ZAFER YALÇIN

Balıkesir’li ve Balıkesir’de yaşayan bir bilim insanı olarak kentimin geleceğini düşünmek, ailemin ve kendimin geleceğinden sonra en önem verdiğim konudur.

Neden mi? Bir insan olarak önce kendim ve aileme karşı sorumluluğum var. Hayatımı devam ettirebilmem için de içinde yaşadığım kenti düşünmem ve ona dair hayaller kurmamız gerekir.

Balıkesir 21. Yüzyılda, yani 10- 20- 30 yıl sonra nasıl bir kent olacak?

Bu soruyu sorarken de geçmişe dönüp, Balıkesir 30-20-10 yıl önce nasıl bir kentti? Şimdi nasıl bir kent? Bu karşılaştırmayı da ihmal etmemek lazım.

Ama bu karşılaştırmaları yaparken Türk insanı olarak en sık düştüğümüz hata, kentleri sadece görünümleriyle yargılıyoruz.

Örneğin, “Balıkesir, 90’lı yıllarda irice bir ilçe görüntüsündeydi. Şimdi, yollar, köprüler, koca koca binalar yapıldı. Modernleştik” diyebiliriz.

Ancak bu yorum bana göre tek taraflı ve son derece statik, her şeyi tam manasıyla kavrayamayan bir yorum.

Zira kent, sadece yapılardan oluşan bir varlık değil ki.

Kent, içinde barındırdığı yapılardan ziyade sahip olduğu kültürüyle, yaşamıyla, insan ilişkileriyle canlı bir varlıktır.

Kenti kent yapan o kentin insanları, ilişkileri ve kültürüdür.

Son yıllarda, neo-liberalizmin hâkimiyeti sonucu, kentler de tek tipleşmeden ve yozlaşmadan nasibini aldı ne yazık ki. Bütün kentler artık neredeyse aynı.

Oysa çok değil bundan30- 40 yıl öncesine kadar, Türkiye’de her kentin kendine has bir mimari yapısı ve kültürel dokusu vardı.

Balıkesir, bana göre mimari yapısından ziyade üretici özelliğinden ve esnaf kenti oluşan dolayı geleneksel olarak muhafazakâr bir kenttir. Ama büyük merkezlere ve denize yakın oluşan dolayı da değişime ve gelişime açık bir kenttir.

İnsan sermayesi bakımından doğudaki muhafazakâr kentlere oranla son derece zengindir. Bu özelliğiyle Balıkesir orta ve doğudaki muhafazakâr kentlerden olumlu anlamda ayrışır.

Balıkesir, son 10 yılda fiziksel görünüm anlamında ciddi bir değişim yaşadı. Yeni mahalleler, yeni caddeler ve yeni alış veriş merkezleri yapıldı. O büyük bir ilçe görünümünden orta büyüklükte bir kent havasına geçiş yaptık.

Diğer taraftan bu büyüme sürecinde her büyümede olduğu gibi bizde de trafik sıkıntısı baş gösterdi. Son 1 yıldır kentin trafiği allak bullak olmuş durumda ve bu trafiği açmak için atılan adımlar, ne yazık ki, trafiği iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Gelelim Balıkesir’in geleceği meselesine.

Peki, 10 yıl Balıkesir bu gidişle nasıl bir kent haline gelir?

Aynı soruyu 20 yıl, hatta 30 yıl da yapabiliriz.

Ben, Allahtan başımıza başka bir şey gelmedikçe, Balıkesir’de yaşayıp Balıkesir’de son nefesimi vermek ve burada gömülmek isterim.

O takdirde benim Balıkesir’e dair bir hayalimin ve umutlarımın olması gerekir. Ki var ve bu yazıyı da onun için yazıyorum zaten.

Balıkesir’in 10- 20 veya 30 yıl sonrasını planlamak benim tek başıma işim de görevim değil. Amma, yerel yönetimlerle akademik olarak uğraşan bir bilim adamı olarak yaşadığım Balıkesir’e yön vermeye çalışmak veya gelecek için doğru yönü göstermeye çalışmak benim vazifem veya sorumluluğum.

Balıkesir’in gelecekte nasıl bir kent olması gerektiğine dair söyleyeceğim ilk şey, kentin belediyesi, o kenti geleceğe taşıyan en önemli kurumudur.

Balıkesir’in Büyükşehir Belediyesi ve Karesi ile Altı Eylül ilçe belediyeleri, bizi geleceğe taşıyacak, Balıkesir’i 21. Yüzyılın en yaşanabilir kenti haline getirecek en önemli 3 kurumudur.

Dolayısıyla da Balıkesir’i geleceğe taşımak istiyorsak, önce geçmiş ve bugünkü belediyecilik anlayışımızı sorgulamamız lazım. Eğer geçmiş ve bugünkü belediyecilik anlayışımız sorunlu ise, Balıkesir’i hak ettiği noktaya taşıyamamışsa, o takdirde bu belediyecilik anlayışı ile geleceğe emin adımlarla ve umutlu bir şekilde yürüyebilmemiz mümkün değildir. Zira akıl da mantık da bunu bize göstermektedir.

O takdirde bizi geleceğe taşıyacak yeni bir belediyecilik anlayışına ihtiyacımız var demektir.

Yazının devamını, arkası yarın diyerek, yarına bırakalım.

Yarın Balıkesir İçin Yeni Nesil Belediyecilik başlıklı yazıyla kaldığım yerden devam edeceğim.