Eğitim-Sen olarak sınav sisteminin kalkmasından yana olduklarını da vurgulayan Eğitim-Sen Şube Başkanı Abdurrahman Bulut, öğrencilerin yeterek ve ilgisine göre yönlendirerek eğitim almasının sağlanması gerektiğini bildirdi. Bulut, LGS’nin telafisinin mümkün olmayan bir sınav olduğunu da kaydederek, öğrencilerin hangi okula nasıl yerleştirileceğinin de belli olmadığını ifade etti.

SAYISAL SORULARI NORMAL OKUL ÖĞRENCİLERİNİN ÇÖZMESİ MÜMKÜN DEĞİL

POLİTİKA’nın sınavla ilgili sorularını yanıtlayan Eğitim-Sen Şube Başkanı Abdurrahman Bulut şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz Cumartesi günü yeni getirilen Ortaöğretime Geçiş Sistemi Sınavı ile ilgili öğrencilerimiz sınava girdi. TEOG’un kaldırıldığını, artık öğrencilere sınav yapılmayacağı söylenen bir sistemde, öğrencilerimizin girdiği sınavı değerlendirirsek; sınava giren öğrenci sayısında çok büyük bir azalma yok. 1 milyon 200 bin öğrencinin sınava girme hakkı varken, 950 bin öğrenci Cumartesi günü sınavda ter döktü. Aradaki en büyük farklardan bir tanesi, özellikle sınavı kaldırdık diye söylerken, öğrencilerin dershanelere, özel derslere ve benzeri kurslara gitmesini engellemek için olduğu söyleniyordu. Ama sınav sorularını inceleyen eğitimci arkadaşlarımızın görüşleri; bu soruları normal okullarda eğitim gören öğrencilerin çözmesinin mümkün olmadığı ortada. Çünkü özellikle soruların çok uzun ve anlaşılmasının zor olduğu, fen ve matematik sorularının öğrencileri zorladıklarını dile getirdiler.

 ÖĞRENCİLERİN GELECEĞİ 75 DAKİKA İLE SINIRLANDIRILMAMALI

Biz Eğitim-Sen olarak çocuklarımızın bunu hak etmediğini düşünüyoruz. Çünkü büyük umutlarla, ailenin ve çevrenin baskısıyla girdikleri bu sınavda, bu yaşta bu stresi kaldıramadıkları ortadadır. Çünkü sınav günü, sınava güle oynaya giren bütün çocukların, özellikle sayısal bölümdeki sınavın çıkışında, bütün öğrencilerin ağladığını ve gözyaşlarına boğulduğuna şahit olduk. Bu da gösteriyor ki; öğrencilerimizin geleceğiyle ve onuruyla oynamak bu kadar basite inmemeli. Sınav sorularını inceleyen arkadaşlarımızın gerçekten öğrencileri zorlayan, onları 75 dakikalık süreye sığdıran bir gelecek bekliyor. Hepimizin bildiği gibi Ortaöğretime Geçiş Sınavı telafisi olmayan bir sınavdır. Üniversite sınavlarının telafisi vardı, kazanamadığınız ya da istemediğiniz bir bölümü kazanmışsanız seneye bir kez daha girebilirsiniz. Ama burada geleceğin şekillendiği, belirlendiği bir sınavdır.

SINAV SİSTEMİ KESİNLİKLE KALDIRILMALI

Bu sınav sistemi kesinlikle kaldırılmalıdır. Biz de karşıyız ama AKP’nin karşı olduğu gibi değiliz. Cumhurbaşkanının emriyle bir gecede TEOG’u kaldırıp, sistemin yerine ne geleceği belli olmayan bir sistemden bahsediliyor. Geldiğimiz bu dönemde bizim eleştirilerimiz açık. Daha önceden de dile getirdiğimiz gibi çocuklarımız kesinlikle bu sınavlarda hırpalanmamalı. Çocuklarımızın 4+4+4 sistemi ile başlayan, özellikle yönlendirmenin daha da ortadan kaldırıldığı bir süreçten geçiyoruz. Özellikle 4+4+4 ile ilkokulların beşinci sınıflarının ortaokula dahil edilmesiyle birlikte çocuklarımız için daha da zorlanan bir pozisyon vardı, yönlendirmenin mümkün olmadığı.

