız bunu yapıyor, tarım müdürlerimiz, banka müdürü bunu yapıyor. Bize ait çok değerlerimiz var ve bunları anlatmaya çalışıyoruz. Değerler Eğitiminin sonuçlarını almak veya ölçebilmek çok mümkün değil. Bunu zaman içerisinde siz bu şehirde yaşıyorsunuz bunu sizler göreceksiniz. Şimdi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütün Türkiye’de başlattı, Balıkesir’de de Kadına Şiddet ile ilgili bir çalıştay yapıldı. Orada da ifade etmiştim; erkek çocuklarını da anneler yetiştiriyor. Yani adamlık değil, ben güçlüyüm sen güçsüzsün insanlık dışı. Ama eğitim ailede başlıyor. O erkek çocuğa kalbine insan haklarını, insan sevgisini, kul hakkını yerleştirmezse anne, ardından da okul ondan sonra şiddeti de uygular, başka şeyleri de uygular. Bizim bize ait çok güzel özelliklerimiz var. Töremiz, geleneğimiz, inancımız, ahlakımız var. Bunları başta aile, ardından da ilkokul ve ortaokulda çocukların bir şekilde nakşetmeliyiz. Bunun gayreti içerisindeyiz, bunu yapmaya çalışıyoruz. Öğretmen arkadaşlara bunu ısrarla anlatıyorum: Herkes doktor, mühendis, polis, müteahhit olmayacak. Dünyanın ve Türkiye’nin gerçeği ortada. Ama herkes adam olmalı. Şimdi sonuçlarını daha iyi göreceksiniz. Bu şehirde yaşarsanız 5-10 yıl sonra göreceksiniz.”

 

MASLOW PİRAMİDİ ÖRNEĞİNİ VERİYORUM

Okullarda öğrencilere Maslow Piramidi ile örnekler verdiğini ifade eden Vali Ersin Yazıcı şunları kaydetti:

“Mesela okullara gittiğimde hem öğrenciye hem öğretmene Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinden bahsediyorum. Orada bütün dünya kabul etmiş beşli bir piramit var. Birincisi fizyolojik ihtiyaçlar; yeme, içme, barınma. Onu tamamladıktan sonra insanoğlu yaşamına devam edebilmek için yemek, içmek zorunda ve bir yerde barınmak zorunda. İkincisi güvenlik. Güvenlikten kastım insanların can güvenliği değil. Zaten sadece o kastedilmiyor. Ben çocuklara da meslek lisesinde bunu anlatmaya çalışıyorum: Şöyle bir soru soruyorum: Mahallede fırın var mı? Gittin fırına ekmek alacaksın. Fırına girdin, sende orasının çok pis olduğuna dair bir his oluştu. Hadi birincide bir şey olmadı, ikincide baktın adam pis. Bir daha oradan ekmek alır mısın? Diye soruyorum. Almam diye cevap aldım. Bunu da çok çocuğa sordum. Çok basit bir şey niye almıyorsun oğlum, kızım? Niye 500 metre ileriye yürüyorsun? Ama temiz değil sağlığımız ne olacak dediler. Sağlık güvenliği de bir güvenlik. Vücut sağlığımızın da güvenli olması lazımdır. Hijyen kurallarına uyulmadan üretilen bir ekmek, benim sağlığımı, sağlık güvenliğini tehdit eder değil mi? Bunun gibi yaşamın her noktasında güvenlik dediğimizde sadece silahla can güvenliğimizin tehdidi anlaşılıyor. O fırını işletenin ki fırını ileride o çocuklardan birisi işletecek. O çocukların insanların sağlığına zarar vermemek için temiz olması gerektiğini bir şekilde anlatmamız lazım. Öğretmenlerime de söylüyorum bunu.”