EĞİTİM SİSTEMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ İÇİN SINAV ÇÖZÜM DEĞİL

Bugün eğitim sisteminin değiştirilmesi için sınav çözüm değildir. Önemli olan eğitim sisteminin her tarafta nitelikli ve aynı erişilebilir durumda olmasını sağlamak, ikincisi öğrencilerin bütün hayatları boyunca yönlendirilmesini sağlayabilmek, objektif olarak onları değerlendirmek. Hepimizin çocuklarının doktor, mühendis olması mümkün değildir. Bu doğanın diyalektiğine ve eğitim sistemine aykırı bir şeydir. Biz eğer doğru bir yönlendirme yaparsak, çocuklarımızın geleceklerini karartmadan, onların ilgi ve isteklerine göre bir eğitim sistemi almalarını ve bu işten hayatlarını sürdürürken de, hayatlarından memnun olmalarını sağlarız. Ama bizim maalesef yıllardır yapılan en büyük hata, öğrencilerin yönlendirilmesi gibi kolay bir yolu seçmek yerine, sınavlarla onları kategorize ederek, onlara bir rol biçerek, geleceğin mühendisi, doktoru diyerek ortaokuldan itibaren onları yetiştirerek, yönlendirerek bir süreç var. Bu da 13 yaşındaki bir çocuğun daha hayatını belirleme şansı olmadığı bir yerde, onları kategorize ederek, belli bir yöne yönelterek ve istemedikleri; yarın öbür gün çalışma hayatında çok daha zevk almayacakları bir hayatla karşı karşıya bırakıyoruz.

SONUÇLAR DAHA GEÇ AÇIKLANABİLİR

Günümüzdeki sınav sistemine gelirsek; bu sınavın sonunda maalesef Cumhurbaşkanının verdiği direktifle kaldırılan TEOG’un yerine ne geleceği şu anda hala belli değil. Şu anda öğrenciler bir sınava girdi. Ama bu gün bile sınavdan sonrasında nasıl hareket edileceği, bu sınavın sonucunun nasıl değerlendirileceği, öğrencilerin yerleştirilmesiyle ilgili kılavuz daha yayınlanmış değil. Sınav sonuçlarının 22 Haziran’da açıklanacağını daha önceden ilan etmelerine rağmen, baskın seçim öncesinde yeniden bir infial yaratmamak için seçimden sonraya attıklarından bahsediliyor.

ÖĞRENCİLERİN TERCİH YAPACAKLARI OKUL SAYISI AZALDI

Sınavın sonuçları açıklandığında öğrencilerimizi bekleyen en büyük tehlikelerden bir tanesi girecekleri okul sayısı azalmıştır. Çünkü tırnak içinde, bizim kabul etmediğimiz, ama Milli Eğitim Bakanı’nın talihsiz olarak açıkladığı nitelikli okul kavramı, bizim Milli Eğitim Bakanının ayıbıdır. Bizim okullarımızın hepsi nitelikli, aynı kalitededir ve olmak zorundadır. Ama bakan bile okulları nitelikli, niteliksiz diye ayırıyorsa bu daha vahim bir şeydir. İlimizdeki okullar açısından da bakarsak; yayınladıkları listede 600 olacak dedikleri nitelikli okul sayısını ne akla hizmetse bin367’ye çıkardılar. İçlerine bir sürü İmam Hatip Lisesi ve Meslek Lisesini ilave ederek, işin gerçek yüzünü açığa çıkarmaya başladılar.

ÖĞRENCİLER AKADEMİK BAŞARI YÜKSEK OLAN OKULLAR İÇİN SINAVA GİRDİ

Öğrencilerimiz açısından baktığımızda; sınava giren bütün öğrencilerimizin akademik başarısı yüksek okulları tercih etmek için bu sınava girdiğini görüyoruz. Ama listelere baktığımızda, akademik başarısı yüksek olan birçok okulun bu listelerde olmadığı görülüyor. Türkiye’deki 34 ilde hiçbir Anadolu Lisesi nitelikli okul kapsamına alınmamıştır. Bu böyle bir vahim tablodur. Bunun yanı sıra ilimizde 5 tane Anadolu Lisesi, 5 tane Meslek Lisesi, 4 tane de İmam Hatip Lisesi nitelikli okul kapsamına alınmıştır. Yani İmam Hatiplerde kalitenin ne olduğunu tartışmak meselesinde değiliz. Ama doluluk oranı kendi yayınladıkları istatistiklerde yüzde 36, üniversite sınavında da başarı oranı yüzde 18. Bu da gösteriyor ki İmam Hatipler öğrenciler tarafından akademik başarı yönünden tercih edilmiyor. Evet, İmam Hatipleri ve Meslek Liselerini güçlendirmek isteyebilirsiniz. Ama oradaki eğitimin kalitesini ve geleceğe yönelik bir çalışma yapmadıktan sonra bu gerçekleşmeyecektir. Meslek Liseleri açısından bakarsak da mesleki liselerin öneminden bahsedilen bir dönemde, meslek liseleri eski konumunda olmadığını görüyoruz. Yani oradaki okuyan öğrencilerimiz ne mesleğe yetişmiş oluyor, ne de bir akademik eğitim almış oluyor. Sonunda da bunları getiriyoruz, yeniden bir üniversite sınavına sokarak, diğer okullardaki arkadaşlarıyla yarıştırarak bir şey elde etmek istiyoruz. Eğer biz yarışma yapacaksak, aynı kategoride olanları birbirleriyle yarıştırabilirsek, o zaman doğruyu bulma şansımız olur.