 

ÇOCUKLARIN KALBİNE İŞLEMELİYİZ

Meslek liselerine ayrı bir önem verdiğini belirten Vali Ersin Yazıcı, öğrencilerle buluşmalarında işlediği konular hakkında şu bilgileri verdi:

“Meslek lisesi öğrencilerinin seviyesini, sınav puanlarını biliyorsunuz, öğrenciler biraz zahmetli. Kötü öğrenci falan yok, ben öyle kabul etmiyoruz sadece biraz zahmetli. Oradaki öğretmenlere söylüyorum; her ne kadar şikayetlenseniz de eğer bu çocuklara insan hakkını, çocuk hakkını, kul hakkını kalplerine yerleştirmezsen, bunu ister dini açıdan ister evrensel insan hakları olarak anlatın. Ama eğer kalbine işlemezsen çocuk hakkı, insan hakkı diye bir kavramı öğretmezsen bu çocuklar yarın kreşlerde sizin çocuklarınıza bakacak. Kalbine bu değerleri yerleştirmezsen değil 50, 500 tane de kamera koysan, o kamerayı kapatır, eğer kafasına koymuşsa senin çocuğunun canını yakar. Dolayısıyla ne türden olursa olsun bunlar bizim insanımız. Biz kreşe muhtacız, çünkü bayanlar çalışıyor. Kreşlerin sayısı da giderek artıyor. En son çocukları ona göre yetiştirin dedim. Şikayelenmekle bu iş olmaz. Her gün yediğin ekmeği bu çocuklar yapacak. Bu tamirci için de geçerli. Bir şey bozulduğunda tamircide kazıklanmamak da veya işi sağlıklı yapmak da bir güven unsuru. Yani Maslow’un insan hayatında yeme-içmeden sonraki en önemli ikinci sırada güvenlik geliyor. Kandırılmamak da bir güvenliktir.”

ÖZGÜVENLİ TÜRK GENCİ İNANDIKTAN SONRA HER ŞEYİ YAPABİLİR

Okul ziyaretlerinde mümkün olduğu kadar çok öğrenciye söz vermeye çalıştığını kaydeden Vali Ersin Yazıcı, öğrencilere ders çalışın demek yerine onların özgüvenlerini elde etmeleri noktasında konuşma yaptığını ifade etti. Vali Yazıcı şunları söyledi:

“Bunu anlatmaya çalışıyoruz, öğretmenlerimizle bunu yapmaya çalışıyoruz. Ben inanıyorum ki bu noktada da Türkiye’nin yaşadığı bu problemleri; yani insanların birbirine güvenmemesi, itimat etmemesi gibi konular benim çocuklarla sohbetlerimin ana konuları ve her yerde aynı. Özgüvenli bir Türk genci her şeyi yapabilir, inandıktan sonra. Hayalleriniz, hedefleriniz olacak ve özgüven üzerine sohbet ediyorum. Dürüstlük ana temalarımdan birisi. Neden ve nasıl olacağıyla ilgili dürüstlüğün şartlarını sohbet tadında yapıyorum. Bütün buluşmalarımda salondaki sayı 70-80 ile maksimum 150 oluyor. Yalan üzerine, dürüstlük üzerine, güven üzerine konuşuyorum, konuşturuyorum. Salonun en az yarısı mutlak suretle konuşmak zorunda, asla yerimde oturmuyorum. Bir vali olarak şöyle düşünüyorum: 100 tane çocukla buluştuğumda, ben eğer 3-5 çocuk üzerinde hayata dair ne ders çalışın derim. Ben şunu söylerim; hayalin şu olacak, hedef bu olacak. Bunu yapmak için ne yapmak gerekiyor? Bunu da öğrencinin kendisine söyletirim. Ben ders çalış, onu yap, bunu yap hiç demem. Çünkü öğrenci biliyor zaten. Sadece son cümlem şudur: Hedefinize ulaşmak için ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın. Bu kadar. Daha ders çalışın hiç dememişimdir. Bu şekilde anlatmaya çalışıyorum. Diyeceksiniz ki haftada 200 çocukla buluşunca ne oluyor? Yani her gün öğretmeninden dinlediği konuyu benden dinlemesinin farklı olduğunu düşünüyorum. Tarım müdüründen, iş adamından dinlediğinde farklı etki yaratacağını düşünüyorum. Bunlar okulda hareketli bir sinerji oluşturuyor.”