ÇOCUKLARIMIZ SİZİN ÇEMBERİİNZE SIĞMAYACAKTIR

Bir de önümüzdeki dönemde çember sisteminden bahsediliyor. Ama şunu Eğitim-Sen olarak her yerde söylüyoruz: bizim çocuklarımız sizin çemberinize sığmayacaktır. Çemberdeki hedef İmam Hatip Liselerini doldurmaktır. Bunu hiç kimsenin değişik şekilde anlatmasına gerek yok. Çünkü çemberin mantığı şu: Her çemberde üç okul türünün hepsi olacak. Yani bir çemberde bir Anadolu Lisesi, bir İmam Hatip Lisesi bir de Meslek Lisesi olacak. Birinci çember sizin evinize en yakın olan çemberdir. Bu çemberden siz tercih yapacaksınız. İkinci çemberden de seçebilirsiniz diyor, ama o çember başka bir eğitim alanının bölgesine girmiş oluyor. Oradan seçeceğiniz okulu zaten o bölgedeki çocuklarla belirlenecek. Çünkü liselerin kapasitesi tespit edilirken, kendisine en yakın okuldaki öğrenci sayısıyla denk gelecek şekilde yapılıyor. Bu üç çemberde toplam 9 okul var. Bunlardan 3 tanesi Anadolu Lisesi, 3 tane meslek lisesi, 3 tane de İmam Hatip lisesi var. Bakanlık istemediğiniz okula gitmeyeceksiniz diyor. Ben meslek eğitimi almak isteyen bir çocuksam, 3 çemberden de seçebileceğim okul sayısı 3. Ama bana 5 tane tercih zorunlu tutuyor. Bu demek ki, ben kendim istemediğim 2 okulu yazacağım, bunların birine yerleştiğimde de sen zaten seçmiştin mantığıyla geçiştirilmeye çalışılacak. Yani bizim öğrencilerimizin bir yere zorunlu olarak gitmesini istemediği eğitimin alınmasının zorlamasıdır.

ZORUNLU 5 TERCİH KALDIRILMALI

Eğitim-Sen olarak talebimiz 5 tercih zorunluluğunun kaldırılmasıdır. Öğrenciler kendi akademik başarı istiyorsa, meslek lisesi istiyorsa, meslek lisesi, İmam Hatip istiyorsa orasını seçme hakkı olmalı. Burada bir sınırlama gelmemelidir. Bunun dışındaki yaptırım, öğrencileri istemedikleri bir yere göndermektir.

ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİYLE OYNANIYOR

Bakan büyük bir aşkla ve şevkle evine en yakın okula gidecek diyor. Dönüp bakıyorsunuz Balıkesir’deki okullara; Balıkesir merkezde Altıeylül’de 4 Anadolu lisesi, Karesi’de 9 tane. Kendi iliniz içerisindeki okulların bile dengeli olmadığı bir yerde bu tür sistemleri uygulamak mümkün değildir. Aynı şekilde meslek lisesi Altıeylül’de 7 tane, Karesi’de de 4 tane bulunmakta. Bu da şunu gösteriyor: Bu okullarımızın buradan buraya geçişinde çok büyük bir dengesizlik var. Bu çember sistemini uygulayabilmeniz için de okul sayılarınızın eşit olması gerekiyor. Eşit olmadığı zaman akla şu geliyor: yarın bir gün bunu eşitlemek için meslek liselerinin ya da Anadolu Liselerinin İmam Hatiplere dönüştürülerek, eşitlenmesi mi sağlanacak? Hedef buysa çocuklarımızın geleceği ne olacak? İmam Hatiplere öğrenci doldurmak için çocuklarımızın geleceğiyle oynamanın hiçbir anlamı yoktur.

ÖĞRENCİ SAYILARI ARASINDA ÇELİŞKİ VAR

Bir diğer konu da Anadolu Liselerindeki öğrenci kontenjanlarının tespit edilmesi var. Bakanlığın yaptığı çalışmanın sonucunda şöyle bir karar getirildi. Anadolu Liselerinde öğrenci sınıf sayısı 5’i geçemez diyor. Bunu kural olarak getiriyor. Anadolu Lisesi açılabilmesi için 10 binin üstünde nüfus olması gerekiyor. Dönüyorsunuz İmam Hatiplerde böyle bir sınırlama yok. İmam Hatip açabilmeniz için nüfus sayısı belirleyici değil. Sınıf sayıları da son günlerde yaptıkları, bizim de İl Milli Eğitim’den istediğimiz bir uygulama var. Normalde sınıf sayıları 30 olurken, İmam Hatiplerde öğrenci sayıları 40’a kadar çıkmaktadır. Bu da öğrencinin sınıf sayısı aynı da olsa öğrenci kapasitesi artırılmaya ve buraya yığılmaya çalışılıyor. Bu hem öğrenci hem de veliler açısından kabul edilebilir bir durum söz konusu değildir.”